Cin Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 72. Sayfa
CİN SURESİ[1]
3- "Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir"
Ayetteki mefhum (Allah'ın, şan, şeref, sultan ve azametidir).[2] Enes'ten (r.a.) nakledilen bir rivayete göre: Bizlerden[3] biri Bakara ve Ali Imran surelerini okuduğu zaman yüce şerefli ve saygın olarak bilinirdi.
4- "Gerçekten bizim cahilimiz (îblis) Allah'a karşı saçma söz söylüyormuş."
Ayette geçen (sefihten) kasıt İblis (şeytan)tır. (Şatata) dan kasıt ise haktan uzaklaştıran küfür ve yalan sözlerdir.
6- "Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinden bazı erkeklere sığmıyorlardı da, cinlerin kibir ve azgınlığını art-tırıyorlardı."
Cahiliyyede bir insan herhangi bir çöl, vadi veya dağa gittiği zaman şöyle (nida'da) bulunurdu:
"Kavminin sefihlerinin şerrinden bu vadinin reisine, efendisine veya önderine sığınırım."[4]
İşte ayette geçen (fezaduhum rehaka)'dan kasıt ta (sığınmayı) söyledikleri zaman cin ve şeytanların bozgunculuk fesat ve günahlarını arttırırdı ve daha da azgmlaşırlardı.
A'şa şöyle dedi:
"Onun rüyetinin dışında birşey bana fayda vermez. Günah ve fesat isabet etmeyen sevgiden, aşktan şifa bulur mu?"[5]
8- "Doğrusu biz cinler, göğe erişmeye çalıştık fakat onu sert bekçilerle, alevler ve meş'alelerle doldurulmuş bulduk."
Ayette geçen (Lemesna) talep ettik demek olup iltemes-na (erişmek istedik) manasmdadır. Bekçilerden kasıt ise meleklerdir.
Şuhuben'den kasıt: Kovmak için alev saçan ve yakan yıldızlardır.
Zuhri ve diğerlerinden nakledilen rivayetlere göre bu yıldızlar aynı görevi Rasulullah'ın (s.a.v.) bi'setinden öncede yakıcılık yapıyorlardı fakat bi'setten sonra bunlar (yıldızlar) haddi hesabı olmayan bir şekilde fazlalaştırılmıştır. Efvuhu'l-Evdi'nin sözünü delil getirmişler:
"Eğer benim tayım sizde tecelli edip cevle etse onun tekrar size tecelli ve hücum etmesi gerekir. Tıpkı atlının avu-cunda harp için ateşi size attığı gibi Öldürücü alev ve meşalelerle atar.[6] .....
Sahih olan odur ki Recm harp için kullanılan taş alet, ateş vb. şeylerdir.
Rasulullah'ın (s.a.v.) asrında nübüvveti (peygamberliği) için gözetleme ve harikulade haller ve daveti için bir dayanak ve yardımcı bir unsur gibiydi. Hesap ehlinin kitaplarında olan illetler ve onun sebepler, mütercimlerin ziyadesi ve eklemesidir. Onlar mantık sahibinin kelamına birçok şeyler eklediler. Sözü alabildiklerine genişletip üzerinde konuştular. Ve hakeza onlardan sonrakiler de bunu yaptılar."
11- "Türlü türlü yol ve mezhepler tutmuştular." Ayetteki mefhum şöyledir: Biz daha önce çeşitli fırka ve gruplara ayrılmıştık.
Ayette geçen (kideda) kelimesi (kiddetun) cemidir. Bir rivayete göre (taraike kideda)'nm kasıt muhtelif heva, arzu ve heveslerdir.
Rai'nindediği gibi:
"Bağışı fazlalaştır. Ona asi oluyor ona vadet kime verir ve kime yönelirse iflah olur. İnsanların fitnesinden Kabiz, Basit ve Hadi olan Allah'ın itaatine yapışırsa kurtulur. Çünkü onların hevalan çeşitlidir."[7]
14- "Gerçekten içimizde hak yoldan sapanlar da var." Bir rivayete göre ayette geçen (Kasitun)'dan kasıt haktan sapan (zalimlerdir)[8]. Şair şöyle dedi:
"Bir kavim ki, onlar İbni Hind'e haksız yere zalimanece öldürdüler. Onlar ki Numana da zulmettiler."[9]
"Allah'a teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlar ve ona layık olanlardır."
Ayette geçen (teherra)'dan kasıt: Sevap ve isabetli olana dayanandır.
16- "Eğer insanlar ve cinler, İslam ve îman yolunda hep dosdoğru gitselerdi, elbette biz onların hepsine bol
bol verirdik."
Ayetteki mefhum şöyledir: Eğer onlar küfür yolunda gitselerdi, biz de onların mal ve nimetlerinde fitneyi fazlalaştırırdık.
Ömer (r.a.) şöyle demiştir:
"Su nerede olursa orada mal ve mal da nerede olursa orada fitne vardır.[10] Bir rivayete göre de bunun aksinedir.
Bir rivayete göre bu, hidayet veren unsurların onların üzerinden gelip geçtiğine dair kinayeli bir sözdür. Buna göre fitne kurtuluş (tahlis) manasmdadir ve şu ayette ifade edildiği gibi:
"...Ve sen birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik..."
(Ta-ha: 20/40)
Bu ayette geçen (fetennake) seni kurtardık (tahlis ettik) manasındadır.
Ayette geçen (el-Gadek): Tatlı ve akarsudur.[11] Bir rivayete göre (el-Gadek) çok akan tatlı akarsudur.[12]
Bazıları şöyle zikretmişler: Surede ne kadar şeddeli ve kesreli a(inne) varsa hepsi cinlerden sözedilen bir hikayenin olduğuna işarettir. Ve nekadar meftuh şeddeli ve şeddesiz (enne) varsa Allahu Teala'nın kavlinin başlangıcının olduğuna işarettir.[13]
17- "Kim de Rabbine ibadet etmekten yüzçevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sokar."
Ayette geçen (Azaben saada)'dan kasıt şiddetli ve çetin azaptır.
18- "Mescitler şüphesiz Allah'ındır!. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın."
Yani yeryüzünde secde edilen ne kadar yer ve yurt varsa hepsi Allah'a aittir.
19- "Allah'ın kulu ona yalvarmaya (namaza) kalkınca, neredeyse onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi."
Ayette geçen (Libeden) kelimesi lebdetun'un cemidir. (Lubeden)[14] ise libedetun'un cemidir. Şu misalelerde olduğu gibi: Hazvetun ve hizvetun- Rebvetun ve ribvetun.
Yani Rasulullah (s.a.v.) namaz kıldığı zaman, cinler o kadar kalabalıklaştı ki, taş, keçe vb. şeyler gibi neredeyse üs-tüste yığılıp durmuşlardı.
27- "Ancak bir peygamber olarak seçtiği müstesnadır; çünkü Allah peygamberlerin önünden ve ardından muhafız melekler tayin eder."
Ayette geçen resulden kasıt Cebrail'dir (a.s.).
Rasaden'den kasıt yoldur (tariken). Buna göre mana şöyledir: Onun için kendisinden önceki bazı ilimlere sonrakileri bir yol kılarız.
Bir rivayete göre bu Rasulullah'dır (s.a.v.). Er-Risd ise onu cin ve insanlardan koruyan muhafız meleklerdir.[15]
28- "O peygamber şunu bilsin ki, o elçiler Rablerînin risaletlerini tamamıyla tebliğ etmişlerdir ve o, elçilerin yanındaki ilmi kuşatmış ve herşeyi sayıca saymıştır."
Birinci kavle göre hadise şudur: "Muhammed bilsin ki Cebrail tebliğini yaptı ve Cebrail her ne emir getirmişse dört adet koruma muhafız melekleri de onunla beraberdir.
Bir rivayete göre; Muhammed bilsin ki, kendisinden önceki elçiler tebliğ vazifelerini yerine getirdiler. Bir rivayete göre: Allah -her ne kadar daha önce bunları biliyorsa da-bunu bilmesi içindir. Ama (liya'leme)nin üzerine gelen lam harfi akibet (ceza) lam'idır. Buna göre mana şöyledir: Allah'ın ilmini açıklaması içindir. Bu son görüş "...O, elçilerin yanındaki ilmi kuşatmış ve herşeyi sayıca saymıştır." kavline mutabık olduğundan daha uygundur.[16]
[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Cin suresi Mekke'de nazil oldu demiş.
[2] İbni Abbas'tan naklen, Nafi b. Ezrak ona (Teaİa cedde rabbi-na) ayeti hakkında sorduğunda ona şöyle dedi:
"Onun azametidir." Tekrar: "Araplar bunu biliyor mu?" diye sordu. O da: "Evet, sen şair Umeyye b. Ebu Sait'in ne dediğini duymadın mı?" der. "Ya Rabbi hamd, iyilik ve mülkin hepsi sanadır şan, şeref ve yücelik bakımından senden yüce olan birşey yoktur."
[3] Hadisi, Ahmet, Müslim ve Ebu Nuaym Delail'de Enes b. Ma-lik'ten (r.a.) çıkarmışlar ve şöyle demiş:
"Kişi Bakara ve Ali İmran surelerini okuduğu zaman bizde şanlı şerefli olarak bilinirdi."
Durm'l-Mensur: 1/49; Müsned: 3/120.
[4] İbni Ebu Şeybe tarihinde, Taberani ve İbni Asakir'in Hureym b. Fatik'ten çıkardıklarına göre şöyle demiş:
"Bir gün develerimi aramaya çıktım. Biz bir vadiye indiğimizde şöyle derdik:
"Bu vadinin azizine, reisine sığınırız. Develer başlarım uzatıp süratle yayıldılar." Ve dedim ki:
"Bu vadinin azizine sığınının. Ansızın gizliden bir sesin bana şöyle dediğini duydum:
"Yazıklar olsun sana. Celal sahibi, haram ve helali inzal eden Allah'a sığın.
Allah'ı birle ondan dile ve cadılardan olan cinlerin hilelerine aldırma.
Zira her yerde Allah zikredilir, yerde ovalarda ve dağlarda.
Cinlerin hileleri artık nafile oldu, Ancak takva ve salih ameller fayda verir." Ben de ona şöyle cevap verdim:
"Ey bunu diyen kail! Sen ne diyorsun? Senin bu yaptığın doğru yola mı götürüyor yoksa sapıtmaya mı?" O da şöyle dedi:
"Bu Allah'ın Rasuludür hayırlarla bezenmiştir. Yasin ha mim surelerini getirmiştir. Bu surelerden sonra ise mufassal (açıklayıcı) sureler gelmiş namaz ve zekatı emrediyor." Ben ona şöyle dedim:
"Sen kimsin?" O da:
"Ben cinlerin krallarından bir kralım" dedi. Allah'ın Rasulu, beni Ne-cid cinlerine elçi olarak gönderdi. Ona dedim ki:
"Benim için bunu benim aileme iletecek kimse yok mudur ki ben de müslüman olarak ona geleceğim." O da:
"Ben onu onlara iletirim" dedi. Onlardan bir deveye bindim sonra döndüm geldim ki Nebi (s.a.v.) minberdedir. Beni gördüğünde şöyle dedi:
"Adam ne yaptı ki; sana develerini sana iade etme güvencesini verdi. O, onları sağ salim eda etmedi mi." Durru'I-Mensur: 7/39-40.
[5] Beyit Divanında sh. 124; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/10. Lisan: Re-haka. er-Rahakayı: İçinde hayır olmayan ve kadınların tutkusu olarak tefsir etmiş.
[6] İki beyit onun divanında Taraifu'I-Edebiyye kitabının zım-mındash. 12; Hamaset'ul-Basriyye: 1/49.
[7] Beyit, onun, Abdulmelik b, Menan, medhedip Suat'ı şikayet ettiği kasidesindendir. Onun divanındadir ve aralarında beyitler vardır, sn. 63-64, Divanında "Dafil aityyeti racihi ve sailuhu" vardır. Ve "nas" kelimesi mahtutada ikinci beyitten düşmüş'. Birinci beyit: Muvazene: 1/187. İkincisi Tefsir'ul-Kurtubi: 19/15; Ruh'ul-Meani: 29/88. Nisbetsizdir. Tefsir'ul-Maverdi: 4/322.
[8] Mahtutadan düşmüş.
[9] Beyit, Tefsir'ul-Kurtubi: 19/17. Nisbetsizdir. Zulmen yerine Ömeren gelmiş. Ruh'ul-Meâni: 29/89; Bahr'ul-Muhit: 8/350. Ve o, Fe-rezdak'ındır. Nakaİd Cerir ve Ahtal: 217; Divanı: 641; Mahtutadan Hum kelimesi düşmüş.
[10] Bu haberi Kurtubi de zikretmiş. Tefsir: 19/18.
[11] Onu İbni Abbas'tan Maverdi nakletmiş. Tefsir'ul-Maverdi:
[12] Tasti'nin Mesail'inde İbni Abbas'lan çıkardığına göre Nafi b. Ezrak ayet hakkında "maen ğadeka" sorduğunda ona şöyle demiş:
"Çok ve akan su." O da: "Araplar bunu biliyor mu?" diye sorar. O da: "Evet, sen şairin şu dediğini duymadın mı?" der. "Bahçeleri birbirine girip yakınlaşmış haldedir. Tıpkı nehrin bol suyundan üzerine akan çemen gibi veya otlar gibidir.
[13] Bu tbni Bahr'm görüşüdür. Kurtubi de bunu ondan nakletmiş. Tefsir. 19/37.
[14] Hişam'ın, İbni Abir'den olan kıraatidir.
[15] Ayet hakkında Abd b. Humeyd, Dahhak b. Mezahim'den çıkardığına göre şöyle demiş:
"Nebi'ye (s.a.v.) vahy gönderildiği zaman, önünden, arkasından, sağından solundan ve elinin altından; melek suretinde gelen şeytanların vahyi koruması için bir grup melek beraber gönderilirdi."
[16] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/471-477.
İslami Okul Okulların En Önemlisi