Çarşamba, 24 Cemaziyelevvel 1448
Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı (1): Asıl Delil ve Ümmetin İcmâı

Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı (1): Asıl Delil ve Ümmetin İcmâı

Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı · 1. bölüm / 8

Bu yazı 8 bölümlük dizinin 1. bölümüdür ve tek başına okunabilir. Bütün bölümlerin listesi yazının sonundadır.

Bu bölümde kısaca
Hz. Âişe validemizin altı yaşında nikâhlandığı, dokuz yaşında zifafa girdiği ve Resûlullah ﷺ vefat ettiğinde on sekiz yaşında olduğu kendi beyanıyla, birbirinden bağımsız dört isnadla sabittir; ümmet bunu ittifakla böyle anlamıştır. Bu bölüm asıl delili, icmâyı ve rivayetin kendisine yöneltilen üç itirazı ele alır.

Son asırda Hz. Âişe validemizin 18–19 yaşında evlendiği iddia edilmeye başlandı. Bu iddiaya göre hadislerdeki altı ve dokuz yaşı doğumdan değil, âdet başlangıcından sayılmıştır; ya da Araplar “on dokuz” yerine “dokuz” demiştir. İddiayı desteklemek için kronolojik hesaplar, Mekke dönemine ait rivayetler ve uzun kaynak listeleri getirilmiştir.

Bu dizi o iddiaların her birini, Arapça metni ve kaynağıyla ele alır. Her bölüm tek başına okunabilir; birlikte okunduğunda meselenin bütününü verir. Bu ilk bölümde önce asıl delili ve ümmetin onu nasıl anladığını, ardından rivayetin kendisine yöneltilen üç itirazı görüyoruz.

Asıl delil: Hz. Âişe’nin kendi beyanı

Hz. Âişe’nin yaşı tek bir râviden gelmez. Beyan, birbirinden bağımsız dört isnadla sabittir.

Birinci isnad: Hişâm b. Urve → Urve → Âişe

تَزَوَّجَنِي النَّبِيُّ ﷺ وَأَنَا بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ، فَقَدِمْنَا المَدِينَةَ … فَأَتَتْنِي أُمِّي أُمُّ رُومَانَ وَإِنِّي لَفِي أُرْجُوحَةٍ وَمَعِي صَوَاحِبُ لِي … فَأَسْلَمَتْنِي إِلَيْهِ، وَأَنَا يَوْمَئِذٍ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ

“Nebî ﷺ benimle altı yaşımdayken evlendi. Medine’ye geldik… Annem Ümmü Rûmân geldiğinde ben kız arkadaşlarımla bir salıncaktaydım… Annem beni ona teslim etti; o gün dokuz yaşındaydım.” (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr 44, no. 3894; Müslim, Nikâh 10, no. 1422/69. Sahih.)

İkinci isnad: Zührî → Urve → Âişe

أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ تَزَوَّجَهَا وَهِيَ بِنْتُ سَبْعِ سِنِينَ، وَزُفَّتْ إِلَيْهِ وَهِيَ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ، وَلُعَبُهَا مَعَهَا، وَمَاتَ عَنْهَا وَهِيَ بِنْتُ ثَمَانَ عَشْرَةَ

“Nebî ﷺ onunla yedi yaşındayken evlendi. Dokuz yaşındayken, oyuncakları yanında olarak ona götürüldü. Vefat ettiğinde Âişe on sekiz yaşındaydı.” (Müslim, Nikâh 10, no. 1422/71. Sahih.)

Üçüncü isnad: A’meş → İbrâhîm en-Nehaî → Esved b. Yezîd → Âişe

تَزَوَّجَهَا رَسُولُ اللهِ ﷺ وَهِيَ بِنْتُ سِتٍّ، وَبَنَى بِهَا وَهِيَ بِنْتُ تِسْعٍ، وَمَاتَ عَنْهَا وَهِيَ بِنْتُ ثَمَانَ عَشْرَةَ

“Resûlullah ﷺ onunla altı yaşındayken evlendi, dokuz yaşındayken zifafa girdi; vefat ettiğinde Âişe on sekiz yaşındaydı.” (Müslim, Nikâh 10, no. 1422/72. Sahih.)

Dördüncü isnad: Muhammed b. Amr → Ebû Seleme ve Yahyâ b. Abdirrahmân → Âişe

Havle bint Hakîm’in aracılığıyla yapılan istemenin uzun kıssasıdır. Nikâh anı için فَزَوَّجَهَا إِيَّاهُ وَعَائِشَةُ يَوْمَئِذٍ بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ “Ebû Bekir onu Resûlullah’a nikâhladı; Âişe o gün altı yaşındaydı”, zifaf anı için Hz. Âişe’nin kendi ağzından وَأَنَا يَوْمَئِذٍ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ “o gün ben dokuz yaşındaydım” der. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, no. 25769; eski baskıda 6/210–211. Muhakkikler isnadını hasen saymıştır; metin.)

Sayılar birbirini doğrular

İsnad Âişe’den sonraki ilk halka Şehir Nikâh Zifaf Dul kaldığında Kaynak
1 Urve (Hişâm kanalı) Medine 6 9 — Buhârî 3894; Müslim 1422/69
2 Urve (Zührî kanalı) Medine 7 9 18 Müslim 1422/71
3 Esved b. Yezîd Kûfe 6 9 18 Müslim 1422/72
4 Ebû Seleme ve Yahyâ Medine 6 9 — Ahmed 25769

Hz. Âişe’nin sözü üç sayı verir: nikâhta 6, zifafta 9, Resûlullah ﷺ vefat ettiğinde 18. Tarihî kronoloji de bunu tutar: Zifaf hicretin birinci veya ikinci yılında, Resûlullah ﷺ’in vefatı on birinci yılındadır; aradan yaklaşık dokuz yıl geçmiştir ve 9 + 9 = 18 eder.

Bir not: Buhârî’nin bir rivayetinde (no. 5133) وَمَكَثَتْ عِنْدَهُ تِسْعًا “onun yanında dokuz yıl kaldı” ilavesi geçer. Bu ilave Hz. Âişe’nin değil, Hişâm b. Urve’nin sözüdür; bir sonraki rivayet bunu açıkça gösterir: قَالَ هِشَامٌ: وَأُنْبِئْتُ أَنَّهَا كَانَتْ عِنْدَهُ تِسْعَ سِنِينَ “Hişâm dedi ki: Bana onun Resûlullah’ın yanında dokuz yıl kaldığı haber verildi.” (Buhârî, no. 5134.) İbn Hacer de bunun hadise karışmış bir ilave (idrâc) olduğunu belirtir (Fethu’l-Bârî, 9/190; Şâmile metni). Dokuz yıllık beraberlik bu yüzden tarihî bir bilgi olarak anılır, ayrı bir isnad olarak sayılmaz.

Ümmet bu delili nasıl anladı?

Bu rivayetleri nakleden, şerh eden ve terceme kitaplarına geçiren âlimlerden hiçbiri sayıları “âdet yaşı” diye okumamıştır.

İbn Kesîr (ö. 774) meseleyi ittifakla kaydeder:

وَقَوْلُهُ: تَزَوَّجَهَا وَهِيَ ابْنَةُ سِتِّ سِنِينَ، وَبَنَى بِهَا وَهِيَ ابْنَةُ تِسْعٍ، مَا لَا خِلَافَ فِيهِ بَيْنَ النَّاسِ، وَقَدْ ثَبَتَ فِي الصِّحَاحِ وَغَيْرِهَا

“Onunla altı yaşındayken evlenmiş, dokuz yaşındayken zifafa girmiş olması, insanlar arasında hakkında ihtilaf bulunmayan bir husustur. Bu, sahih hadis kitaplarında ve diğer kaynaklarda sabittir.” (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, thk. Ali Şîrî, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, 3/161.)

لَا خِلَافَ فِيهِ ifadesi âlimlerin icmâ naklederken kullandığı sîgalardandır. Bu sözle İbn Kesîr bir icmâ nakletmektedir. Bu icmâya muhalif bir görüş bulunduğunu söyleyen, onu söylemiş olan âlimi isim, eser ve ibareyle göstermelidir.

