Melamilik - İslami Bilgiler - 25. Sayfa
MELAMİLİK
Arapça "levm" kökünden türeyen meta-me, kötü görmek, azarlamak, serzenişte bulunmak, çirkin bulmak, kötülemek gibi anlamlara gelir. Tasavvufı bir meşrep, daha sonraları bir tarikat olarak ortaya çıkan Me-lametiye, "kınayanın kınamasından korkmamak, bunu uygulamaya koymak için de nefsin istek ve arzularına karşı durmak, ruhi halleri gizlemek veya aksini dışa vurmak" esaslan üzerine kuruludur.
Hicri II. yüzyılda ortaya çıkan zühd ve tasavvuf hareketi, aradan bir yüzyıl geçmeden şekillenip kurumlaşmış ve bunlara bağlı olarak adab-erkan, seyr ve sülük, halvet-uzlet belirli hale gelmiş, sufilere mahsus kıyafetler, davranış tarzlan ortaya çıkmış dergah ve tekkeler yapılmaya başlanmıştır, ilk şekliyle melamilik (Melametiye) bu kurumlaşmaya karşı bir hareket olarak ortaya çıktı. Bu meşrebi benimseyenlere göre,
zühd hareketinin yukarda belirtilen şekiller altında kendini göstermesi, zühde ters bîr anlayış olarak algılandı.
Bölgelere göre yapılan tasavvuf hareketleri tasnifinde Melamilik hareketi, Horasan mektebi olarak verilmektedir
Melametilik hareketinin kaynaklan arasında Fütuvvet Önemli bir yer tutarken, devamı olarak da Kalenderiük özel bir yer kazanmaktadır. İlk dönem tasavvufı tabafcat kitaplarında Melami büyüklerinin, "ftttttv-vet ehlinin ileri gelenlerinden" şeklindtfsu-nulmalan da bu açıdan önemlidir. FütütKıeJ tin şu dört ilkesi Melami hareketin de en önemli umdeleri arasındadır^. Nefsim arzularına ay kın hareket etmefc, 3ıtfisiuHpi beğenme duygusunu içten çıkanp-aûnaE, 3. Sır ve batını zahirden çok gözetmds*'4i leri gizlemek. Kalenderilikteki vır ise çok açıktır. Saç-sakal-bryık-ka^&ra-şı (cihar darb) ve çevreye aldınşsızkk; *ktf nanmaktan korkmamak, kirianmayi&fem'ir) etmek" için çok açık ÖrneklerdaS.
Melamiliğin kurucu»
Kassar (öl. 271/884) gÖsterilmdaşİiruA» nunla beraber IX. ve X. yuzyiltardayaçaVan büyük sufılcrin birçoğunda. Özettikle ^Ah"-med b. Hadraveyh (öl. 240/854), Ebu Türab Nahşebî (öl. 245/859), Ebu Hafs Haddad (öl. 260/883), Şah Suca Kirmani (öl. 270/883), Ebu Osman Hiri (öl. 295/910)'de melami tavır çok açık olarak bulunmaktadır. Melami hareket için ilk bağımsız eser, Sülemi (öl. 412/1021) tarafından yazılan er-Risaletu'l-Melametiye adlı kitaptır. (Ö.R. Doğrul) tarafından İslam Tarihinde tik Melamet adıyla Türkçeye çevrilmiştir). Sülemi, bu kitapla melamiliğin esaslarını 45 maddede özetlemektedir. Daha sonra Hucviri (öl. 465/1072) Keşfu'l-Mahcubaâh eserinde "Melamet" başlığı altında, konuyu
geniş olarak ele almış, melami menkıbelerine yer vermiş ve bu harekete karşı tenkitler de geliştirmiştir. Daha sonraki kaynaklarda melamete ya Özel bölümler ayrılmış veya melami su fi I erin hal tercümesi verilirken, bu meşrebten genişçe bahsedilmiştir. Mesela, îbn Arabi (öl. 638/1240) Fütuhat el-Mekkiye adlı eserinin 309. babım melamete ayırmış, melamileri ricalullahın en üst makamında bulunan kişiler olarak değerlendirmiştir.
Melamiliği bir tarikat olarak ele alanlar, bu hareket için üç dönem üzerinde dururlar:
1. Melamiye-i Kassariye (Tarikat-ı ali-ye-i Sıddıkiye): Hamdun Kassar,
2. Melamiye-i Bayramiye (Tarikat-ı ali-ye-i Bayramiye): Dede Ömer Sikkini (öl. 880/1475),
3. Melamiye-i Nuriye (Tarikat-ı aliye-i Nakşı ben d iye): Muhammed Nuru'l-Arabi (öl. 1305/1887). Bunlara birinci, ikinci ve üçüncü dönem Melamileri adı da verilir. Son iki melami hareket Osmanlı Devleti sınırlan içinde doğup gelişmiştir.
ikinci dönem melamiliği (Melamiye-i Bayramiye): Bu dönem melamiliğinin ortaya çıkışı hakkındaki en yaygın menkıbe şudur Hacı Bayram Veli'nin vefatından sonra, onun tanınmış halifesi Akşemseddin ile Dede Ömer Sikkini arasında meşrep farklılığı ortaya çıkar. Zikir meclisleri, kıyafet ve adab-erkana karşı olan Sikkini, Akşemsed-din'in zikirlerine katılmaz. Akşemseddin bu davranışlarım sürdürmesi halinde Sikki-ni'den tac ve hırkayı alacağını söyler. Sikkini de tac ve hırkayı vereceğini söylediği cuma günü bir ateş yaktırır ve "buyurun ateşe girelim, keramet tac ve hırkada ise, biz yanarız onlar kalır, değilse onlar yanar biz kalırız" der ve ateşe girir. Tac ve hırka yanar,
kendisi sema ederek yanmadan ateşten çıkar. Böylece Ömer Sikkini ayrı bir meşrebe sahip olarak Melamiye-i Bayramiyeyi kurmuş olur. Şeyhlerine uyarak Bayram i mcla-miler tac ve hırkaya iltifat etmezler. Daha sonra tarikat vahdet-i vücudçu düşüncelerin büyük çapta etkisinde kalır. Safeviye-den gelen aşın ehl-i beyi sevgisi de tarikatta önemli bir yere sahip olur. Bu iki unsur Bayramı m elam i ler in Osmanlı Devleti tarafından zaman zaman takip edilmelerine, öldürülmelerine neden olur. Sikkini'den sonra bağlılan Ayaşh Bünyamin'e (öl. 1510) tabi oldular. Ayaşh'dan sonraki meşhur Bayra-mi-Melami pirleri şunlardır: Pir Ali, onun oğlu İsmail Maşuki, Ahmet Sarban, Ankaralı Hüsameddin, Hamza Bali, tdris Muhtc-fı, Sütçü Beşir Ağa, Seyyid Haşim, Paş-makçızade Seyyid Ali, Şehit Ali Paşa. Bunlardan başka alim ve ediplerden Abdullah Bosnevi, Lamekani Hüseyin, Oğlan Şeyh ibrahim Efendi, Sunullah Gaybi, Neşati Ahmed Dede, San Abdullah, Çevri, Laliza-de Seyyid Abdulbaki de bu meşrebe mensuptur. Sikkini'den sonraki pirlerden Pir Ali, şikayetler üzerine Kanuni tarafından ziyaret edilmiş, İsmail Maşuki 12 müridiyle Atmeydanı'nda asılmış, Hamza Bali idam edilmiş, Sütçü Beşir Ağa boğularak cesedi denize atılmıştır. Hamza Bali'den sonra Hamzaviler adını alan Bayrami-Melamiler sonlarından korkarak gizli bir tarikat hüviyetine bürünmüşlerse de, izlenmekten kurtulmaları mümkün olmamıştır.
Üçüncü devre melamiliği (Melamiye-i Nuriye): Bu dönem melamiliğinin kurucusu olan Muhammed Nurul-Arabi önce Halveti, sonra Nakşi tarikatından el almış, daha sonra da Derviş Mehmed'e intisap ederek melami olmuştur. Bayramı melamileri Nu-ru'i-Arabi'ye uyan KVJamiVıc mâtâbmi&e
(Melamilik taslayanlar) derler. Bu kolu, Haririzade gibi, Nakşiliğin bir kolu olarak değerlendiren, yazarlar da vardır. Daha çok Rumeli'de yaygın olan bu kola göre, salik için üç şey gereklidir. 1. Mücahede, 2. Daimi zikir, 3. Yaratılış sırlarını kavramak. Bu dönem melamîliğine belli nisbette adab-er-kan, şekil ve rüsum girmiş dergah açmaya da önem verilmiştir. Tibyan yazan Haririzade Kemaleddin (öl. 1299/1881), Ali Urfi (öl. 1305/1887), Bursalı Mehmet Tahir (öl. 1924) bu dönem melamilerinin önce gelen-lerindendîr. Nuru'l-Arabi'den de el alan-Ah-med Amis Efendi (öl. 1920) yoluyla da bu dönem melamiliği yayılmıştır. Amis Efendi, Şabaniye tarikatına mensup olmakla ve çoğunlukla Halveti icazetnamesi vermekle beraber, saliklerini melamet yoluyla irşad ettiği bilinmektedir. Onun müritleri ve yakınları arasında Bursalı Mehmet Tahir, Ba-banzade Ahmet Naim, Hüseyin Avni Konuk, Evrenoszade Sami, İsmail Fenni Er-tuğrul, Abdiilaziz Mecdi Tolun, Mustafa Enver, Hattat Hasan Rıza bulunmaktadır.
Dini-tasavvufi edebiyat verimlerinde melami unsurların yer alışının, tasavvufun ortaya çıkışıyla yaşıt olduğu söylenebilir. Türkçe yazılan verimler için de aynı durum sözkonusudur,
Melamilik konusunda bağımsız olarak yazılmış Türkçe meşhur eserler şunlardır: Lalizade S ey yi d Abdulbaki, Menahb-ı Melamiye-i Bayramiye (ts.), Müstakimza-de: Risale-i Melamiye-i Bayramiye (l.Ü. Ktp, Ty. Nu. 3357), Bursalı Mehmet Tahin Menakıb-ı Şeyh Hace Muhammed Nuru'l-Arabi ve beyanı melamet ve ahval-i meîa-metiye (yazmalarından bir nüshası Gölpı-narh kitaplığmdadır). Sadık Vicdani: To-mar-ı Turuk-ı Aliyye-Melamilik (1921), Abdulbaki (Gölpınarlı): Melamilik ve Me-
lamiler (1931). Özellikle son kitap Melami edebiyatı açısından çok önemlidir ve çokça ömek içerir.
Mustafa KARA
İslami Okul Okulların En Önemlisi