Sanat - İslami Bilgiler - 8. Sayfa
SANAT
Sanatın ağırlıklı olarak sübjektif ve şahsî yaşantılara dayalı olmasından dolayı son derece çeşitli tanımlan yapılmıştır. Bunun için yüzlerce tanımı bulunan sanatın bazı tanımlarına bir göz atalım:
Sanat zekânın malzemeyi kullanmasıdır.
Sanat tabiatın taklididir.
Sanat, maddeye giren ve onu kendi şekline sokan fikirdir.
Sanat mükemmel ve ideal güzelliğin aranmasıdır.
Sanat dinleyen ve seyredende estetik bir zevk uyandıran, gerçekliği sembolik olarak ifade eden eser ve hareketlerdir.
Sanat İnsanla nesnel gerçeklik arasındaki İlişkidir vs.
Bütün bu tanımların bazı ortak yönlerini söyle bir "tasvir" içinde birleştirebiliriz: Sanat, bir duygu veya bir düşüncenin maddî bir malzemeden, sesten veya sözden faydalanmak suretiyle heyecan ve hayranlık uyandıracak bir şekilde ifadesidir.
Bu tanımda dikkatimizi çeken dört husus bulunmaktadır:
l)Bir duygu veya düşünce;
2) Plastik malzeme veya ses ve söz;
3) ifade;
4) Heyecan ve hayranlık uyandıracak şekil. Şimdi bunları kısaca açıklayalım:
Duygu ve düşünce, sanat eserinin sübjektif ve manevî unsurudur. Plastik malzeme maddî veya zihnî olsun eserin objektif unsurudur. Sanatçı duygu ve düşüncesini bu malzeme ile ortaya koyar. İfade sanat eserini meydana getiren asıl unsurdur. Birinci ve ikinci unsura herkesin ulaşması mümkün olduğu halde, ifade mükemmeliyetine ancak bir sanatkâr ulaşabilir. Dördüncü unsur ise ifadenin vasfını oluşturmaktadır ve bizi yeniden sübjektif unsura götürür. Sanat eserinin karşısında hayranlık, heyecan ve zevk duyan varlık da insandır (seyirci). Başlangıçta sanatçı seyirciyi hedeflemeden sanat yapsa da, seyirci sanat eserinin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Sanat kelimesi Arapça sun' (bir işi güzel bir şekilde yapmak anlamındadır) kelimesinden türetilmiştir. Fakat îslâmî literatürde sun' Allah'ın eserleri anlamında kullanılmış, sâni' sıfatı da Allah'a atfedilmiştir. Fakat sanat kelimesi günlük hayatta daha çok beceri, hüner, marifet, mümârese gibi anlamlarda kullanılmıştır. Bugünkü anlamıyla güzel sanatlar için de sanâat veya sınâal kelimeleri kullanılmıştır. Daha sonra Fransızca beaux arts (güzel sanatlar) karşılığı olmak üzere sanâyi-i nefise terkibi kullanılmaya başlanır. Zanaat (craft) olarak kullandığımız kelime de sanâat'ın bozulmuş şeklidir.
Tarih içinde sanatın mahiyeti üzerine pek çok teoriler geliştirilmiştir. Platon sanatı bir taklid (idealann taklidi) ya da mi-mesis olarak görür; Aristoteles ise gerçeğin taklidi olarak görür. Aristoteles aynca sanatın eğlendirme, eğitme ve arındırma (ka-tarsis) etkilerinin de olduğunu söylemiştir. XVIII. yüzyılda JJ. Rousseau sanatın güzellik değil, duygusal coşma olduğunu iddia etmiş ve romantik sanata kapı açmıştır. Sanatı biçimci (formalist) bir tarzda kavrayan akıma biçimci sanat adı verilir. İdealist filozoflar sanatı ruhun maddeye nüfuz edip onu kendisine benzetmesi olarak görmüşlerdir. Çağımızda ise modern sanat adı altında nesnel gerçekçilikten uzaklaşıp kişinin bilinç ve algısının ön planda yer aldığı yeni bir sanat anlayışı oluşmuştur.
Sanat sosyolojisi, toplumlardaki, toplumsal gruplardaki sanat faaliyetlerinin özellikleri ve yapısının başlıca kesimleriyle arasındaki ilişkileri, güzellik anlayış ve anlatı m larındaki değişmeleri incelemeyi amaçlar. Sanatın dinle, siyasetle, toplumla ve karşısına çıkan bUtün Öteki olaylarla kaçınılmaz ilişkileri olmasına rağmen, medeniyet ve kültür adını verdiğimiz bir bütünleşme süreci içinde bir tepki biçimi olarak kendine göre farklılığı ve ağırlığı olan bir yapı arzeder. Sanat toplumsal etkileşimlere açıktır, fakat bir çok "sosyalist gerçekçilik" taraflarının ve kaba Marksist-materyalist-lerin söylediği gibi nesnel gerçekliğin, ekonomik alt-yapının bir yansımasından ibaret değildir. Sanat temelde bireysel bir faaliyettir. Sanat ifade bakımından sanatçının hayal gücüne, sevgisine ve dehasına dayanmaktadır. Sanat ve toplum arasındaki ilişki sorununu, ünlü sanat teorisyenlerinden
Herbert Read'in şu cümlesiyle noktalayalım: "Sanat gerçekte, bir *ucunda kişi (birey), öbür ucunda toplumun yer aldığı zıt kutuplar arasındaki kıvılcım sıçramasına benzetilmiştir. Burada bireysel anlatım, sosyal bir kabulün sembolü veya mit'i olmaktadır."
Sanat terimi, bu kullanımların yanısıra tabîat'a karşı olan, tabiî olmayan anlamında da kullanılır. Sanat eseri, bulduğumuz şekliyle tabiata karşı insan çaba ve yeteneklerinin bir sonucu olarak varolan bir şeydir. Böyle bir "şey" alelalede, estetikle ilgisiz bir şey olabilir. Ama bu geniş anlam içerisinde yine de sanat eseri sayılır.
(SBA) Bk. Estetik.
İslami Okul Okulların En Önemlisi