Tarafsızlık - İslami Bilgiler - 11. Sayfa
TARAFSIZLIK
Tarafsızlık, bir uluslararası hukuk kavramıdır ve savaş zamanı ile ilgili bir politikadır. Bir devletin iki veya daha fazla devlet arasında çıkmış olan bir savaşta savaş dışında kalacağını bildirmesidir. Tarafsız devlete uluslararası hukuk bazı haklar tanımakla ve Ödevler yüklemektedir. Böyle bir devlet savaşan taraflara askeri yardımda bulunmama ve sınırlan içinde askeri hareketler için üs vermemekle yükümlüdür. Diğer devletler de tarafsız devletin bu statüsüne saygı göstermek zorundadırlar. Savaş sırasında ilan edilmiş olan tarafsızlığın hükmü savaş
sonunda sona erer. Tarafsız ülke isterse tek taraflı bir tasarrufla tarafsızlığına son vererek savaşa gireceğini açıklayabilir.
Sürekli tarafsızlık hem savaş hem de bir barış zamanı durumudur ve uluslararası antlaşmalarla belirlenir. Sürekli tarafsız devlet, savaş zamanında tarafsızlık statüsünü koruduğu gibi barış zamanında da siyasal ve askeri ittifaklara girmekten kaçınır. Sürekli tarafsızlık başka devletlerin girişimi sonucu uluslararası hukukta belirtilen antlaşmalarla elde edilen bir statüdür. Av-rupanın büyük devletleri İsviçre'yi 1815'te, Belçika'yı 1831'de, Luxemburg'u 1867'de sürekli tarafsız duruma getirmişlerdir. Bunlardan sadece İsviçre'nin bu statüsü devam etmektedir. Avusturya ise, 15 Mayıs 1955 Viyana Antlaşması'yla bu statüye girmiştir.
Eğer bir devlet birbirleri ile savaşan iki ya da daha fazla devlet arasında tarafsız kalmak isterse, uluslararası hukuka göre herhangi bir tarafa yardım etmekten ya da savaşla ilgili bir sebebten dolayı herhangi bir tarafın topraklarını kullanmasından kaçınmak yükümlülüğündedir. Buna karşılık savaşan güçlerden herhangi biri ya da ikisiyle ticaret yapabilir, ama her ikisinin de yasaklanmış malların ticaretini önlemeye ve blokaja hakkı vardır ve bu durumda tarafsız ülkenin uyrukları ve gemileri koruma altındadır. Uluslararası hukuk yürürlükte olduğu sürece savaşan hiç bir taraf, tarafsız ülkeye saldıramaz.
Sınırlı savaş döneminde, tarafsızlık fikrinin bir zamanlar oldukça mükemmel olmasına ve savaşın etkisini uluslararası toplumun geriye kalanı üzerinde en aza indirmesine rağmen, son iki dünya savaşında fazla bir anlamı olmamıştır. Her iki savaşta.
Savaşı'nda ABD'yi İngiltere ve Fransa'nın yanında savaşa sokan, büyük ölçüde Almanya'nın tarafsız Amerikan ticaret gemilerine saldırmaktan kaçınmayı reddetmesi olmuştur. Sadece, 19. yüzyılın başlarından bu yana uluslararası alanda daimi tarafsız olarak kabul edilen, İsviçre herhangi bir tarafın ya da diğerinin yanında yer almaktan tamamen korunabilmiştir. Ama, birbirine karşı en acımasız düşmanlar arasında bile bazı tarafsız arabuluculara sahip olmanın, savaş esirleri üzerinde anlaşmalar gibi karşılıklı çıkarlar konusunda oldukça iyi nedenler vardır.
Kanuni olarak, gerçekte, tüm uluslar genel bir tarafsızlık arzularını ilan etme hakkına sahip değildir. Birleşmiş Milletler'in tüm üyeleri Örneğin, birbirlerini savunma ve belli şartlar altında saldırganı cezalandırmaya yardım etme görevini paylaşır ve savaşanlardan birinin Birleşmiş Milletler müeyyidesi altında olması durumunda tarafsızlığının savaşan ülkelere karışmamayı gerektirdiğini öne süremez. Pratikte tek yeterli tarafsızlık 'silahlı tarafsızlık' olarak bilinendir.
Bu tarafsızlık durumuna belki de en iyi örnek modern İsveçtir. İsveç hem herhangi bir savaşa katılmama niyetindedir hem de sınırlarını etkili bir şekilde koruyabilecek güçtedir. İsveçliler gerçekte yeterli bir silah endüstrisine ve az ya da çok mecburi askerlik hizmetine dayanan büyük ölçekli bir askeri kapasiteye sahiptirler. Bir ülkenin kendisini savunmaya yeterli olabilmesi tarafsızlığın kanuni tanımına oldukça yakındır, çünkü savaşan bir ülkenin diğer ülkeyi aynı şeyi yapmaktan alıkoymak için tarafsız ülkeyi işgal etme isteği her zaman mümkündür, hele bir de tarafsız ülkenin zayıflığı dolayisı ile karşı tarafın faydalanmasına karşı kendini savunamayacak durumda olması halinde böyle bir işgal arzusunu haklı görebilecektir.
Bu yüzyılın potansiyel olarak sınırlı savaşlarında, saldırganların tarafsız ülkeleri işgal etmek için hazır olduklarını düşündüğümüzde, herhangi bir üçüncü dünya savaşında larafsızlık nosyonu tamamen hayalidir. Sadece böylesi savaşları değil aynı zamanda nükleer olabilecek savaşları da Avrupa'da görmek mümkündür, ama İsveç'in stratejik durumu hem NATO, hem de Varşova Paktını en azından hava sahasındaki tarafsızlık açısından huzursuz etmektedir. Tarafsızlık şüphesiz süper güçlerin, ya da güçlü müttefiklerin katılmadığı sınırlı ve küçük çaplı savaşlarda mümkündür ama bu savaşa katılmaktan korkan küçük bir ülkenin tarafsızlığından ziyade, savaşa katılmaya önem bile vermeyenlerin tarafsızlığıdır. Daha ötesi, süper güçlerin çıkarları söz konusu olduğunda çok az potansiyel sürtüşme vardır ve herhangi bir yardım ya da tercih yapmama anlamındaki tarafsızlık herhangi bir önemli savaş-sonrası çatışmasında öne çıkarılmamıştır.
Tarafsızlıkla ilgili bir diğer kavram ta-rafsızlandırmadır. Tarafsızlandırma veya silahsız duruma getirme egemenliği sınırlayıcı bir statüdür. Hükümetler yenilgilerden sonra veya hakim bir aktörün baskısına uymak zorunda olduklarında böyle bir statüyü kabul ederler. Tarafsızlandırma (neutrali-zatîon) ile kastedilen, devletler arasında bir savaş çıktığında belli bir bölgenin savaş hareketlerinin dışında tutulacağıdır. Silahsız duruma getirme (demiIİtarization) ise bazı bölgelerin tahkim edilmemesi ve buralarda askeri kuvvetler bulundurulmamasıdır. Ör-bölgelerin tahkim edilmemesi ve buralarda askeri kuvvetler bulundurulmamasıdır. Örneğin Lozan Antlaşması'yla Türkiye'nin boğazlar bölgesinde tahkim yapmak ve kuvvet bulundurmak hakkı sınırlanmıştı. Bunun dışında Versay Antlaşması gereğince Almanya'nın Rhein kıyılan ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra Japonya demilitarize edilmişti.
Tarafsızlığa en iyi örnek Türkiye'nin yakın geçmişinden verilebilir. Türkiye II. Dünya Savaşı'nda son yıllara kadar tarafsızlığını korumuştur. Savaşın sonlarında Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiş olması, sadece yeni örgütlenmeye çalışılan Birleşmiş Milletler'in kuruluşuna iştirak için idi. 1980 Eylül'ünde Iran ve Irak arasında başlayan ve tam dokuz yıl devam eden savaşta da Türkiye tarafsız kalmıştır. Türkiye bu savaşta hem Irak, hem de Iran ile ticarî, siyasî ve iktisadî ilişkilerini sürdürmüştür.
(SBA)
İslami Okul Okulların En Önemlisi