Çarşamba, 24 Cemaziyelevvel 1448
Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı (2): Rakamları Değiştiren Te'vîller — Âdet Yaşı, İlk Rakamı Atma ve "Nişan"

Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı (2): Rakamları Değiştiren Te’vîller — Âdet Yaşı, İlk Rakamı Atma ve “Nişan”

Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı · 2. bölüm / 8

Bu yazı 8 bölümlük dizinin 2. bölümüdür ve tek başına okunabilir. Bütün bölümlerin listesi yazının sonundadır.

Bu bölümde kısaca
Hadisteki rakamları 18–19’a çıkarmak için iki te’vîl ve bir çeviri tercihi kullanılır: “yaş âdetten sayılır”, “Araplar ilk rakamı atar” ve “tezevvecenî nişanlandı demektir”. Üçünün de dilde, rivayette ve selefte dayanağı yoktur; ilk ikisi birbirini nakzeder.

Birinci bölümde Hz. Âişe’nin “altı yaşında nikâhlandım, dokuz yaşında zifafa girdim” sözünün dört bağımsız isnadla sabit olduğunu ve ümmetin bu sözü ittifakla doğumdan itibaren yaş olarak anladığını gördük. İspat yükü, lafzı zâhirinden çevirmek isteyendedir.

Bu bölümde rakamları çevirmek için getirilen iki te’vîli ve bir çeviri tercihini ele alıyoruz. Önce te’vîlin şartlarını hatırlayalım.

Te’vîlin şartı

Usûlün küllî kāidesi şudur:

الأَصْلُ فِي الكَلَامِ الحَقِيقَةُ

“Sözde asıl olan hakîkattir”, yani kelimenin konulduğu manadır. Bir lafız ancak bir karîne ile başka bir manaya çevrilir. İbnü’l-Kayyim, te’vîl edenin vazifelerini sayarken birincisini şöyle koyar:

الأَمْرُ الأَوَّلُ: بَيَانُ احْتِمَالِ اللَّفْظِ لِلْمَعْنَى الَّذِي تَأَوَّلَهُ فِي ذَلِكَ التَّرْكِيبِ الَّذِي وَقَعَ فِيهِ، وَإِلَّا كَانَ كَاذِبًا عَلَى اللُّغَةِ مُنْشِئًا وَضْعًا مِنْ عِنْدِهِ

“Birinci vazife: Lafzın, geçtiği o terkipte, te’vîl edilen manayı taşıyabildiğini göstermektir. Aksi hâlde dile karşı yalan söylemiş, kendi katından yeni bir dil kuralı uydurmuş olur.” (İbnü’l-Kayyim, es-Savâiku’l-Mürsele, 9. fasıl; Vikikaynak metni.) İkinci vazife, zâhirden ayrılmayı gerektiren delili göstermektir. Aşağıdaki iki te’vîl bu iki şartın ikisini de karşılamaz.

Birinci te’vîl: “Yaş âdet başlangıcından sayılır”

İddia
“Hadislerde anlatılan, Hz. Âişe’nin doğumuyla başlayan yaşı değil, ergenliğinin başlaması, yani âdet görmeye başladığı yaştır. Araplarda böyle bir kültür olduğu birçok kaynak kitapta zikredilir. Râgıb el-İsfahânî’nin Arapça lügat kitabına baktığınızda kadınlarda âdet yaşı, erkeklerde ergenlikten sonraki yaşa erkeklik yaşı dendiği anlatılır.”

Lügat bakımından. بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ kalıbı Arapçada “altı yıllık kız”, yani doğumdan itibaren altı yaşında kız demektir. Kalıbı başka bir başlangıca bağlamak için ya lafızda bir kayıt (“âdetinden sonra” gibi) ya da dışarıdan bir karîne gerekir. Rivayetlerin hiçbirinde böyle bir kayıt yoktur.

Kaynak bakımından. Râgıb el-İsfahânî’nin bilinen lügat eseri el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur’ân‘dır ve Kur’ân kelimelerini açıklar. “Hayz” ve “bulûğ” maddelerinde bu kavramları tarif eder; fakat yaşın âdetten itibaren sayıldığını söyleyen hiçbir ibare ihtiva etmez. İddia sahibi madde adı, ibare veya sayfa vermemiştir. Fıkıh kitaplarında geçen “sinnü’l-hayz” ise hayız görülebilecek en erken yaşın eşiğidir; yaşın sayılmaya başlandığı noktayı değiştirmez.

Örf bakımından. “Birçok kaynak” ifadesi bir delil değil, bir vaattir. Tek bir klasik kaynak gösterilmedikçe “Arap kültürü” iddiası hüküm bina edilecek bir zemin olamaz.

Lâzım gelen netîceler bakımından. Aynı kalıp, aynı râvilerin aynı cümlesinde “18” için de kullanılmıştır: وَمَاتَ عَنْهَا وَهِيَ بِنْتُ ثَمَانَ عَشْرَةَ (Müslim 1422/71–72). İddia sahibi bu 18’i 27’ye çevirir; yani rivayetteki her sayıya dokuz on yıl ekler. Bunun anlamı şudur: Hz. Âişe’nin dokuz on yaşında âdet görmeye başladığını varsaymaktadır; fakat bu yaşı ne açıkça söyler ne de bir kaynağa dayandırır. Hz. Âişe’nin kendi yaşını, kimsenin bilmediği bir başlangıca göre söylemesi için de hiçbir sebep yoktur; böyle bir söyleyiş dinleyene hiçbir şey anlatmaz. Aynı kalıp sahâbe tercemelerinde yüzlerce kez geçer; hepsine bu takvimi uygulamak terceme literatürünün tamamını anlamsız kılar.

İkinci te’vîl: “Araplar ilk rakamı atar”

İddia
“Araplar bazen ilk rakamı atarak konuşurlar. Bir çocuk için ‘sekizinde’ derlerse, o kişi çocuk değil delikanlı ise 18 yaşını kastetmiş olurlar. Arap dilinde böyle bir usul, Araplarda böyle bir gelenek vardır. Bir toplumun diliyle ve kültürüyle ilgili bilgiler meselelerin anlaşılmasında önem arz eder.”

Bu iddia için de tek bir nahiv, belâgat, lügat veya tarih kaynağı gösterilmemiştir. Terceme kitapları ise tersini gösterir. Zehebî, Zübeyr b. Avvâm’ın tercemesinde şu iki bilgiyi birkaç satır arayla nakleder:

أَسْلَمَ الزُّبَيْرُ ابْنَ ثَمَانِ سِنِينَ

“Zübeyr sekiz yaşında Müslüman oldu.”

هَاجَرَ الزُّبَيْرُ وَهُوَ ابْنُ ثَمَانَ عَشْرَةَ سَنَةً

“Zübeyr on sekiz yaşında hicret etti.” (Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, Risâle, 1/41 ve 1/43; Vikikaynak metni.)

Arap tarihçisi için sekiz ile on sekiz ayrı sayılardır. Onlar basamağını düşüren bir örf bulunsaydı, bu iki cümle birbirinden ayırt edilemezdi. Esmâ bint Ebî Bekir’in vefatında “yüz yaşında” olduğu da nakledilir; hiçbir müellif bunu “on” veya “yüz on” diye okumamıştır.

“Dil ve kültür bilgisi önemlidir” sözü doğrudur. Fakat dil ve kültür bilgisi o dilin kaynaklarından naklen öğrenilir, uydurulmaz. Arap dilini Halîl b. Ahmed’den, Sîbeveyh’ten, İbn Manzûr’dan; Arap örfünü siyer ve terceme kitaplarından öğreniriz. Bu kaynakların hiçbirinde “ilk rakamı atma” diye bir usul yoktur. İbnü’l-Kayyim’in tarifiyle bu, “kendi katından uydurulmuş bir dil kuralıdır.”

İki te’vîl birbirini nakzeder

İddia sahibi aynı lafız için iki te’vîli birlikte kullanır. Fakat bunlar bir arada durmaz:

  • “9” âdet başlangıcından itibaren dokuz yıl ise, onlar basamağı düşürülmüş sayılmaz; rakam olduğu gibi okunur.
  • “9” aslında “19” ise, âdet yaşı te’vîline ihtiyaç kalmaz; sayı doğumdan itibaren okunur.

Aynı sayıya birbirini dışlayan iki te’vîlin yedek olarak tutulması, ikisinin de bir delile değil, varılmak istenen bir sonuca dayandığını gösterir.

“Tezevvecenî” nişan mı, nikâh mı?

İddia
“Resûlullah ben altı yaşındayken benimle evlendi (nişanlandı); dokuz yaşındayken evlendi. Genel kanı onun 6–7 yaşlarında nişanlandığı, 9–10 yaşlarında evlendiği yönündedir.”

Hadisteki kelime تَزَوَّجَنِي‘dir. Bazı Türkçe tercümelerde “evlendi” kelimesinin yanına parantez içinde “nişanlandı” yazılmıştır. Bu bir çeviri tercihidir; Arapça metinde böyle bir kelime yoktur. İbn Hacer kelimeyi şöyle açıklar:

وَقَوْلُهُ فِي الْحَدِيثِ: تَزَوَّجَنِي وَأَنَا بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ، أَيْ عَقَدَ عَلَيَّ

“Hadisteki ‘Ben altı yaşındayken benimle evlendi’ sözü, ‘benimle nikâh akdi yaptı‘ demektir.” (Fethu’l-Bârî, Dâru’l-Ma’rife, 7/224; Şâmile metni.) Bir sonraki hadis için de وَنَكَحَ عَائِشَةَ، أَيْ عَقَدَ عَلَيْهَا، لِقَوْلِهِ بَعْدَ ذَلِكَ: وَبَنَى بِهَا وَهِيَ بِنْتُ تِسْعٍ “‘Âişe’yi nikâhladı’ demek ‘onunla akit yaptı’ demektir; çünkü bundan sonra ‘dokuz yaşındayken onunla zifafa girdi’ demiştir” der (7/225). İbn Hacer iki aşamayı ayırır: Tezevvüc akittir, binâ zifaftır.

Arapçada nişan, yani kız istemek خِطْبَة (hıtbe) kelimesiyle ifade edilir. Lisânü’l-Arab iki kelimeyi şöyle ayırır: وَيَقُولُ الْخَاطِبُ: خِطْبٌ، فَيَقُولُ الْمَخْطُوبُ إِلَيْهِمْ: نِكْحٌ “İsteyen ‘hıtb’ der, kendilerinden istenenler ‘nikh’ der” (1/360; Şâmile metni); ve فَأَعْلَمَ أَنَّ عَقْدَ التَّزْوِيجِ يُسَمَّى النِّكَاحَ “evlendirme akdi nikâh diye adlandırılır” (2/625).

Hz. Âişe’nin evliliğini anlatan hadislerde de iki aşama iki ayrı kelimeyle anlatılır: أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ خَطَبَ عَائِشَةَ إِلَى أَبِي بَكْرٍ “Nebî ﷺ Âişe’yi Ebû Bekir’den istedi” (Buhârî, no. 5081) ve فَزَوَّجَهَا إِيَّاهُ وَعَائِشَةُ يَوْمَئِذٍ بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ “Ebû Bekir onu ona nikâhladı; Âişe o gün altı yaşındaydı” (Ahmed, no. 25769). Altı yaş kaydı istemenin değil, babanın nikâhı kıydığı anın kaydıdır. Nevevî de وَأَجْمَعَ الْمُسْلِمُونَ عَلَى جَوَازِ تَزْوِيجِهِ بِنْتَهُ الْبِكْرَ الصَّغِيرَةَ لِهَذَا الْحَدِيثِ “Müslümanlar, bu hadisten dolayı, babanın küçük bakire kızını evlendirmesinin caiz olduğunda icmâ etmiştir” der (Şerhu Müslim, 9/206). Hadis bir nişan hadisi olsaydı, nikâhın delili olamazdı.

Bu küçük kelime farkı önemlidir; çünkü 18–19 yaş hesabının bir ayağı ona dayanır. Cübeyr b. Mut’im iddiasında kurulan “nişan bozuldu, iki yıl sonra nişanlandı, iki yıl sonra evlendi” zinciri, altı yaşı bir nişan yaşı sayar (altıncı bölüm). Altı yaş nikâh yaşı olunca bu zincir kurulamaz.

Bu bölümün neticesi

Rakamları değiştirmek için getirilen te’vîllerin ikisi de te’vîlin şartlarını karşılamaz: Lafız bu manaları dilde taşımaz ve zâhirden ayrılmayı gerektiren bir delil yoktur. Üstelik iki te’vîl birbirini nakzeder. “Nişanlandı” çevirisi de Arapça metne, şârihlerin açıklamasına ve lügate aykırıdır. Hz. Âişe altı yaşında nikâhlanmış, dokuz yaşında zifafa girmiştir; altı ve dokuz doğumdan itibaren yaştır. Delilsiz te’vîl bâtıldır.

Varsa gösterin
1. Râgıb el-İsfahânî’nin hangi eserinde, hangi maddede, hangi ibarede kadınların yaşının âdetten, erkeklerin yaşının ergenlikten itibaren sayıldığı geçiyor? Cilt ve sayfa.
2. “Araplarda böyle bir kültür vardır” denen “birçok kaynak kitaptan” bir tanesinin adı ve ibaresi.
3. Hz. Âişe’nin dokuz on yaşında âdet gördüğü bilgisinin kaynağı.
4. “Araplar ilk rakamı atarak konuşurlar” kuralını zikreden tek bir nahiv, belâgat veya lügat kitabı ve “birçok örneğinden” bir tanesi.
5. Bu kuralla Hz. Âişe’nin “on sekiz” sayısının neden 28 değil de 27 yapıldığı.
6. تَزَوَّجَنِي kelimesinin bu hadiste “nişanlandı” manasına geldiğini söyleyen bir lügat veya şârih.

Bir sonraki bölümde, te’vîllerin yerine konan kronolojik hesapların temelini, yani “605 doğum” tarihini ve Esmâ ile “on yaş” farkını ele alıyoruz.

Kaynaklar

  • Müslim, es-Sahîh, Nikâh 10, no. 1422/71–72.
  • Buhârî, es-Sahîh, no. 3894, 5081.
  • Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, no. 25769.
  • Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur’ân, “hayz” ve “bulûğ” maddeleri.
  • İbnü’l-Kayyim, es-Savâiku’l-Mürsele, 9. fasıl.
  • Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, Risâle, 1/41, 1/43.
  • İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, Dâru’l-Ma’rife, 7/224–225.
  • İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, Dâru Sâdır, 1/360, 2/625.
  • Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim, 9/206.

Bu makale Kardeşder (Osmangazi Gençlik Hareketi Yardımlaşma ve Kardeşlik Derneği) tarafından hazırlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir