MANTIKÇI POZİTİVİZM - 11. Sayfa
MANTIKÇI POZİTİVİZM
Mantıkçı Pozitivizm (Logical positi-vizm), mantıkçı deneycilik (Logical empi-ricism), bilimsel deneycilik (Scientifıc em-piricism), Viyana Okulu veya Viyana Çevresi (Vienna Circle, Wiener Kreis) ve yeni -pozitivizm (Neo-positivism) olarak da anılan Mantıkçı Pozitivizm, XX. yüzyılda Avusturya'da Moritz Schlick'in öğrencilerinin oluşturduğu Viyana Okulu, Viyana Çevresi'nde meydana çıkmış felsefe akımıdır.
Yeni-Pozitivizm ve dolayısıyla Mantıkçı Pozitivizm, Auguste Comte'un ve John Stuart Mill'in klasik pozitivizmine, hatta XVIII. yüzyıl İngiliz ampirizmine kadar gider. Ancak yeni pozitivizm, alman ampri-okritisizm'den kaynaklanmaktadır. "Anna-len der Philosophie" dergisini yönetmiş, sonraları yeni pozitivizmin en önemli yayın organı olmuş "Erkenntnis" (Bilgi) dergisini yayınlamış olan ve Avenarius'un öğrencisi Joseph Petzold (1862-1929) önemlidir.
Ampriokritisizm yanında, Fransız "bilim eleştirisi", Russel'in felsefesi, matematiksel mantık ile çağdaş fiziğin gelişimi, mesela Einstein, akım üzerinde etkili olan görüş veya öğretilerdir.
Bu akım Moritz Schlick'in seminer çalışmaları çerçevesinde 1929 yılında "Wis-senschaftliche Weltauffassung (Bilimsel Dünya Görüşü) adlı bir incelemenin yayın-lanmasıyla Der Wiener Kreis (Viyana Çevresi) şeklinde tanınmaya başlamıştır. 1930'daki Erkenntnis'in yerini 1939'daJo-urnal ofUnified Science dergisi alacaktır. Öte yandan 1929'da Prag'da, Koenigs-berg'de, 1934'de yine Prag'da, 1935'de Paris'te, 1938 Cambridge (İngiltere) ve 1939'da Mass'daki Cambridge'de kongreler düzenlemekle akımın uluslararası nitelik kazanması sağlanmıştır. Bu arada Nasyonal-Sosyal iz m'in baskısıyla akımın temsilcileri, İngiltere ve Amerika'ya kaçmışlar ve Amerika'da "Encylopedia of United Science"! kurmuşlardır. İngiltere'de 1933'den itibaren yayınlanan "Analysis" dergisi de anı İmalıdır.
Akımın belli başlı düşünürlerinin hemen bütünü Alman'dır. Sırasıyla Viyana, Prag ve Chicago'da felsefe dersleri veren Rudolf Carnap; Camap'ın yanında Berlin, istanbul ve Los Angeles'te profesörlük yapmış, Viyana Çevresi'nin oluşmasına katkıda bulunmuş, fakat sonradan katı (Ortodoks) yeni pozitivizmden ayrılmış olan Hans Reichenbach (1891-1953); etik konusundaki yazılarıyla tanınan ve bir öğrencisi tarafından öldürülen Moritz Schlick (1882-1936); Ot-to Neurath (1882-1945), Hans Hahn (1880-1934) sayılabilir. Waismann, Fiegl, Kauf-mann, Menger, Gödel, Dubislav da değişik etkinlikleriyle Mantıkçı Pozitivizm'e katkıda bulunurlar. Keza birçok matematikçi ve mantıkçıyla bitikte Alfred Tarski ve Kari Popper yeni pozitivizme yakın düşünürlerdir. Almanya'nın dışında İngiltere'de Su-sann L. Stebbing, A.E. Duncan Jones, G.RyIe (Analysis Çevresi), Alfred J. Ayen Fransa'da Viyana çevresini tanıtan Louis Roguier ile General Vouillement zikredilmesi gerekenlerdir.
Russel'in öğrencisi ve dostu olan,Cantf>-ridge'de ders veren Avusturyalı filozof Ludwig Wiugenstein'in "Tractatus Lagi-co-Pihlosophicus (Manüki-Felsefi İncelemeler) (1921) adlı eserinde yeni pozitivizmin başlıca ilkeleri ortaya konmuştur. Nu* m aralandın İmiş Özdeyişlerden meydana gelen bu eser, Russel'in dünyanın bütünüyle bağımsız olgulardan oluştuğunu savunan mantıkçı atomculuğundan hareket eder. "Gerçek önermelerin bütünü doğa bilimlerinin tümüdür. Felsefe bir doğa bilimi değildir." Amacı düşüncelerin mantıksal yorumu olup bir öğreti değil, bir etkinliktik Schlick'e göre de felsefenin faaliyeti iddialar ile sorunların anlamını açıklamaktır. Yeni pozitivist veya mantıkçı pozitivistle* rin ortak görüşü sudun Felsefede kesin veya "katı bilimsel bir tavır", ancak modern matematiksel mantığın felsefeye uygulanmasıyla mümkündür. Bu tavır, sonuçta bütün bilgi sürecini mantığa indirger ve aynca sübjektif-idealist ampirizme ulaşılır. Reio henbach'ın, Camap'm görüşleri buna farklı iki ömek oluşturur. Yine mantıkçı poziti-vistlere göre, matematik ve mantık gerçekliğe ilişkin bir şey ileri sürmezler, acak önermelerin düzenlenmesinde bir metod meydana getirirler. Dolayısıyla bilimlerde modem matematiksel mantığın çözümleyici metoduyla açıklanamayan sorunlar "aldatıcı sorunlar" kabul edilir. Buna karşılık anlamlı önermeler, ancak mantıkça veya
ampirik olarak doğrulanabilir önermelerdir, öyleyse bir önermenin anlamı, doğru-lanabilirliğinin şartlanyla belirlenebilir.
Bu filozoflara göre felsefenin görevi gerçekliği genel objektif ilkeler olarak ortaya kovmak olmadığı gibi, maddeyle bilinç arasındaki gerçek bağlantıyı da bulmak değildir. Felsefenin görevi münferit bilimlerdeki kavramların meydana gelişlerini mantıkça çözümlemektir. Bunun anlamı felsefenin bütün olarak dil felsefesine indirgen-mcsidir. Ayrıca mantık doğrulamasından anlaşılan da, bir önermenin mantık kurallarına uygunluğudur. Aynı şekilde ampirik doğrulama ise, mantık vasıtalarının yardımıyla doğrudan doğruya bir gözleme veya yaşantıya karşılık veren bir önermeye tanım gereği dönmektir. Bu iki deneyle doğrulamayan önermeler "anlamsız" sayılmalıdır. Bu bakımdan bu akımın taraftarları klasik bilinmezcilik anlamında cevaplandırılmamış hiçbir soru kalmadığını ileri sürerek Hume'un aşıldığını savunurlar.
Daha genel çizgileriyle mantıkçı pozitivizm şu önermelere dayanmaktadır denebilir:
a) Felsefenin önemi, ampirik bilimlerdeki önerme ve kavramların mantıkça çözümlenmesine dayanmasıdır.
b) Felsefe, ampirik bilimlerin yanısıra kendine Özgü bir konu alam bulunduğunu kabul etmez.
c) Felsefe yapmanın metodu mantıktır.
d) Mantık önermeleri gerçekliğe ilişkin herhangi bir şey ortaya koymazlar.
e) Klasik metafiziğin bütün önermeleri, görünüşte kavram ve Önermelerdir, çünkü ampirik olarak temellendirilemezler.
Bu bakımdan mantıkçı pozitivisder bazı noktalarda klasik pozitivizm ile ampirist kuramlardan ayrılırlar. Ayrıldıkları noktaların temelinde bilimsel bilgi ile metafizik arasındaki fark yatar. Çünkü onlar doğnı-yanlış bilgi ayırımı yerine, anlamh-anlam-sız önerme ayrımını koyarlar. Sözgelimi klasik metafizikte ele alınan "İyi nedir?" "insan özgür müdür?", "ruh ile beden hangi noktada ilişkilidir?" gibi sorular, yanlış değil anlamsızdırlar, çünkü cevaplandırıla-mazlar. O halde yapılması gereken bir çözümlemeyle bunların anlamsız olduklarını görebilmek ve bunlardan vazgeçmektir.
Kurt Godel'in belirsizlik ilkesi üzerine yayınladığı makale mantıkçı pozitivizmin sarsılması anlamına gelir. Bu ilke, Russel'in ve Viyana Çevresi'nin öngördüğü tam ve mükemel dil anlayışını yıktığı gibi, saf şekli sistemler içinde tamlığm olamayacağını is-bat ediyordu. Amerikalı felsefeci J.V.A. Quine mantıkçı pozitivizmin doğmaükliği-ni eleştirdi. Ayrıca bilimler alanındaki gelişmeler de bu akımı derinden etkiledi. Einstein, Niels Bohr, Erwin Schrödinger, Thomas S. Kuhn'ın çalışmaları bu bakımdan önemlidir.
Mantıkçı pozitivizmin bugünkü felsefe eğitiminde mantıki kesinliğe ve çözümlemeye verdikleri değer, belirli bir felsefi görüş ortaya atılırken önermeler arasındaki is-batlama bağına çektikleri dikkat Önemlidir. Fakat bilimsel bilginin tek doğru veya sağlam bilgi olduğu görüşleri tartışmaya açık bir iddiadır.
İsmail KILLIOĞLU Bk. Mantık.
İslami Okul Okulların En Önemlisi