Tekvir Suresi - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 81. Sayfa
TEKVİR SURESİ
1- "Güneş katlanıp durulduğu zaman."
Ayette geçen (et-Tekvir) daire şeklinde katlanarak dürül-mektir. Mesela sarığı kafaya sardığı şekilde bu tür dürül-medir. Bu ifadelere göre şöyle denilir. "Taviyet eş-Şemsu" güneş katlanıp dürüldü.
2- "Yıldızlar bulanıp düştüğü zaman."
Yani fonksiyonunu yitirip vazifelerini icra etmemeleridir.
4- "Kıyılmaz mallar terkedildiği zaman."
Ayette geçen el-işar kelimesi (el-üşar) kelimesinin cemidir. Ve on aylık gebe kalmış develerdir ve bunlar (arap-larda) en kıymetli mallardan sayılırdı. (Üt-tilet) ise başıboş bırakılıp ortalığa salı verilmeleridir. Mana şöyle: Gebe develer (başıboş) salı verildiğ zaman.
Şair şöyle dedi:
"Eğer Hind'in kızını bana nikahlarsan ben ona sevgi ve muhabbetimi onun kalbine vereceğim. Ve en güzel kıymetli devlerin içinden semiz genç dişi deve ve kesilmeye değer deveyi keseceğim."[1]
6- "Bütün denizler kaynayıp birbirine karıştığı zaman,"
Ayetteki mefhum mana şudur: Denizler ateşle doldurulduğu zaman.[2]
7- "Ruhlar (bedenlerle) birleştirildiği zaman." Yani her ruh kendi şekline dönüştürülecek. Ömer (r.a.)
bu konuda şöyle buyurmuşlar: Bu duruma göre facir zalim olan kıyamet gününde kendisi gibi facirle olacak, salih cennetlik olanlar da cennette kendileri gibi cennetlik olanlarla olacak,[3] Bir rivayete göre ceza ve amelleriyle birleştirilip bir araya getirilmeleridir.
8- "Diri diri toprağa gömülen, kızlara suçunuz neydi hangi günah sebebiyle öldürüldünüz? diye sorulduğu
zaman."
Ayette geçen "el-Mev'udetu" diri diri toprağa gömülen kız çocuğunu öldürüp köpeğine yem diye takdim ediyordu ve bunun üzerine Allahu Teala onların bu çirkin ve iğrenç hareketlerini kınayıp yerer şekilde ayıplayarak bu ayeti indirmiştir.
11- "Gökyüzü kazınıp yerinden oynatıldığı zaman." Ayette geçen (el-Kuşitet) şiddetli bir yapışkanhlık halinde olan bir şeyin kuvvetle yerinden sökülüp alınmasıdır.
14- "Herkes ne hazırladığını bilecektir."
Ayette geçen "ma ahdaret" ten kasıt hayır ve şer hususunda ne yaptığıdır.
15- "Hayır! Yörüngesinde akıp giderken bazan kaybolup bazan da etrafı aydınlatan yıldızlara kasem ede-
rim.
Uzayda bulunan beş gezegen de yörüngesinden akıp giderler ve daha sonra tekrar geri dönerler ve bazen durgunlaşırlar veya geriye rucu ederler.
Rucu'nun manası şudur: Asıl yörüngesinin yönü küresel olan en alt dönüş menzilinin hilafına olduğundan sanki dairesel veya küresel olan dönüş menzilinin tersine hareket ediyormuş gibi görünür.
Durgunluğunun manası şudur: İstikamet ve rucu hallerinde yavaşlaması görülme haliyle[4] hareket üzerindeki durgunluk menzilinin sınırına ulaştığı zaman görülen o dönüş yörünge yönünün tamamlanış şekli normal yörünge yönünün hilafmadır ve asıl yörünge istikametinin yönüne doğru peşpeşe olur.[5]
16- "Dolaşıp dolaşıp yuvasına giren gezegenlere kasem olsun."
Gezegenler dönüşte tekrar dizilip yerlerine yerleştirilir ve en alt tabakadan başlanarak en üst tabakaya kadar sıraya konulurlar. Tıpkı ceylanların yuvalarına girerken dizildikleri gibi. Evs'in dediği gibi:
"Bilmiyor musun Allahu Teala yağmurunu indirdi ve kızıl ceylanlar yuvalarına koşarak girerler."[6]
Ayette geçen (el-Kunnes) kelimesi astronomi ilminde çok önemli bir yer teşkil etmiştir. Şöyleki:
1- Babul içtima (toplanmak yeri).
2- Babul kusuf (kaybolma).
3- Babul kiranat (bir birinin yamacında olan benzer şeyler).
4- Babu ihtilaful manazir (manzaralarının bakış açısı farklı olanlar).
5- Babu mekadinıl ektar fil menazir (kıtaları manzaralarda takdir etme babı).
6- Babu dekaikus sükuti vel muksi (ince hassas şeylerin düşüşü ve sabit kalması).
7- Babul inhirafat (tahrifata uğrayan cisimlerin babı).
8- Babu halul musemmat tukul-leyl (gece tasması diye isimlendirilen haller babı).
Babul ihtirak (tutuşturmak veya yakmak babı).
Babut-tasmim (bir şeyi kesin olarak kararlaştırmak babı).
Babu tahteş şuai (ışınlar altı babı) diye bir çok babları vardır. Böylece fesahat ve muvazenet yönünden el-hunnas ile el-kunnas arasında son derece bir uygunluk vardır.[7]
17- "Kararmaya yüz tutttuğu andaki geceye kasem ederim."
Ayette geçen (as-ase) kelimesi zıt anlamlı kelime türlerin-dendir, kararmak ve arka vermek manalarmdadır.
Raciz şöyle dedi:
"Onların geceleri dönene kadar karanlığın yoğun olduğu andan kurtuldular."[8]
ve şöyle dedi:
"Sabah aydınlanıp açığa çıkana kadar gecesi çıktı ve karardı."[9]
24- "Peygamber, vahiy üzerine itham edilir de değil."[10]
Ayette geçen (bidanin) den kasıt Rasulullah'm (s.a.v.) vahy üzerinde herhangi hoş olmayan birşey ile itham edilmesidir Şemmah'ın dediği gibi:
"Fezara diyarmdaki iki günüm sevgilim Erva'ya kavuşmak içindi. Suyu azdı ama az suyun çoğalması atması zamanı geldi.[11]
[1] İki beyiti de bulamadım.
[2] Taberani'nin İbni Abbas'tan çıkardığına göre Nafi b. Ezrak ona: "Ve izel biharu succirat" nedir?" diye sorduğunda şöyle dedi; "Deniz suyu, yeryüzündeki su ile karışacak" ve tekrar: "Araplar bunu biliyor mu?" defti. O da:
"Evet, sen Zuheyr b. Ebu Selman'ın şöyle dediğini duymadın mı?" der.
"Eskiden ben onları bitiştirdim ve onların denizleri bizim denizlerle kan; ti."
[3] "Ve izannufusu zuvvicet" hakkında İbni Murdeveyh'in Numan b. Beşir'den Ömer b. Hattab'tan çıkardığına göre şöyle demiş:
"Kıyamet gününde ateş ehli olan kendisi gibi olan biriyle evlenir."
[4] Burada bir kelime çıkmamış.
[5] Hovarzami şöyle demiş:
"el-lkametu: Yıldızların göz önünde dönüş ve istikametten önce durmasıdır. Gerçekte ise kesinlikle yıldızlar durmaz. Ve seyir devam eder. Mefatih'ul-Ulum: 244.
[6] Divanı: 57; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/238; Tefsir'ul-Maverdi: 4/410. Lisan'ul-arapmad. K;unaa. Mean'ü-Kebir: 2/605.
[7] Bu ıstılahların manaları için Hovarzami'nin Mefatihu'1-ulum kitabına sn: 236-245'e bakın.
[8] Ricz Tefsir: 19/239; Tefsir'ul-Maverdi: 4/411. Muhakkik tarafından nisbet edilmemiş. O, Alkame b. Kart'ındır, Eddad'a (Sicis-tani)'nin bakın sh. 97.
[9] Kurtubi, er-Ricz, Alkame b. Kart'a nisbet etmiş. Zamahşeri ise Accac'a nisbet etmiş. Birinci görüş daha doğrudur. Tefsir'ul-Kurtubi: 19/238; Keşşaf: 4/189; Tefsir'ul-Maverdi: 4/411; Ruh'ul-Maani: 30/58; Eddad, îbni Enbari sh. 27.
[10] İbni Kesir, Ebu Amr, Kesai ve Ruveys ayetin sonundaki (bi danin) kelimesini za ile (bizanîn) diye okumuştur manası itham edilmektir. Diğer kıraatçılar ise (bi danin dat ile) diye okumuşlar manası cimriliktir.
[11] Divanı: 319. Orada (ezzaniyn)'nin yerine (ezzunun) gelmiş Hakeza Faik'te de böyle: 2/380. Mucem'ul-Buldan: 6/65; Hayavan-3/498. Eddad Ibni Enbari: 66.
Tuvaletu: Fezare diyarında bir kuyudur, erva: Onun sevgilisinin ismidir. Ez-Zunun: Suyu az olandır.
Zamahşeri şöyle demiş: Ez-Zenun: Yakin üzere olmadığın ve vehmettiğin her şeydir.
Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/517-521.
İslami Okul Okulların En Önemlisi