AYDINLAR (ENTELİJANSİYA) - 59. Sayfa
AYDINLAR (ENTELİJANSİYA)
Aydınlar genellikle, rolleri bilgiyi geliştirip yaygınlaştırmak ve kendi toplumlarının değerlerini ifade etmek olan kişiler şeklinde tanımlanır. Diğer deyişle aydınlar, bir toplumda bilim, kültürve sanatla ilişkisi olan kişilerin oluşturduğu sosyal gruptur. Bu gruplar kendi kendilerine bağımsızlıklarını kazanmışlar ve zaman zaman sosyal ve siyasal etkilerde bulunmuşlardır. Bu anlamda tüm toplumların aydınları vardır, zira en sözde-İlkel toplumlarda bİ-le, ilahi iradenin ve doğal düzenin rahipleri ya da başka tefsircileri varolmuştur. Tarihin büyük kısmında aydınlar zorunlu olarak toplumlarının siyasal ve dini kurumlarından destek görmüşlerdir; aylc ki, yerleşik kurumlara ve geleneklere isyan edenler bilezamanlarınm tanınmış üstadlarında aşırûentellcktücl yaklaşım olarak gördükleri şeyi eleştirme eğiliminde olmuşlardır.
Aydınların rolü matbaanın, bunun sonucu olarak da bilim, ahlak, siyaset ve hatla din alanındaki lemel sorunların özgürce tartışılmasını içeren çeşitli okuma metinlerine kavuşan kamunun gelişmesiyle pek çok bakımdan değişti. Sonraları bazı tarihçilerce Fransız devrimini yapan kişiler olarak kabul edilen onseki-zînci yüzyıl ^Fransız filozofları, aydınların iktidara biraz mesafeli duran ve tanımı gereği mevcut sosyal yapıyı eleştiren kişiler oldukları yolundaki modern fikrin Öncüsü oldular.
Ondokuzuncu yüzyılda aydın kavramı ve çağrıştırdığı şeyler çeşitli toplumlarda farklı şekiller aldı. Fransa'da ve Batı Avrupa'nın diğer gelişmiş ülkelerinde aydınlar, devletin kurduğu akademiler ve enstitülerde çalışan bilim adamları ve araştırmacılardan ve sıkı bir este-tizme kendilerini kaptırmış edebiyatçılardan ayrılmışlardı. Bir aydın olmak, dünya görüşünde resmi görüşten bir dereceye kadar bağımsız olmak demekti ve terim bu haliyle kamuoyunda saygınlık ve tasvip buluyordu. Devletin radikal fikirlerden daha fazla endişelendiği Orta Avrupa devletlerinde siyasal partilerle flört eden aydınlar, eğer büyük ölçüde azınlık gruplardan gelmişlerse otoriteler tarafından özellikle gözetim altında tutuluyorlardı. Milliyetçi (ve daha sonra da faşist) hareketler yüzyılın başında ve Alman VVeimer Cumhuriyetinde Viyaııa'nın "Yahudi Aydınlan"na karşı popülist anti-entelleklücl bir Önyargıya başvuruyorlardı.
İngiltere komşularından farklı bir özellik gösterir. Her ne kadar Viktorya çağının önde gelen sosyal eleştiricileri olmuşlarsa da, orada aklın dünyası İle siyasal ve idari dünyalar arasındaki ilişki oldukça yakın bir bağlantı halindedir. İngiliz aydınlar reform fikrini telkin ederek etki uyandıracaklarını umdular. Bu nedenledir kî, aydınlar sözcüğünün bir İngiliz gerçekliğinden çok, yabancı bir gerçekliği ifade ettiği öne sürülmüş ve günlük hayatla ilgisiz oldukları ima edilerek ona hafifçe bir küçümseme anlamı yüklenmiştir. Birleşik Dev-letler'de İse aydınların benzer bir rolü köleciliğe karşı hareketin zafere ulaşmasından sonra gerilemiştir. XIX. yüzyılın sonlarına doğru radikal sosyal eleştiricilik yolunda yeni bir hareket, Avrupalı aydınların Amerikan versiyonları olarak görülebilecek kişiler arasında gelişti ve bu I. Dünya Savaşı'ndan ve Başkan W.Wİ1-son'un onların bazısını yerli ve uluslararası idealler peşinde geçici olarak koşturmasından sonra yenilendi. Onların bu ikinci aşamadaki yabancılaşmaları o derece büyüktü ki, 1930'-larda Avrupa'da yaygın olandan daha fazla Komünist nüfuzdan ve etkilerden şüphe duyuyorlardı; oysa Amerika için Komünizm hiç bir zaman bir tehlike arzetmemiştir.
