Çarşamba, 24 Cemaziyelevvel 1448
Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı (5): Mekke Dönemi Rivayetleri ve "Hatırlama Yaşı" Hesabı

Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı (5): Mekke Dönemi Rivayetleri ve “Hatırlama Yaşı” Hesabı

Hz. Âişe Validemizin Evlilik Yaşı · 5. bölüm / 8

Bu yazı 8 bölümlük dizinin 5. bölümüdür ve tek başına okunabilir. Bütün bölümlerin listesi yazının sonundadır.

Bu bölümde kısaca
Hz. Âişe’nin Mekke dönemine dair anlattıkları onun o gün büyük olduğunu değil, Müslüman bir ailede doğup büyüdüğünü gösterir; Habeşistan, Fil, namaz ve Kamer sûresi rivayetlerinin kendi lafızları iddiayı reddeder.

Dördüncü bölümde Fâtıma, Abdurrahmân ve ilk Müslümanlar hesaplarının kaynak açıldığında çöktüğünü gördük; İbn Hişâm’ın listesi bile Hz. Âişe’yi “o gün küçüktü” kaydıyla anıyordu.

İddianın bir sonraki dayanağı şudur: Hz. Âişe Mekke dönemine ait hadiseleri anlatır; öyleyse onları hatırlayacak yaşta olmalıdır. Bu bölümde iddia sahibinin bu maksatla gösterdiği dört rivayeti, her birinin kendi lafzıyla ele alıyoruz. Dördünün de ortak bir usûl hatası vardır; onu bölümün sonunda topluca göstereceğiz.

“Mekke’nin ilk yıllarını hatırlıyor” iddiası

İddia
“Hz. Âişe, İslam’ın ilk yıllarında anne babasının nasıl Müslüman olduğunu, Mekke’nin en sıkıntılı günlerinde Resûlullah’ın sabah akşam evlerine geldiğini, babasının Habeşistan’a hicrete çıkıp geri döndüğünü ayrıntısıyla anlatır. Çocukların hatırlama yaşı normalde 6–7’dir, çok zeki çocuklarda 5–6’ya iner. Demek ki bi’sette en az 5 yaşındaydı; 5 + 13 + 1 = 19.”

İddia sahibinin kaynak olarak saydığı Buhârî bölümleri (Kefâle, Menâkıbü’l-Ensâr, Edeb, Salât) aynı hadisin farklı yerleridir. Hadis şöyle başlar:

لَمْ أَعْقِلْ أَبَوَيَّ قَطُّ إِلَّا وَهُمَا يَدِينَانِ الدِّينَ

“Aklım ermeye başladığından beri anne babamı hep bu dine bağlı olarak bildim.” (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr 45, no. 3905; ayrıca Salât, no. 476; Edeb, no. 6079.)

Bu cümle, Hz. Âişe’nin anne babasını Müslüman olmadan önceki hâlleriyle hiç bilmediğini söyler. “Anne babamın nasıl Müslüman olduğunu anlatır” denen hadis, tam tersine, onların Müslüman oluşunu hiç görmediğini bildirir. Bu da onun anne babası Müslüman olduktan sonra doğmasıyla veya o sırada henüz idrak yaşına gelmemiş olmasıyla uyuşur. İbn Hacer’in, sahihteki yaş beyanından çıkardığı “bi’setten dört beş yıl sonra doğdu” bilgisi (bkz. üçüncü bölüm) bu cümleyle tam olarak örtüşür.

Habeşistan yolculuğu

Resûlullah ﷺ’in ziyaretleri ve Habeşistan yolculuğu aynı hadisin devamıdır:

وَلَمْ يَمُرَّ عَلَيْنَا يَوْمٌ إِلَّا يَأْتِينَا فِيهِ رَسُولُ اللهِ ﷺ طَرَفَيِ النَّهَارِ، بُكْرَةً وَعَشِيَّةً، فَلَمَّا ابْتُلِيَ الْمُسْلِمُونَ خَرَجَ أَبُو بَكْرٍ مُهَاجِرًا نَحْوَ أَرْضِ الْحَبَشَةِ، حَتَّى بَلَغَ بَرْكَ الْغِمَادِ لَقِيَهُ ابْنُ الدَّغِنَةِ

“Resûlullah ﷺ’in sabah akşam, günün iki ucunda bize gelmediği bir gün geçmezdi. Müslümanlar sıkıntıya düşünce Ebû Bekir Habeşistan topraklarına doğru hicrete çıktı. Berkü’l-Gımâd’a varınca İbnü’d-Dağine onunla karşılaştı…” (Buhârî, no. 3905; Şâmile metni.)

İddia sahibi bunu “babası Habeşistan’a hicret etti, bir süre orada kaldıktan sonra Mekke’ye döndü” diye anlatır ve “nübüvvetin 5. yılında” diye bir tarih ekler. Hadisin kendisi bunu reddeder: Ebû Bekir Habeşistan’a varmamış, yolda Berkü’l-Gımâd’da İbnü’d-Dağine ile karşılaşmış ve onun himayesiyle Mekke’ye dönmüştür. Hadiste bir yıl da verilmez. Delil diye gösterilen hadis, okunmadan anlatılmıştır.

Yolculuğun ayrıntıları ise ailede anlatılan ve sonradan öğrenilen bilgilerdir. Hz. Âişe bu hadiseyi anlatırken “gördüm” demez; olanı nakleder.

“Hatırlama yaşı” hesabı

İddia sahibi “çocukların hatırlama yaşı normalde 6–7’dir, çok zeki çocuklarda 5–6’ya iner” der. Bu hesapta üç hata vardır:

  1. Bu cümle günümüz popüler psikolojisinden alınmış bir genellemedir; ne bir nassa ne de bir tarih kaynağına dayanır.
  2. İnsan hafızasında herkese uyan tek bir şablon yoktur. Bir rivayetin manası böyle bir genellemeyle belirlenemez.
  3. Hesabın öncülü, yani “ilk yılları hatırlıyor” iddiası, gösterilen hadisin ilk cümlesiyle zaten düşmüştür.

Kāide açıktır: Birinci elden gelen sarih bir beyan, zannî bir genellemeyle iptal edilmez. Hz. Âişe “altı yaşında nikâhlandım, dokuz yaşında zifafa girdim” der; “bence o yaştaki bir çocuk bunları hatırlayamaz” diyen bir zan, bu sözün önüne geçemez.

İddia sahibi bu rivayetlerden sonra “nübüvvetin 4. veya 5. yılında doğduğunu söyleyen bilgiler tamamen yanlıştır” der. Oysa bu bilgiyi söyleyen İbn Hacer’dir ve dayanağını da kendisi gösterir: فَقَدْ ثَبَتَ فِي الصَّحِيحِ “çünkü sahihte sabit olmuştur ki…” (el-İsâbe, Âişe tercemesi). Bir hafıza tahmini için sahih hadisi ve onun üzerine kurulan tarihi “tamamen yanlış” ilan etmek, delilin yerini değiştirmektir. İddia sahibinin “o zaman hicrette 6–7 yaşında olurdu” hesabı da yanlıştır: Bi’setin dördüncü beşinci yılında doğan biri, on üç yıllık Mekke döneminin sonunda sekiz dokuz yaşındadır.

Fil hadisesi ve namaz rivayetleri

İddia
“Hz. Âişe, risaletten kırk yıl önce gerçekleşen Fil hadisesinden geriye kalan iki kişiyi Mekke’de dilenirken gördüğünü söyler. Mekke’de namazların önce ikişer rekât farz olduğunu, sonra dörde çıkarıldığını da rivayet eder. Bu rivayetler onun yaşı konusunda bize yol gösterir.”

Fil hadisesinden kalan iki kişi

Rivayet şudur:

لَقَدْ رَأَيْتُ قَائِدَ الفِيلِ وَسَائِسَهُ بِمَكَّةَ أَعْمَيَيْنِ مُقْعَدَيْنِ يَسْتَطْعِمَانِ

“Fil’in kılavuzunu ve bakıcısını Mekke’de kör ve kötürüm hâlde, yiyecek dilenirken gördüm.” (İbn İshâk’tan, Abdullah b. Ebî Bekir → Amra → Âişe isnadıyla; İbn Hişâm, es-Sîre; Bezzâr, no. 9741; İbn Kesîr, Tefsîr, Fîl sûresi; metin.)

Hz. Âişe Fil yılını görmüş değildir; o yıldan sağ kalan iki kişiyi görmüştür. Bu kişilerin Mekke’de uzun yıllar yaşadığı bellidir. Nitekim İbn Âşûr, Attâb b. Esîd’in أَدْرَكْتُ سَائِسَ الْفِيلِ وَقَائِدَهُ “Fil’in bakıcısına ve kılavuzuna yetiştim” dediğini nakleder (et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, Fîl sûresi; metin).

“Fil hadisesi risaletten kırk yıl önceydi; demek ki Hz. Âişe büyük olmalı ki bu iki kişiyi görsün” demek, olayın kendisi ile ondan kalan kişileri birbirine karıştırmaktır. Bu iki yaşlıyı beş yaşında da, on yaşında da görmek mümkündür. Bu rivayetten bir doğum yılı çıkmaz.

Namazın rekâtları

İddia sahibi, Hz. Âişe’nin namazın önce iki rekât farz kılınıp sonra artırıldığını rivayet etmesini Mekke dönemine dair bir hatıra sayar. Oysa rivayetin bir tarikinde artırmanın zamanı açıkça bildirilir:

فُرِضَتِ الصَّلَاةُ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ هَاجَرَ النَّبِيُّ ﷺ فَفُرِضَتْ أَرْبَعًا، وَتُرِكَتْ صَلَاةُ السَّفَرِ عَلَى الأُولَى

“Namaz iki rekât olarak farz kılındı. Sonra Nebî ﷺ hicret etti ve dört rekât farz kılındı; yolculuk namazı ilk hâli üzere bırakıldı.” (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr 48, no. 3935; metin.)

Artırma Medine’de, hicretten sonra olmuştur. Hz. Âişe’nin bu değişikliği bilmesi, Mekke’deki yaşı hakkında hiçbir şey söylemez. Üstelik bu bir fıkhî bilgidir; Hz. Âişe onu Resûlullah ﷺ’den ve sahâbeden öğrenerek rivayet eder. Bir hükmü rivayet etmek, o hükmün ilk konduğu güne şahit olmayı gerektirmez.

Kamer sûresi ve “câriye” kelimesi

İddia
“Hz. Âişe, nübüvvetin 4. yılında inen Kamer sûresinin 46. âyeti için ‘Bu âyet Mekke’de indirildi; ben o sırada genç kızlık dönemini yaşayan bir câriye idim’ der. Arap kültüründe ‘câriye idim’ demek, ergenlik çağındaki genç kız demektir. Kıyamet sûresi için de ‘Ben Mekke’de sokaklarda oynayan bir çocuk iken bu âyetler indi’ der; bu sûre 3. veya 4. yılda indiğine göre o gün en az 6–7 yaşındaydı.”

Rivayetin lafzı şudur:

لَقَدْ أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ ﷺ بِمَكَّةَ وَإِنِّي لَجَارِيَةٌ أَلْعَبُ: ﴿بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ﴾

“Mekke’de Muhammed ﷺ’e, ben oynayan küçük bir kız iken şu âyet indirildi: ‘Hayır, asıl buluşma zamanları kıyamettir; kıyamet daha belalı ve daha acıdır.’ (Kamer 54/46)” (Buhârî, Tefsîr, Kamer sûresi, no. 4876; uzun hâli Fezâilü’l-Kur’ân, no. 4993; metin.)

Cümlede “genç kızlık dönemi” diye bir ifade yoktur; bu, iddia sahibinin çevirisine kendisinin eklediği bir kayıttır. “Câriye” Arapçada küçük kız için de kullanılır; yanındaki أَلْعَبُ (“oynuyordum”) kaydı onu çocukluğa bağlar. Aynı kelime İfk hadisinde de geçer: Hz. Âişe evliliğinin birkaç yıl sonrasında kendisi için جَارِيَةً حَدِيثَةَ السِّنِّ “yaşı küçük bir kız” der (bkz. yedinci bölüm). “Câriye” kelimesi tek başına “ergen genç kız” demek olsaydı, ona “yaşı küçük” kaydını eklemenin bir manası kalmazdı.

İddia sahibi Kamer sûresinin bi’setin dördüncü yılında indiğini söyler, fakat kaynak göstermez. Sûrenin iniş yılı ne kabul edilirse edilsin, rivayetin lafzı değişmez: Hz. Âişe o âyet inerken kendisinin oynayan küçük bir kız olduğunu söyler. Bi’setten dört beş yıl sonra doğan bir çocuk, Mekke döneminin son yıllarında tam bu çağdadır. Yirmili yaşlara yaklaşmış bir genç kız ise kendini “oynuyordum” diye tarif etmez.

Kıyamet sûresi için verilen “sokaklarda oynayan bir çocuk iken” lafzının ise kaynağı gösterilmemiştir; bilinen sahih rivayet Kamer sûresiyle ilgilidir. Bu lafız sahih olsaydı bile iddianın aleyhine olurdu: “Sokaklarda oynayan bir çocuk” tarifi, bir genç kızın değil, bir çocuğun tarifidir.

Dört rivayetin ortak usûl hatası

Dört rivayette de aynı hata yapılmıştır: Bir sahâbînin bir hadiseyi rivayet etmesi, onu o anda bizzat gördüğünü veya o anda idrak yaşında olduğunu göstermez. Sahâbe, kendi doğumlarından önce veya küçüklüklerinde olmuş hadiseleri de başkalarından duyup nakletmiştir. Hadis usûlünde buna mürselü’s-sahâbî denir ve ittifakla kabul edilir. Hz. Âişe vahyin başlangıcını da anlatır (أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ, Buhârî, no. 3); iddia sahibi bile onun Hira günlerinde orada olduğunu söylemez.

Karîneyle yapılan bir çıkarım sarih bir nassın önüne geçirilemez. Hz. Âişe yaşını açıkça söylemiştir; bu dört rivayet ise yaş hakkında hiçbir şey söylemez. Söylediği tek şey, iki tanesinde açıkça geçen “o gün küçüktüm, oynuyordum” kaydıdır.

Bu bölümün neticesi

Hz. Âişe’nin Mekke dönemi hakkındaki rivayetleri, onun o sırada büyük olduğunu değil, Müslüman bir ailenin içinde doğup büyüdüğünü gösterir. Buhârî 3905’in ilk cümlesi, anne babasını Müslüman olmadan önce hiç tanımadığını söyler; Habeşistan anlatısı hadisin lafzına aykırıdır; Fil rivayeti uzun yaşamış iki kişiyi, namaz rivayeti Medine’de konmuş bir hükmü anlatır; Kamer sûresi rivayeti ise “oynayan küçük bir kızdım” der.

Varsa gösterin
1. Buhârî 3905’te Ebû Bekir’in Habeşistan’a vardığını, orada bir süre kaldığını ve bunun nübüvvetin 5. yılında olduğunu söyleyen ibare nerede?
2. لَمْ أَعْقِلْ أَبَوَيَّ قَطُّ إِلَّا وَهُمَا يَدِينَانِ الدِّينَ cümlesinin “ilk yılları idrak yaşında yaşadım” demek olduğunu söyleyen bir şârih.
3. “Çocuklar 6–7 yaşından önce hatırlayamaz” kuralını bir rivayeti reddetmek için kullanan bir hadis veya usûl âlimi.
4. Hz. Âişe’nin Fil hadisesinden kalan iki kişiyi hangi yaşta gördüğünü bildiren bir rivayet; namaz rivayetinde artırmanın Mekke’de olduğunu söyleyen bir tarik.
5. Buhârî 4876’da “genç kızlık dönemini yaşayan” ifadesinin karşılığı olan Arapça kelime; Kıyamet sûresi için “sokaklarda oynayan bir çocuk iken” lafzıyla gelen rivayetin kaynağı ve isnadı; Kamer sûresinin bi’setin dördüncü yılında indiği bilgisinin kaynağı.
6. Bu rivayet için gösterdiğiniz “Fethu’l-Bârî 11. cilt 291. hadis” ile hangi baskı ve hangi ibare kastediliyor?

Bir sonraki bölümde, iddianın en çok tekrarlanan dayanaklarından birini, Hz. Âişe’nin önce Cübeyr b. Mut’im ile nişanlı olduğu meselesini, gösterilen beş kaynağın kendisiyle ele alıyoruz.

Kaynaklar

  • Buhârî, es-Sahîh, no. 3 (Bed’ü’l-Vahy), 476 (Salât), 3905 (Menâkıbü’l-Ensâr 45), 3935 (Menâkıbü’l-Ensâr 48), 4876 (Tefsîr, Kamer), 4993 (Fezâilü’l-Kur’ân), 6079 (Edeb).
  • İbn Hacer, el-İsâbe, Âişe tercemesi.
  • İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, Fil kıssası.
  • Bezzâr, el-Müsned, no. 9741.
  • İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, Fîl sûresi.
  • İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, Fîl sûresi.

Bu makale Kardeşder (Osmangazi Gençlik Hareketi Yardımlaşma ve Kardeşlik Derneği) tarafından hazırlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir