Enfal Suresi [1] İbni Abbas Şöyle Demiş - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 8. Sayfa
ENFAL SURESİ[1]
İbni Abbas şöyle demiş: "Bedir günü olduğunda Rasulul-lah (s.a.v.) dedi ki:
"Kim şöyle yaparsa ona şöyle şöyle sevap vardır." Gençler hemen koşuşup ona geldiler. Sonra ganimetin onlara ayrılmasını istediler. Yaşlılar onlara şöyle dediler:
"Bu konuda kendinizi bizim üzerimize tercih etmeyin, çünkü biz size destek durumundaydık." Bunun üzerine ayet nazil oldu:[2]
1- "Sana ganimetlerden soruyorlar..."
Ubade b. Samit'ten[3] nakledildiğine göre şöyle demiş:
"Biz bedir ehli ganimet hususunda ihtilafa düştüğümüzde bizim için nazil oldu. Bir de dedik ve ihtilafa düştük ki Rasulullah'ı (s.a.v.) kim koruyacak ve savaşan muharipler kimler olacak diye münazaraya daldık ve bu esnada ahlakımız kötüye gitti. Allah ta onu bizim aramızdan çekip aldı ve ganimetin hepsini Rasuhı için kıldı, o da ganimeti aramızda eşit bir şekilde paylaştı.[4]
"Zate beynikum"
Müennes yapmıştır. Çünkü hale beynikum (aranızdaki hali.) murad etmiştir. Yahut ülfeti.
Havvat b. Cübeyr Ensari de şiirinde aynen kullanmıştır:
"Oba ehli kendi aralarında salihtirler. Aniden aralarmöa harp ettiler, ben ise ondan geri kalanlardanım.
Koşar adımlarla senin sorduğunu onlara sormaya gittim, öyle ki sen o şeyi bilmiyordun."[5]
5- "Rabbinin seni çıkardığı gibidir."
Rabbin sana verdiği zafer ve ganimeti tıpkı kendi itaatı-na uygun seni vatanından çıkardığı hakka benzetmiştir. Oysa bazıları bundan hoşlanmıyor.
6- "Onlar, bu savaş hususunda gözleri görürcesine ölüme götürülüyorlarmış gibi..."
Bu durum Rasulullah (s.a.v.) kafileyi bırakıp savaş gurubuna yöneldiği içindi.[6]
7- "Siz de silahı bulunmayan kervanın size ait olmasını arzu ediyordunuz."
Kurayş kervanı Ebu Süfyan'ın mahiyetinde Şam'dan döndüğü zaman, Rasulullah (s.a.v.) kervanın üzerine yürüdü, Kureyş savaşçıları da silahlarını kuşanarak kervana doğru yola çıktılar.
8- "Hakkı gerçekleştirmek için."
Bunun sebebi hikmeti: Zira o böyle değildi ama Allah, size hakkı tanıtıp zuhur ettirmek istedi. 3 9-"Murdifine."
Peşpeşe[7] kuvvet imdad göndermek. Redife ve erdefe te-bia yani imdat yetiştirmektir.
Huzeyme b. Nehd de şiirinde böyle kullanmıştır:
"Cevza, Süreyya'ya imdati peşpeşe gönderdiği zaman ben de ali Fatınıa hakkında başka zanlar edinmiştim.
Ali Fatima'ya Öyle zanda bulunmuştum ki, kişinin zan-da bulunmaması günahkarlıktır her ne kadar yerini bulsa da bulmasa da yine zan yaparız."[8]
Mudrifine kelimesinin mecrur[9] olması da elife vasfol-ması bakımından caizdir. Meleklerden hal üzere mensub olması da caizdir.
Cer ise, elife vasfolması üzerinedir. Yani "Erdefe ba'du-hum ba'den, fe kanu zumeren zumeren."
11- "Korkudan emin olmak için, size hafif bir uyku veriyordu."
Şüphesiz ki güven insanı uyutur, korkuysa geceleri uykusuz bırakır. Allahu Teala da onlara güven içinde hafif bir* uyku verdi. Bu hafif uykuyla kuvvetlerim toplayıp kendilerine geldiler. Onların üzerine bir bulut gönderdi, bedenlerini pisliklerden, kalplerini şeytanın vesvese ve ümitsizliği-den tamamen temizledi. Yeri onunla kaplattırdı ve kumluk olanlar onunla sertleşerek ta ki ayakların altı sabit kalmasını sağladı.
12- "O vakit Rabbin kafirlerin kalplerine korku salacağım dedi..."
Onlardan hezimete uğrayanlardan bir kısmı şöyle demişti: Biz mağlup olduk. Çakıl taşlarının tas'a düştüğü gibi kalplerimize mızraklar, oklar saplanıp çekiliyor.[10]
"Fevkel a'naki."
Yani başların üstüne. Bir rivayete göre boyunların en üst kısmıdır.
"Onlardan her birinin parmaklarına vurun."
Yani mafsallarına, el ve ayakları etrafına vurun. "Eben-ne bil mekani" de buna benzer. Mekanda ikamet etmesidir. Her mafsal'm üzerinde bir uzuv vardır.[11]
"İşte size, onu tadın."
İtirazi cümledir.
14- "Kafirlere ateş azabı vardır."
Bu cümle (zalike biennehum şakkullahe).üzerine atfedilmiş ve (Fezukuhu) demiş. Çünkü bir şeyi tadan sürekli yiyenlere nazaran onun tadını çok daha fazla hisseder. Onların, azabı hissetmelerindeki durumları[12], sanki onların halleri, sürekli tadına bakanların halleri gibidir.
15- "Zahfen." Yakın, karib demektir.
16- "Mutehayyizen: Bîr tarafa çekilme veya diğer tarafta mevzi tutma."
Onunla kuvvetlenmek için, kendini düşmana kaçar gibi göründürmek istemektir.
17- "Sen atmadın."
O gün Rasulullah (s.a.v.) eline bir avuç toprak alarak kafirlerin yüzüne saçarak şöyle dedi: Şaheti'l-vucuhu. Ve bundan sonra hezimete uğradılar.[13]
"Müzminleri güzel bir imtihanla denemek için."
Bunun üzerine müminleri büyük bir nimetle nimetlendir-mek içindir.
19- "Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi."
Bedir gününde zafer taleb eden müşrikler hakkında nazil olmuştur.
Şöyle demişlerdi. Kim aramızdaki bağı koparıp bize zulmettiyse, onlara karşı bize zafer ver, yardım et demişlerdir.[14]
23- "Le esmaehum."
Onlara duyururdu. Yani Kays b. Kilab ve diğerlerinden olan kelamlardır ki talep edip onunla ihya etmek istedikleri kelamlardır. Bir rivayete göre o, Allah'ın delillerinde ve ayetlerindedir. Yani eğer Allahu Teala onların bu sözlerle ıslah olacaklarını kılmış olsaydı, bu kelamı onlara duyururdu.
24- "Kişi ile kalbi arasına girer."
Allah gerçekten kişi ile kalbi arasına, vefat ve benzeri afetlerle girer ve geçmişte olup bitenleri telafi etmek de mümkün değildir. Bir rivayete göre kişiyle kalbi arasına ömür boyu temenni ettiği, arzu ettiği emellerle ve dünyanın devamıyla aralarına engel koyar. Kendisine kalması için kıymetsiz birşeyi emel ediyor oysa emeline kavuşmadan ölüm onu yakaladı. Kişiyi, hurma fidanın, aslından ayırıp başka yere diktiğini görürsün ama bir de bakarsın ki fidan yaşıyor adam ise öldü.[15]
Her iki mana da Ebu Amr'ın şiirinde şöyle:
"Kalp zorluk ve sıkıntı içinde olur. Onun ölümle olan hakkı; îakva ve emellerdir.
Sen kalbinde çeşitli emel ve arzular geçirirsin ama kalplerin tasarrufu elinde olan onu bir halden diğer Hale geçirerek emelini bozar."[16]
Nebi'den (s.a.v.) rivayet edildiğine göre manası:
"Kalpleri ıslah etmek için Al I ahu Teala onunla, mümin ile masiyetlerin arasına sed çeker-"[17]
Bu manada şiirde de kulanılmıştır:
"Nefis içendi hayretinde sarhoş halde- Diyorum ki ey _ burçların sahibi bütün kapalılıkları bize açıkla.
Kalplerin tedavisi için sen tabibsin. Ey kalplerin tabibi, kalbimi ters-düz olup dönüşmekten kurtar, şifa ver."
25- "Sadece zalimlere isabet etmez."
Ayetteki mefhum haber manasında değil ancak nehy manasında gelmiştir ki fitne sadece zalimlere has olsun.[18]
Eğer ayetin te'viliyle fitnenin umumu kasdedilseydi şöyle derdi:
"Latu sibullezine zalemu minkum hasseten."
Kesai şöyle demiş: O ceza manasında olan nehydir. Bu şu sözüne benzer: Hayvandan in de senî yere düşürmesin.
Eğer tam anlamıyla halis bir ceza olsaydı üzerine onun dahil olmazdı. Şu sözüne benzer: kum edribke "kalk yoksa seni döverim."
26- "Kafirlerin size çarpıp yakalamasından korkuyor-dıınuz.
İslam'ın ilk anlarındaki müminlerdir. Bir rivayete göre Kureyş'tilerdir. Onlar, Cürhum ve Huzaahlann olduğu dönemlerde azınlıktaydılar.
29- "Sizin için bir furkan kılsın."
Size bir çıkış yolu kılsın. Bir rivayete göre bir fetih kılsın. Şu ayetin deliliyle;
"Hak ile batılın ayrıldığı bedir günü, o iki ordunun birbiriyle çarpıştığı gün." (Enfal: 21/41)
30- "Li yusbituke."
Yani seni bağlayıp hapsetmek için. Bir rivayete göre seni uykuda kışkırtmak istemişlerdi. Allah onların bu hile ve tuzaklarını boşa çıkardı.
"Ev yuhricuke."
Ebu Bahteri şöyle demiştir: Muhammed'i ürküp kaçan huysuz bir devenin üzerine koyup çıkaralım deve ta ki onu helak edene kadar onu kovahyıp dururuz.
Ebu Cehil şöyle demişti: Bütün kabileleri onun üzerine salarız, böylelikle Haşimoğulları bütün kabilelere karşı mukavemet gösteremez sonunda diyete razı olurlar, der. İşte bu esnada Rasulullah mağaraya gitti ve hicret etti.
35- "Mukaen."
El-Mukau: Mukkau[19] denilen ıslık sesidir. Müşriklerin Kabe'de, ibadet ederken çıkardıkları ses: Islığın sesi çok olduğundan ıslığa benzetilmiştir. Kuttami de şiirinde bu manada kullanmıştır:
"Onunla gündüz ıslık çalam takip eder onun sesleri yüksek sesle çağırma benzer."[20]
Et-Tasdiyetu: El çırpmaktır. Bir rivayete göre beytten tas-diyetu'dur: Saddede yusaddidu'dan türemiş del harfi ya'ya kalbolmuş: Tazanniy'de olduğu gibi: ...Tekaddi el baziy...[21] Bir rivayete göre saddede yusaddidu dan türemiştir. Gürültü feryat manasındadır. Ayette olduğu gibi:
"İza kavmuke minhu yesiddune." (Zuhruf: 43/57)
37- "Fe yerkumehu."
Kum yığınları gibi üst üste yığılan bulutlar; bir birinin üzerine koyuyor. Bulutlar üst üsttedirler.
41- "Beşte biri Allah'ındır."
Allah'ın beyti için, ganimetin beşte biridir. RasuluIIah (s.a.v.) elini, ganimetin beşte birinin üzerine koyuyordu ve ondan bir kabza Kabe için alıyordu.[22]
Bir rivayete göre Allah ve Rasulunun paylan birdir. Allah'in bunu zikretmesi ya sehmin teşrifi veya zikrin iftita-hı içindir.
42- "Bil udveti."
El-Udvetu aynın zamme, kesre ve fethasıyla vadinin kenarıdır.
"Kervan da sizden daha aşağıda idi."
Ebu Süfyan ve arkadaşları sizin alt tarafınıza dalardı.
"Eğer sözleşseydiniz."
Eğer siz düşmanlarla Allah'ın yardımı ve iradesi olmadan, savaş için muayyen bir vakitte sözleşseydiniz ihtilafa düşerdiniz.
"Fakat Allah böyle yaptı."
Fakat Allahu Teala takdir edilen zafer işini yerine getirmek için böyle yaptı. Ebu Ali el-Vasiti[23] bunu iktibas etmiştir.
"Selvanın yönelmediğini gördüğüm zaman garbımda alıkonulan meful olarak döndü.
Allahu Teala'nın hüküm verip yazdığı emrin gerçekleşmesi için buna rağmen sizin itaatinizin altına girdim."
"Yaşayan bir delille yaşasın."
Hayiye Yahya idi tıpkı alime ya'lemu misalidir. Onunla okundu.[24] Ancak tahfif için Ya'yı şeddeli kılmıştır. Tıpkı ayye bi emrihi'deki gibi. Bilmiyormusun ki araplardan bazıları: "alim zeydun." diyor. Yani alime birbirine benzemeyenin de tahfif yapılması daha evladır.
43- "Uykunda sana onları az gösterdi."
îki gözünde zira göz, uyku yeri olduğundan menam diye ifade edilmiştir. Tıpkı makamın, ikamet yeri olduğu gibi. Bir rivayete göre müslümanlar tecrübe olması için o, rüyada olmuştu.[25]
44- "Onları sizin gözünüzde az gösteriyordu."
Onlar sizi gözlerinde küçük görüp size karşı savaş hazırlığına girişmemeleri içindi.
46- "Rüzgarınız gider."
Kuvvet ve birliğiniz elden gider.
Ebu Ubeyd'in Dirar b. Hattab için dile getirdiği şiirinde de rih'i kuvvet manasında kullanmıştır:
"Hergün dönüp dönüştürdüler ki savaş hakimiyeti, kuvveti ve karşılaştıkları kişileri zürriyeti onların olsun."[26]
48- "Ardına döndü."
Şeytan o gün hor, zelil ve korkarak müşriklerden ayrılarak geri dönmüştü.
57- "Teskafennehum."[27]
Yani tecidennehum (bulursun). Aslı bir şeyi idrak edip ondan almaktır. Teskifussiham da bunun gibidir. Amili şöyle demiş:
"Bir kaside ki onu toplamak için geceledim. Ta ki onun meylini ve redifelelerini sabitleştireyim.
Kültürlü kişinin bakışı kanalların tümseklerinedir ta ki onun tavanları eğriliklerini düzeltsin.[28]
"Onlar ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt:"
Onun için o dihdlerini bozanları harbde yakalarsan kendilerine yapacağın ağır muamele ile arkalarında kalanları korkut.
58- "Eğer korkarsanız."[29]
Yani eğer korktuysan. Biz (ma) ve benzeri şeylerin Kur'an'da zaid olarak geldiğini kabul etmiyoruz.[30]
Burada mana, mazi fiilin müstakbel manasına nakledilmiştir. Ki bu ğunneyle hüsnü lafzın olmasıyla beraber olmuştur ki, bunu oluşturan etken ise in ile mim'in beraber olma-sıyladır.
58- "Bozduğunu kendilerine bildir."
Yani harb hadisesini onlara duyur.
"Ala sevain: Aynı şekilde."
Senin bilgi dahilinde ve onlannkinde olan bir şekilde doğruca onlara ilet. Bundan dolayı (es-sevau es-sevaau, el-adl vel-veset-el-kıst vel-kasd) lafızları birbirlerine yakın manalara gelirler.
60- "Onlardan başka."
Bundan başka ismini bilmediğiniz düşmanlardan kasıt: Beni Kureyzahlardır.[31]1 Beni Kaynukalılar[32] olduğu da söyleniyor.
63- "Onların kalplerini birleştirmiştir."
Yani harplerde birbirlerinin kökünü kazıyan Evs ve Haz-reç kabileleri arasında sevgi bağını oluşturdu.
67- "Hiiçbir nebiye esirlerinin bulunması yaraşmaz."[33]
Bu ayetteki esirler; Sahabelerle istişareden sonra Rasu-lullah'm (s.a.v.) Bedir esirleri hakkında fidye ile bırakılsın şeklinde görüş belirttiği olaydır.[34]
67- "Hatta yushine."
Savaşta üstün gelmesidir. Ağır basması ve katlin çoğalması.
"Arede'd-dünya."
Dünya metanını bekası az olduğundan ve fani olması yakin olduğundan araz denilir.
68- "Allah tarafından önceden yazılmış bir hüküm." Eğer Allah'tan daha önceleri kader yazısı geçmiş olmasaydı. Beyanatı zahir ettikten sonra azap ederdi. Yani hakkı zahir ettikten sonra. Bir rivayete göre şüphesiz o size ganimetleri helal kılacaktı.[35]
70- "Kalplerinizde hayır."
Yani kalplerinizde basiret ve tevbe edip Allah'a rucu etmek varsa.
"Sizden almandan daha hayırlısını size verir."[36]
Sizden alınan fidyeden daha hayırlısını verirdi.
Abbas[37] hakkında nazil olmuştur ki kendi kardeşinin iki oğlu Ukayl ve Nevfel ve kendi nefsine fidye verdiği zaman olmuştu.
Abbas şöyle dedi: "Allah bana buna bedelen daha hayırlı ve çok mal verdi. Ona yetmiş köle nasip etmişti ki her biri yirmi bin dinar kıymetindeydiler.
72- "Onların velayetlerinden."
Onlara yardımda bulunmak ve muhabbette bulunmak üzerinize borçtur.
74- "Güzel rızık."
Cennet taamıdır. Bunun gizli olması müstahildir bilakis mis gibi seçilmiştir ve çoktur.[38]
[1] Saitb. MansurveBuhari'nİnSaidb. Cübeyr'den çıkardıklarına göre ben İbni Abbas'a şöyle dedim demiş:
"Enfal Suresi nerede indi? O da:
"Bedir'de nazil oldu" dedi. Bir başka lafızda: O bedr süresidir. Fet-hu'I-Bari: 8/306.
[2] Hadisi Ebu Davud, Nesai, Hakim sahih kılmış ve Beyhaki'nin İbni Abbas'tan naklettiğine göre Bedir günü olduğunda Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiş:
"Kim ki bir kafir öldürüşe ona şu kadar sevap vardır. Kim ki birini de esir alırsa oha da şu kadar sevap vardır."
Yaşlılar sancakların altında kaldılar, gençler ise harp meydanına ve ganimetlere koşuştulah Yaşlılar gençlere şöyle dediler:
"Bizi de kendinize ortak edin, biz de size destek veriyorduk, sizde bir-şey hasıl olduğu zaman siz hemen bize miiracat edecektiniz." Böylece münazara yaparak Rasulullah'a (s.a.v.) geldiler. Bunun üzerine:
"Sana ganimetlerden soruyorlar..."
Ayeti nazil oldu. Rasulullah (s.a.v.) aralamda ganimeti eşit şekilde paylaştı.
Durru'l-Mensur: 4/6; Müstedrek: 2/221; Ebu Davud: 3738.
[3] Ahmed Hadisi: 5/322'de; Beyhaki ve Hakim: 2/136 ve İbni Ce-rir: 9/117'de çıkarmışlar.
[4] İbni Faris şöyle dedi: El-bevau: Eşit demektir. Deniliyor ki: De-mu Fulanin bevaun li demi fülanin: "Falancanın kanı filancanın kanım eşittir demektir. Mucme'l-Madde: bevee.
[5] Mecazu'I-Kur'an: 1/163; Mucmelu'l-Luğah: 1/88; Meani'1-Ke-bir: 2/113; EMisan madde. Ecel veehl. Eccil aleyhim şerren yeciluhu; deniliyor: Şerri onlardan tasfiye etti ve heyecanlandırdı. Züheyr b. Ebu Sel-ma'ya nisbet edilir. Divanı sn.: 70. Buna benzer şiirin birini de Tevbe b. Himyer söylüyor:
"Oba ehli emin ve esenliktedirler, ben onlan aziz bir şey ile incittim, ben ondan tasfiye olmuştum.
Koşarak kavme acil yöneldim ve onlara ne oldu dedim, Öyîe birşe-yî sordrmki sen onu biliniyordun."
[6] Mahtutada ani'l-ğayri ilat ta ğayyuri'dir. Bu da apaçık hatadır.
[7] İbni Ebu Şeybe'nin İkrime'den naklettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) Bedir günü şöyle-dedi: Atının başından tutan bu kişi Cibril'dir. Üzerinde de harb teçhizatı vardır.
[8] Yani Fatıma'yla, Fatıma binti Yezker b. Anzah'tır. Beyitler Ta-cu'l-Arus madde. Redife. Birinci beyit el-lisan ve es-Sıhah madde. Redife. Tefsiri. Kurtubi.: 13/230; Ef al: 3/15.
[9] Muhtutada mensubeten'dir.
[10] Mısnyye'de: Et-Tassas'tır: Et-Tass'ın cemidir. O da et-Tast'ın başka bir lügatidir.
[11] Tasti'nin İbni Abbas'tan naklettiğine göre: Nafi b. Ezrak ona, bana şu ayetten haber ver dediğinde İbni Abbas (benan) parmak mafsallarıdır, der. Huzeyl lügatma göre cesedin tümüdür. Ve bana İkisi hakkında şöyle der ve o da tamam der: Parmak mafsalları: Anteretü'l-Absi'nin şu sözüdür.
"Benim kavmim ne g.izel heyecanlı atlılardır.
Bu hususen zorluk par nak mafsallapna geldiği zamandır."
Huzeli de ceset hususunda şöyle demiş:
"Onun öyle bir aslanı vardır ki cesede diken batırır,
Onun kesilmemiş tırnakları cesetten etleri çekip koparır."
[12] Mahtutada cellehuih şeklindedir. Ama hatadır.
[13] îbni Cerir'in Muhammed b. Kays ve Muhammed b. Ka'b el-Ku-rezi 'den naklettiğine göre ikisi de şöyle demişler: îki taraf ta birbirine yaklaştığı sırada, RasululİFİı (s.a.v.) bir avuç toprak alıp kafirlerin yüzlerine saçtı ve şöyle dedi:
"Şaheti'l-vucuh.' Hepsinin gözlerine toprak girdi ve Rasulullah'ın as-hab', bu kez onları katletmeye başladılar. Hezimete uğramalarının sebebi, Ra-sulu lah'ın attığı toprak sebebiyleydi. Bunun üzerine bu ayet indi:
"Attığın zaman sen atmadın velakin Allah attı."
Durru'l-Mensur: 4/40; Tefsiri Taberi.; 9/205.
[14] Ahmed: 5/431; Nesai, Hakim sahih görmüş: 2/328'de Abdulah b. Sa'lebe'den naklettiklerine göre şöyle demiş: İki gurup savaş için karşı karşıya geldikleri zaman Ebu Cehil şöyle dedi:
"Allah'ım Bunlar aramızdaki akrabalık bağını kestiler, bizim bilmediğimiz şeyleri getirdiler, nolursun bunların yüzünü güldürme, ağlat onları" dedi. İşte bu ondan bir tür zafer talebiydi. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.
[15] Beyit şöyle de rivayet edilir:
"Kendisine kalması için değersiz olanı arzu eder, ama arzu eden emeline kavuşmadan Öldü."
İkisi de Behçeüı'l-Mecalis: 3/333; Uyun'ul-Ahbar: 2/306; Salih bir kişiydi, bu ikisiyle misal getirirdi. İki beyit te Sibeveyh'e nisbet edilir. Şerh Makamat Hariri: 2/13.
[16] İkisinede rastlamadım.
[17] İbni Murdeveyh'in İbni Abbas'tan naklettiğine göre şöyle demiş: Bu ayet hakkında Rasulullah'dan (s.a.v.) sorduğumda bana şöyle dedi: Mümin ile küfür arasına sed çeker. Kafir ile hidayet arasına engel koyar. Durru '1-Mensur: 4/45.
[18] Muberrİd şöyle demiş: Şüphesiz o emirden sonra olan nehydir. Zalimler İçin nehy manasmdadır. Yani zulme yaklaşmayınız. Sibeveyh şöyle zikretmiş: "La uriyenneke hahuna." Yani o gün orada olma. Kim orada olursa onu orada görürüm. Cürçani şöyle demiş: Manası özel olarak zalimlere isabet edecek olan fitneden kaçının, korkun. Kurtubi: 7/393.
[19] El-Mukau: Hicaz'da mukka denilen beyaz bir kuşun ötüş sesidir. Mücmel madde Mekeve. Tefsiri Kurtubi: 7/400. Bir rivayete göre el-Mukau. Kanbere denilen Tayyar kuşunun sesidir. Tasdiyetun ise serçenin sesidir.
[20] Divan Kattami sh.: 8.
[21] Beyit şöyle:
"Cömertler (şeref sahipleri) erkenden şahin kuşunu satın almaya gittiler, oysa şahin kuşu kırılmıştı."
Er-Ricz Accac'mdır. Lisan: KadarDivam:.28. Sırru Sanaatul Irab: 2/759.
[22] Ayet hakkında; İbni Ebu Şeybe, îbni Cerir: 10/4 ve İbni Ebu Ha-tem'in Ebu'l-AIiye'den naklettiklerine göre şöyle demiş: Ganimet getirilip ortaya konuluyordu, Rasululah (s.a.v.) onu beş hisseye ayırıyordu. O beşin arasından bir hisseyi alıyordu diğer dört hisseyi insanlar arasında paylaş ti ny ordu: "Yani savaşa katılanlar arasında" ve daha sonra bütün paylar üzerine elini koyuyordu. Alabildiği kadar alıyor ve Kabe'ye ayırıyordu, işte Allah'ın isimlendirdiği beşte biri Allah içindir buydu. Allah için bir pay nasıp kılmayın. Çünkü dünya ve ahiret Allah'ındır. Daha sonra dönüp geri kalanını beş hisseye bölerdi. Bir pay Nebi (s.a.v.) için, bir yay yakın akrabalar için, bir pay yetimler için, bir pay miskinler için ve bir pay da yolcular için ayırırdı. Durru'l-Mensur: 4/66.
[23] Hasan b. Kasim'dır. Gellarnu'l-Heras ile maruftur. Irak şeyh-lerindendir diyar diyar dolaşmıştır. Kıraata önem verenlerden biridir. Hicri 468'de vefat etmiştir. Şezerat Zeheb: 3/329; Tabakat İbni Cezeri: 1/228.
[24] Nafi, EI-Bezzi, Kunbul, Ebu Bekr, Ebu Cafer, Yakub ve Halef böyle okumuşlar. Yani Birinci ya'nın kesresi, idgamsız ve ikinci ya'nın fethasıyla." İthaf sh.: 237.
[25] Mücahid şöyle demiş: Allah, ona rüyasında düşmanları az gösterdi. Nebi de (s.a.v.) bunu ashabına bildirdi. Bu da onlar için bir sebattı.
[26] Bahru'l-Muhit: 4/504. Nisbetsizdir. Şiirin başı şöyledir. Onda: Kadavedtuhum sabahum enyekune lehum. Durru'l-Masun: 5/617. Siret İbni Hişam: 2/146. Mahtutada: Ve eslebedir ama hatadır.
[27] Mahtutada (yeskafennekum)'dur hatadır.
[28] Beyitler: Adiy b. Ruka Amili'nindir. Onun (sinadeha) sözü. Es-Sinad: Kafiyeden önce olan harf ve harekelerin ihtilafıdır. Munadaha: Uyuşmazlıkları. Şiirve'ş-şuara:410. El-Beyan ve't-Tebyin: 3/199; \*n-haderatu'l-Edibba: Ragıp Isfehani'nin: 1/82.
[29] Farisi şöyle demiş: Kur'an'da (imma)'dan sonra gelip şart için olan bütün edatlar nun ile tekid edilmiştir. Fiilin şarta müşabih olmasından dolayı (ma) dahil olmuş. Bir yönden kasem için olan fiili te'kid etmek için (ma)'mn girmesiyle (ma) tekid olduğundan kasemde olan lam gibidir.
[30] İbni Hişam şöyle demiş: İrab yapanın, kesinlikle Allah'ın kitabında şu zaidtir demekten kaçınması gerekir. Çünkü o zaman insanların aklında zaid olanın bir anlamı yoktur gelir. Anlamsızdır şüphesi yer alır. Oysa Allah'ın kelamı bu tür şeylerden münezzehtir. Bu vehmlerden biri imam Fahruddin er-Razi de hasıl olmuş ve şöyle demiş:
"Muhakkikler, Allah'ın kelamında mühmel bir şeyin olmadığı görüşündeler: Amma (febima rahmetin) ayetindeki (ma) harfi: Taaccüb için olan istifhamiyeden olması mümkündür. Takdiri: (Febieyyi rahmetin." bitti. Nahîvcilerin yanında zaidin manası şudur: Mühmel için değil ancak mü-cerred bir takviye ve te'kid için getirilir. Sonra İbni Hişam şöyle demiş: Mütekaddiminlerden çoğu zaid olanı (sıla) diye İsimlendirirler. Bazıları muekked bazıları da lağv diye isimlendirirler. Lakin bu ibarenin kesinlikle Kur'an'dan uzaklaştırılması gerekir. El-İrab an kavaidi'1-İrab sh.: 108-109.
[31] Bu, Mücahid'in görüşüdür. Ondan îbni Cerir, İbni Mtinzir, İbni Ebu Hatem, İbnİ Ebu Şeybe ve Ebu Şeyh rivayet etmişlerdir.
[32] Allah-u Teala şöyle buyurmuş:
"Ve aharine min dunihim la ta'lemunehum."
Bu konuda Kurtubi şöyle demiş:
"Hiç bir kimsenin onlarda bir şey vardır demesine gerek yoktur. Çünkü Allahu Teala şöyle buyuruyor:
"Siz onları bilmezsiniz."
Allah onları daha iyi bilir diyor. Hiç kimse onlar hakkında birşey iddia edemez. Ancak bu konuyla ilgili Rasulullah'dan (s.a.v.) bir hadis rivayeti vardır. O da şudur:
"Onlar tinlerdir."
Sonra Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiş:
"Şüphesiz kî şeytan evinde cihad için atıyla beraber kendini adayan kimselerden hiç birinin aklını çelip bozamaz.*'
Bu hadisi Haris b. Usame, Ebu Ya'la, Taberani, ibni Menden, ibni Mürdeveyh ve İbnİ Asakir isnad etmişlerdir.
Tefsiri Kurtubi: 8/38; Durru'I-Mensur: 4/97.
[33] Ta ile (tekune) Ebu Amr ve Yakub okumuşlardır.
[34] Ahmed'in Enes'den (r.a.) naklettiğine göre şöyle demiş: Rasulullah (s.a.v.) Bedir esirleriyle ilgili meselede sahabilerle istişare edip şöyle dedi:
"Allah'u Teala onları size esir ettirdi. Haklarında nedersiniz?" Ömer b. Hattab kalkıp:
"Ya Rasulallah! Boyunlarını vur" dedi. Nebi (s.a.v.) bundan yüzçe-virdi, şöyle dedi: '*Ey insanlar AHahu Teala onları size esir kıldı ama dün onlar sizin kardeşlerinizdi ne dersiniz" dedi. Ömer (r.a.) kalkıp:
"Ya Rasulallah onların boyunlarını vur" dedi. Nebi (s.a.v.) bundan yüz çevirdi. Sonra tekrar dönüp aynı şeyi söyledi. Ebubekir Sıddık (r.a.) kalkıp:
"Ya Rasulallah onları afv edip onlardan fidyeyi kabul görmeni istiyoruz." dedi. Bunun üzerine onları afvedip fidyelerini de uygun gördü. Bunun üzerine "levla kitabun minellahi..." ayeti nazil oldu. Durru'1-Men-sur: 4/104; Müsned: 3/243.
[35] Said b. Cübeyr'den nakledildiğine göre bu ayet hakkında şöyle demiş: Ehli Bedr hakkında saadet yazılmıştı. (Le messekum fima aheztum) Aldığınız fidyeden dolayı. (Büyük bir azap olurdu) der. İbni Ab-bas'tan nakledildiğine göre: Bu masiyeti yapmazdan önce Allah'ın onlar hakkında rahmet yazmıştı der.
[36] Mahtutada: Yurikum'dur, hatadır.
[37] îbni Cerir, İbni Münzir, Beyhaki Delail'de ve Ibni Şakir'in İbn-iAbbas'tan naklettiklerine göre şöyle demiş: "Abbas Bedir günü esir edildi. Kendi nefsi için 40 ölçek altın fidye verdi. Şu ayet nazil olduğu zaman;
"Ya eyyuhe'n-nebiyyu kul limen fi eydikum mine'I-esra."
Abbas şöyle dedi: "Allahu Teala bana sevdiğim iki haslet nasip etti ki onlar dünyada yoktur. Bedir'de esir tutulduğumda 40 Ölçek altın verdiğime bedelen Allah bana 40 köle nasip etti. Bundan sonra Allah'ın bize vadettiği mağfireti temenni ediyorum." dedi.
Durru'l-Mensur: 4/112; Tefsiri Taberi: 10/49.
[38] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 1/402-416.
İslami Okul Okulların En Önemlisi