Çarlık Rusya'sında aydınlar İle eğitilmiş meslek üyeleri arasındaki farklılaşma daha az olmuş ve onlar "intelijansiya"nm üyeleri olarak hep birlikte gruplandırılmışlardır. Mutlakİyet-çi bir rejimle karşılaşan intelijansiya'nın bir üyesi olmak, tanımı gereği sosyal düzenin eleştiricisi ve rejimin muhalifi olmak anlamına geliyordu. Sovyetler Birliği'nde ve ardından Doğu Avrupa'da Komünist Partİ'nin yönetimin-
deki tekelciliği ve İletişim araçları üzerinde devlet ve Partİ'nin kontrolü aydınlan "yeraltına" çekilmeye zorladı, aynen, Çarlık yönetiminde olduğu gibi aydın olmak, baskı araçlaffl-nı daha da geliştiren ve ilk zamanlardakinden daha hoşgörüsüz olan rejimlerin muhalifi olmak anlamına gelmeye başladı.
XIX. ve XX. yüzyılın denizaşırı Avrupa İmparatorluklarında Batı tarzı eğitimden etkilenmiş bir aydınlar sınıfı, geleneksel olarak eğitilmiş ve yerli geleneğe bağlı aydınların yamsıra boy göstermeye başladı. Savunduktan fikirler onlardan istenen rollerle birleşmiş ve onlan siyasal muhalefete kaydırarak Çarlık Rusya'sından bahsederken kaydettiğimiz şeye benzer bîr etki yapmıştır. Başka bir benzerlik aydın kavramının, buralarda Batılı anlamda full-ti-me çalışan aydınlardan oluşan küçük azınlıktan daha fazla şeyler içerecek şekilde genişlemesidir. Ortaya çıkan şey, yine bir "intelijansi-ya" idi. Üçüncü Dünya ülkelerinin sözde bağımsızlıklarının ardından ortaya çıkan bu aydınlar güçlü tepkiler gösteriyorlardı. Bu kökleşmiş muhalefet ve eleştiri alışkanlığının, söz-konusu aydınlar iktidarı ele geçirdiğinde kolayca ortadan kalkmayacağı belliydi. Aydınlar yönetime geçtiklerinde çok ender olarak başarılı olmuşlar ve genellikle askerler gibi daha disiplinli unsurlara yol vermek zorunda kalmışlardır.
Daha yakınlara gelindiğinde Üçüncü Dünya ülkelerindeki aydınların Batılı değerler ve tutumların benimsenmesine karşı tepkisi geleneksel, büyük Ölçüde dini olarak yönlendirilmiş liderliğin canlandırılması (özellikle İslâm dünyasının bazı kısımlarında -İran gibi-) ve aydınların Batılı liberal ya da Marksist temaslar neticesinde bozulmuş düşünceleri reddetmesi sonucunu doğurmuştur.
Görevleri herşeyi açıklamak olan aydınlar tabii olarak kendi rollerini de açıklamaya koyulacaklardı. Bu benlik-bilincİ ise kimi popülist (halk) hareketlerin anti-entcllektüalizmi tarafından destekleniyordu. Aydınların genel olarak bazı kronik problemleri vardır. Onlar kendilerine ait fikirleri bağımsız olarak üretmek ve geliştirmek mi istemekte, yoksa filozof-krâlolmayı mı arzu etmektedirler?
(SBA)
Bk. Bilgi Sosyolojisi; Empeıyalizm; ideoloji; Sömürgecilik. [1]
[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/100-102.
İslami Okul Okulların En Önemlisi