İbn Hacer (ö. 852) Hz. Âişe’nin doğumunu bu beyandan hareketle kaydeder: وُلِدَتْ بَعْدَ الْمَبْعَثِ بِأَرْبَعِ سِنِينَ أَوْ خَمْسٍ “Bi’setten dört veya beş yıl sonra doğdu.” (el-İsâbe, Âişe tercemesi; Şâmile metni.)

Zehebî (ö. 748) Esmâ bint Ebî Bekir için وَكَانَتْ أَسَنَّ مِنْ عَائِشَةَ بِبِضْعَ عَشْرَةَ سَنَةً “Âişe’den on küsur yaş büyüktü” der (Vikikaynak metni). Bu ifadenin önemi üçüncü bölümde görülecektir.

Şârihler ve fakihler bu rivayeti lafzî manasıyla almış; fıkıh kitapları onu velâyet bahsinde delil getirmiştir (sekizinci bölüm). Sayıların başka bir takvimle okunması gerektiğini söyleyen tek bir şârih veya fakih yoktur.

İbn Teymiyye’nin kāidesi bu noktada hükmü verir:

وَكُلُّ قَوْلٍ يَنْفَرِدُ بِهِ الْمُتَأَخِّرُ عَنِ الْمُتَقَدِّمِينَ وَلَمْ يَسْبِقْهُ إِلَيْهِ أَحَدٌ مِنْهُمْ فَإِنَّهُ يَكُونُ خَطَأً، كَمَا قَالَ الْإِمَامُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ: إِيَّاكَ أَنْ تَتَكَلَّمَ فِي مَسْأَلَةٍ لَيْسَ لَكَ فِيهَا إِمَامٌ

“Sonra gelenin, öncekilerden ayrılarak tek başına söylediği ve öncekilerden hiçbirinin kendisinden önce söylemediği her söz hatadır. Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: ‘Kendisinde bir imamın bulunmadığı bir meselede konuşmaktan sakın.'” (İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, 21/291.)

“18–19 yaş” görüşü klasik literatürde bulunmaz; son asırda ortaya çıkmıştır. Bu görüşte bir imam yoktur.

İspat yükü kimde?

Lafzı zâhirinde tutan delil getirmekle mükellef değildir; zâhirden ayrılan mükelleftir. Resûlullah ﷺ şöyle buyurur:

البَيِّنَةُ عَلَى المُدَّعِي وَاليَمِينُ عَلَى المُدَّعَى عَلَيْهِ

“Delil getirmek iddia edene, yemin inkâr edene düşer.” (Tirmizî, Ahkâm 12, no. 1341.) Bu dizide delil beklenen taraf, sahih hadisin zâhirinden ayrılan taraftır. Her bölümün sonundaki “Varsa gösterin” kutusu, iddia sahibinden beklenen delili sıralar.

Şimdi rivayetin kendisine yöneltilen üç itiraza geçebiliriz.

Birinci itiraz: “Bu rakamları yalnız Hişâm b. Urve rivayet etti”

İddia
“Hz. Âişe’nin altı ve dokuz yaşını yalnızca Hişâm b. Urve rivayet etmiştir. Hişâm ömrünün sonunda Irak’a gitmiş, orada hafızası bozulmuştu; bu rakamlar onun hatasıdır.”

Bu itiraz, yaşın tek bir kanaldan geldiğini varsayar. Yukarıdaki tablo varsayımın yanlış olduğunu gösterir: Dört isnaddan üçü Hişâm’dan geçmez. Zührî de Urve’den rivayet eder; Esved b. Yezîd Kûfelidir ve Hz. Âişe’den doğrudan rivayet eden büyük tâbiîlerdendir; Ebû Seleme ile Yahyâ Medinelidir. Farklı şehirlerden, farklı râvilerden gelen aynı bilgi tek bir râvinin hatasıyla açıklanamaz. Bir râvi hakkındaki tenkit, o râviden geçmeyen rivayetlere taşınamaz.

Hişâm hakkındaki tenkidin kendisi de iddia edildiği gibi değildir. İbn Hacer meseleyi şöyle özetler: أَنَّهُ قَدِمَ الْعِرَاقَ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، فَفِي الْأُولَى حَدَّثَ عَنْ أَبِيهِ فَصَرَّحَ بِسَمَاعِهِ، وَفِي الثَّانِيَةِ حَدَّثَ بِالْكَثِيرِ فَلَمْ يُصَرِّحْ بِالْقِصَّةِ “Irak’a üç kez geldi. Birincisinde babasından rivayet etti ve işittiğini açıkça söyledi; ikincisinde çok rivayet etti ve işitmeyi açıkça zikretmedi.” (Tabakātü’l-Müdellisîn.) Söz konusu olan, işitme sîgasının zikredilmemesidir; hafızasının bozulup sayı uydurması değildir. “Hişâm’ın aklı karıştı” sözünü ise İbnü’l-Kattân söylemiştir ve Alâî onun hakkında وَهَذَا الْقَوْلُ لَا عِبْرَةَ بِهِ، لِعَدَمِ الْمُتَابِعِ لَهُ “bu söze itibar edilmez; çünkü onu destekleyen olmamıştır” der (el-Muhtalitîn). İmam Ahmed de مَا بَلَغَنَا عَنْهُ تَغَيُّرٌ “onun değiştiğine dair bize bir şey ulaşmadı” demiştir (İbn Receb, Şerhu İleli’t-Tirmizî; nakiller için bkz. râvi tercemesi derlemesi). Buhârî ve Müslim Hişâm’ın rivayetlerini sahihlerine almıştır.

Fakat bu tartışmaya girmeye bile gerek yoktur: Hişâm hiç olmasaydı, yaş bilgisi diğer üç isnadla yine sabit olurdu.

İkinci itiraz: “Rakamlar ihtilaflı; kimi altı der, kimi yedi”

İddia
“Hz. Âişe’nin yaşı hakkındaki rakamlar zaten ihtilaflıdır; kimi rivayet altı der, kimi yedi. Bu kadar ihtilaflı bir bilgiye dayanılamaz.”

Tabloda görüldüğü gibi fark yalnız nikâh anında ve bir yıldır. Zifaf yaşı bütün isnadlarda dokuzdur; Resûlullah ﷺ vefat ettiğindeki on sekiz yaş da iki isnadda gelir ve dokuzla tutarlıdır. İbn Hacer farkı şöyle uzlaştırır:

وَقِيلَ سَبْعٍ، وَيُجْمَعُ بِأَنَّهَا كَانَتْ أَكْمَلَتِ السَّادِسَةَ وَدَخَلَتْ فِي السَّابِعَةِ، وَدَخَلَ بِهَا وَهِيَ بِنْتُ تِسْعٍ

“Yedi de denmiştir. İkisi şöyle uzlaştırılır: Altıyı tamamlamış, yediye girmişti. Dokuz yaşındayken zifafa girdi.” (el-İsâbe, Âişe tercemesi.) Bugün de “altı yaşında” denen bir çocuk için “yedisine girdi” denir.

Bu itirazda bir kelime kayması vardır: “İhtilaflı” kelimesi “bir yıl oynuyor” manasından “tamamen belirsiz” manasına kaydırılır. Bir yıllık fark rakamın şüpheli olduğunu değil, râvilerin rakamı dikkatle naklettiğini gösterir. Rakamları 18–19’a çıkarmak isteyenler ise bir yıllık farkı değil, dokuz on yıllık bir farkı açıklamak zorundadır. Bunun için getirilen iki te’vîl ikinci bölümün konusudur. İbn Kesîr de altı–yedi farkını bilir ve yine de altı ile dokuz yaş için “ihtilaf yoktur” der; klasik âlimler arasında tartışılan altı mı yedi mi olduğuydu, on sekiz yaş diye bir görüş yoktu.

Üçüncü itiraz: “Bu hadis Peygamber’in değil, Âişe’nin sözüdür”

İddia
“Bu hadisler Resûlullah ﷺ’in bizzat kendi söylediği sözler değildir. Bu sözler Hz. Âişe’nin kendi sözleridir. Sahâbe, Resûlullah ile yaşadığı olayları kendi sözleriyle anlatır.”

Doğru bir tespitten yanlış bir sonuç çıkarılmaktadır. Sözün lafzı Hz. Âişe’nindir; fakat bu söz Resûlullah ﷺ’in bir fiilini haber verir ve usûlde böyle bir haber merfû’ (fiilî) hükmündedir. Nikâhı yapan ve zifafa giren Resûlullah ﷺ’dir; fakihler bu hadisi fiilî sünnet olarak delil getirmiştir.

Hz. Âişe’nin yaşı bir vâkıadır. Bir vâkıa tartışıldığında asıl soru, haberi verenin olayı bilecek konumda olup olmadığıdır. Bir kimsenin kendi yaşı, kendi nikâhı ve kendi zifafı hakkındaki haberi birinci elden haberdir; üstelik bu haber annesi Ümmü Rûmân’ın ve Ensar kadınlarının bulunduğu, şahitli bir hadiseyi anlatır (Buhârî, no. 3894). Hz. Âişe kendi yaşını, ondan on dört asır sonra gelenden daha iyi bilir.

Sözün kime ait olduğu, nasıl anlaşılacağını da değiştirmez. Söz Hz. Âişe’nin olsa da Resûlullah ﷺ’in olsa da, Arapçada بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ “altı yaşında kız” demektir. İddia sahibi aynı yazıda bu hadislerin sahih olduğunu da kabul eder: “Bu hadisleri araştırdığınız zaman bu hadislerin sahih olduğunu görürsünüz.” Sahihliği kabul edilen bir haber, sahibinin kim olduğundan dolayı zâhirinden çevrilmez.

Bu bölümün neticesi

Hz. Âişe’nin “altı yaşında nikâhlandım, dokuz yaşında zifafa girdim” sözü sahihtir, sarihtir, dört bağımsız isnadla gelir ve ümmetin ittifakıyla lafzî manasıyla anlaşılmıştır. Rivayete yöneltilen üç itirazın hiçbiri bu sözü sarsmaz: Yaşı yalnız Hişâm rivayet etmemiştir, altı ile yedi arasındaki fark bir yıldır ve sözün Hz. Âişe’ye ait olması onu kuvvetlendirir.

Varsa gösterin
1. İbn Kesîr’in naklettiği icmâya muhalif, Hz. Âişe’yi zifafta 18–19 yaşında gösteren bir klasik âlim: isim, eser ve ibare.
2. Hz. Âişe’nin nikâhta on yedi, zifafta on sekiz on dokuz yaşında olduğunu bildiren tek bir rivayet: kaynak ve isnad.
3. Yaşı yalnız Hişâm’ın rivayet ettiğini söyleyen biri, Müslim 1422/71, 1422/72 ve Ahmed 25769’u nasıl açıklıyor?
4. Bir sahâbînin kendi yaşı hakkındaki sahih haberinin, lafzı sahâbîye ait olduğu için zâhirinden çevrilebileceğini söyleyen bir usûl âlimi.

Bir sonraki bölümde, rakamları 18–19’a çıkarmak için getirilen iki te’vîli ve “tezevvecenî nişanlandı demektir” çevirisini ele alıyoruz.

Kaynaklar

  • Buhârî, es-Sahîh, no. 3894, 5133, 5134.
  • Müslim, es-Sahîh, Nikâh 10, no. 1422/69, 71, 72.
  • Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, no. 25769 (Risâle neşri).
  • Tirmizî, es-Sünen, Ahkâm 12, no. 1341.
  • İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, thk. Ali Şîrî, 3/161.
  • İbn Hacer, el-İsâbe, Âişe tercemesi; Fethu’l-Bârî, 9/190; Tabakātü’l-Müdellisîn, Hişâm b. Urve.
  • Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, Esmâ bint Ebî Bekir tercemesi.
  • Alâî, el-Muhtalitîn; İbn Receb, Şerhu İleli’t-Tirmizî.
  • İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, 21/291.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, “Âişe” maddesi.

Bu makale Kardeşder (Osmangazi Gençlik Hareketi Yardımlaşma ve Kardeşlik Derneği) tarafından hazırlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir