Mücadele Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 58. Sayfa
MÜCADELE SURESİ[1]
1- "Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir..."
Bu ayeti celile Havle binti Sa'lebe b. Huveylid ile kocası Evs b. Samit arasında geçen senin sırtın benim annemin sırtı gibidir deyip (zihar) yapan kocasının bu hareketi cahi-liyyede talak (boşanma) yerine geçiyordu ve ayet te bunlar hakkında nazil olmuştur.[2]
3- "Kadınlardan zihar ile ayrılmak isteyip te sonra söylediklerinden dönenlerin kanlarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir..."
Bundan dolayı bazı insanlar şöyle bir vehimde bulundular: Zihar ilk kez vuku bulmadı ki tekrar ikinci kez ona dönsün.
Bazen araplarm kelamında (el-Ud) dönüş daha önce benzeri olmayan birşeye dönüş manasında da kullanılır. Örneğin ahiret yurduna el-Mead veya miad (dönüş) denildiği gibi.[3]
Bu, Huzeli'lerin şiirine yaygındır:
"Saide b. Cüeyye şöyle demiş:
"Evin arkasında birşey var denilene kadar: Kalk, sana bir-şey demem insanlar gitit haydi sen de çabuk ol. Kalktı, ellerinde bastonu var iki avucu da titriyor, dehşete düşerek korkarak bitkin ve buruk bir şekilde döndü."[4]
Ebu Harraş şöyle dedi:
"Ve genç döndü, tıpkı bir yaşlı gibi, hakkın dışında bir-şey demiyordu ve azarlayıcılar istirahat etti. İhvan'us-Safa öyle bir oldular ki sanki onların üzerine toprak boşaltılıp dökülmüş gibi oldular."[5]
Bütün bunlar sabitleştikten sonra, ayet hakkında Abdullah b. Hüseyn'in[6] şöyle demesi yerindedir: "Sonra söylediklerinden dönenler." Yani: "Yeudune ilel mekul" dediklerinden dönerier ve bu da tekrar kadınlara dönüş ve temasta bulunmalarıdır.
Ayetin takdiri sanki şöyledir: Vellezine yuzahirune min nisaihim fe tehriru rekabetin lima kalu: "Kadınlarından zihar ile ayrılmak isteyenler dedikleri sözden dolayı bir köle azad etmeleri gerekir" ve daha sonra yeudune ila nisaihim: "Kadınlarına geri dönsünler." Böyle bir te'vilin yapılmasının sebebi (makalu)nun mastar manasında düşünüldüğünden dolayıdır. Şu misalde de olduğu gibi mastar, mef ul mana-smdadır: Haza darbul emir (yani emirin vurduğu kişidir) ve nescu Bağdad (Bağdat mensucatmdandır.) Kuseyr de kendi makalesinde mef ul manasında söylemiştir:
"Eğer ben onu taleb etmeye gitseydim ona nail olanlardan olacaktım. Ancak meliklerin (kralların) saydığı veya kabul ettiği hediyeler taleb edilebilir, telaffuz edilen şeylerle olmaz."[7]
4- "Bu hafifletme Allah'a ve Rasulune inanmanızdan dolayıdır"
Mefhum şudur: Allah ve Rasulunun söylediklerine itaat edip cahüiyye adeti olan talaktan kaçınmanızdan dolayıdır. Bir rivayete göre takdir şöyledir: Bu durum Allah'a olan imanınızdan dolayı ziharın sahih olmamasını gerektirir.
5- "Allah'a ve Rasulune karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi azaltılacaklardır"
Ayette geçen Kubitu (alçaltilmaktan) kasıt Ahzab gününde başlarına gelenlerdir.
"Kendilerinden öncekilerin alçaltıldiğı gibi" den kasıt ise Bedir gününde başlarına gelenlerdir.
8- "Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o men edildikleri şeyler yapmaya kalkışarak, günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi?""
Ayette geçen Necva'dan kasıt (es-Sirar) gizli gizli konuşmalardır, fisıldaşmalardır. Bir rivayete göre necva, es-sirar-dan daha ahastır. İnsan kendi nefsinde gizli bazı şeyleri düşünebilir, söyleyebilir ama kendi kendisine necva (hile, sinsi şeyler) yapmaz. Zira necva: Kin düşmanlık vb. şeyler: Fısıldaşarak gizli gizli konuşarak kirli hilebaz ve sinsi planlarla yapılmasını ortaya atmaktır.
Şair de necva kelimesini bu manada kullanmıştır:
Nusaybin dediği gibi:
"Bazen selamlıyorlar ve tebessüm ediyorlar bazen de kaşlarının altından bakarak selamlayıp somurtuyorlar."[8]
O sinsi palanlarını ve kin dolu düşmanlık palanlarını kuranların planlarını Lüey b. Galib kararlaştırmıştır.[9]
[1] İbnİ Abbas'tan nakledildiğine göre Mücadele Suresi Medine'de nazil oldu.
[2] Said b. Mansur, İbnİ Murdeveyh ve Beyhaki'nin Ata b. Ye-sar'dan çıkardığına göre Evs b. Samit, hanımı Havle binti Salebe'ye zihar yaptı. Hanımı, bu durumu Rasulullah'a (s.a.v.) gelip haber verdi. Evs bununla küçük günah işlemişti. Bunun üzerine Kur'an nazil oldu. (Kadınlardan zihar ile ayrılmak isteyip te, sonra söylediklerinden dönenlerin kanlarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir.) Ve Evs'in hanımına şöyle dedi:
"Kocana git söyle bir köle azad etsin." O da:
"Ey Rasulullah, sana veren verdi. Ancak ben ona rahmet olsun diye yanıma geldim. Onun bende bir takım menfaatleri vardır. Vallahi onun yanında köle yoktur. Ve ona malik te değildir. Ve dedi ki:
"Kur'an nazil olduğunda, o evde kocasının yanındaydı." Bü kez hanımına dedi ki:
"Git kocana söyle iki ay peşpeşe oruç tutsun." Kadın:
"Vallahi sana veren verdi ama kocam buna güç yetirmez." Rasulullah (s.a.v.):
"Git kocana söyle 60 miskine tasadduk etsin." Kadın şöyle dedi:
"Ey Rasulullah! Onun yanında tasadduk edeceği bir şeyi yoktur." Rasulullah (s.a.v.) dedi ki:
"Ensardan falancanın yanına gitsin onun yanında yarım ölçek (ve-sek) hurma vardır ve bana onu tasadduk edeceğini bildirmişti. Ondan o yarım Ölçek hurmayı alsın ve sonra 60 miskine tasadduk etsin."
[3] Halbuki gitfneden ne benzeri bir şey vardır ne de kimse görmüş gelmiştir. Müterccim
[4] Beyitler, Saide b. Cüeyye Huzeli'ninder. Şerh Eş'ar'ul-Huze-liyin: 3/3124.
[5] Şerh Eş'ar'ul-Huzeliyin: 3/1223. Daha Önce 1/367'de geçti.
[7] Divanı sh. 304; idahu'ş-Şiin 432; Hazanet'ul-Edeb: 8/476.
[8] Müellifin de dediği gibi beyitler Nusayb'in değil bilakis Kusey-yir İzzet'indir. Şerh Divan Kuseyyir İzzet: 2/60; Kitab Kuseyyir İzzet, hayatı ve şiiri; 167; Mumti fi sanat'ış-şir: 51. Birincisi Tefsir'ul-Maverdi: 4/200. Cerir'e nisbet etmiş. Ama vehm'dir. Muhakkik üzerinde talik yapmamış.
[9] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/415-418.
İslami Okul Okulların En Önemlisi