Min Hac Buyu’ : Alışveriş Ticaret - 07G D
B. SELEM (PEŞİN PARA İLE VERESİYE MAL ALMAK)
Rehin akdi, satış akdinde olduğu gibi icap ve kabul lafzı ile sahih olur. Akid esnasında malı önce vermek gibi akdin gerektirdiği veya şahit bulundurma gibi akdin maslahatı için olan veya herhangi bir amacı olmayan bir şartı koşmak akdi bozmaz.
Akitte koşulan şart, rehin alan için zararlı ise akid batıl olur. Rehin alan kimsenin rehineden istifade etmesi gibi kendisine yararlı, fakat rehin bırakana zarar veren bir şeyi şart koşarsa bu şart geçersizdir. Keza en zahir kavle göre akid de geçersizdir.
Rehineden elde edilen fazlalığın rehin bırakılması şart koşu-lursa, en zahir kavle göre şart geçersizdir. Şart geçersiz olunca akid de geçersiz olur. Rahin ve rehine alan mutlak tasarrufta bulunmaya ehil olmalıdır. Buna göre veli, çocuk ve delinin malını rehine veremez ve onlar adına rehine alamaz. Ancak bir zaruret veya belli bir fayda varsa, onlar adına rehin akdinde bulunabilir.
Rehinede bulunması gereken şartlar şunlardır:
En sahih kavle göre, rehinenin ayın (mal) olması şarttır. Borç gibi ayın olmayan menfaatleri rehin bırakmak sahih olmaz. Ortak malı (muşaa), çocuğu dışında yalnız cariyeyi veya annesi dışında yalnız çocuğu rehine bırakmak sahihtir. Cariye çocuğu ile birlikte satılırsa, ücret her birinin değerine göre taksim edilir. En sahih kavle göre cariyeye tek başına değer biçilir. Sonra çocuğu ile birlikte değer takdiri yapılır. Her iki değer arasındaki fark, çocuğun değeridir.
Cani ve mürtedin rehin bırakılmasının hükmü, bunları satmanın hükmü gibidir. Kendisi ile tedbir akdi yapılmış köleyi veya azat edilmesinin bağlandığı sıfatın borcun ödeme vaktinin girmesinden önce gerçekleşmesi mümkün olan köleyi rehine bırakmak, mezhep alimlerince kabul edilen rivayete göre geçersizdir.
Rehine bırakılan mal kısa zamanda bozulan bir mal ise, bu takdirde: Yaş hurma gibi kurutma imkanı varsa kurutulur. Kurutma imkanı olmayan malı ise, peşin veya henüz bozulmadan vadesi giren borç için rehine bırakmak veya satıp parasını rehin bırakmayı şart koşmak caizdir. Bu durumda : Rehinenin bozulma korkusu varsa, satılır ve parası rehine olarak bırakılır. Şayet rehin eden böyle bir rehinenin satılmamasmı şart koşarsa, rehin akdi sahih olmaz. Rahin rehineyi mutlak şekilde vermişse, en zahir kavle göre akid fâsid olur. Rehine alan kimse henüz borç vakti girmeden rehinenin bozulup bozulmayacağını bilmezse, en zahir kavle göre akid sahihtir.
Rehine bırakılan buğdayın çürümesi gibi, çabuk bozulmayan bir mal rehine bırakılır da onu bozan bir arıza meydana gelirse, bununla akid derhal fâsid olmaz.
Rehine bırakmak üzere bir malı âriye (ödünç) almak caizdir. Bu şekildeki rehine bir kavle göre ariye olur. En zahir kavle göre bu durumda borcun tazmini âriye alman mala taallûk eder. Bu sebeple, bir malı ariye alırken borcun cinsini (altın, gümüş gibi), miktarını ve sıfatını (peşin veya tecilli olduğunu) iğreti veren şahsa açıklaması şarttır. Keza en sahih kavle göre, rehineyi alan kişinin zikredilmesi de şarttır. Bu şekilde rehin edilen mal rehineyi alanın eli altında iken telef olursa, en zahir kavle göre rehine veren de alan da tazminat ödemekle yükümlü olmaz.
Ödünç mal rehine olarak teslim edildikten sonra ödünç veren kişi artık iğreti akdinden cayamaz. Borcun Ödeme zamanı girer veya peşin olursa ödünç verene rehinenin satışı için müracaat edilir. Borcu ödemese rehine satılır. Sonra ödünç veren, rehinenin satıldığı parayı almak için rehineyi verene müracaat eder.
2. Rehin Akdinin Geçerli Olması
4. Rehin Akdinde Tarafların İhtilâfı
H. MÜŞTEREK KULLANILAN YERLERDE İZDİHAM YARATMAK
R. KIRAD - MUDAREBE (SERMAYE EMEK ORTAKLIĞI)
S. MÜSÂKÂT (AĞAÇLARIN BAKIMI VE SULAMA İŞİ)
İslami Okul Okulların En Önemlisi