Min Hac Buyu’ : Alışveriş Ticaret - 07G E
B. SELEM (PEŞİN PARA İLE VERESİYE MAL ALMAK)
Bir kimsenin peşin ödemesi gereken borcu mevcut malından fazla ise alacaklıların isteği üzerine kendisi mali tasarruftan men edilir. Fakat vadeli borç için kişi mali tasarruftan men edilemez. Peşin borç için müflis üzerine kısıtlılık konulunca, en zahir kavle göre vadeli borçların vadesi girmiş olmaz.
Kişinin borcu malına eşit ise ve kendisi kazanç elde ediyorsa, nafakası kazancından ödenir ve kendisi kısıtlılık altına alınmaz. Kazanç elde etmiyorsa ve nafakası malından Ödeniyorsa da keza en sahih kavle göre yine kısıtlılık altına alınmaz.
Alacaklıların talebi olmadan borçlu kısıtlılık altına alınmaz. Alacaklıların bir kısmı hacr (kısıtlılık) konulmasını ister ve borcu da malından fazla ise, kısıtlılık altına alınır. Ödenecek borcu malından fazla değilse, kısıtlılık altına alınmaz. En sahih kavle göre, müflisin talebi üzerine kendisine hacr konulur. Kişi kısıtlılık altına alındığında alacaklıların hakkı malına taallûk eder. Hakim hacr kararı verdiğinde halkın müflis ile muamele yapmaktan sakınması için şahit bulundurur.
Kısıtlılık altına alman kişi satış, hîbe ve köle azad etme gibi akidlerde bulunursa, bir kavle göre tasarrufu durdurulur. Yaptığı bu tasarruflar borcundan fazla ise geçerli sayılır. Borcundan fazla değilse tasarrufu geçersiz kalır. En zahir kavle göre, kısıtlılık altına alınan kişinin yaptığı akidler hükümsüzdür. Şayet malını borcu karşılığında alacaklılarına satarsa, en sahih kavle göre akid hükümsüzdür. Kısıtlı kimse zimmetine bağlı olarak, örneğin selem akdi sureti ile satışta bulunur veya zimmetinde olmak üzere bir malı satın alırsa, en sahih kavle göre akid sahih olup aldığı mal veya para zimmetinde borç olarak kalır.
Kısıtlılık altına alman kişinin evlenmesi, boşanması, karısı ile huT yapması, kısası tatbik etmesi veya kısası affedip diyet alması sahihtir.
Kısıtlılık altına alınmadan önce üzerinde bulunan bir malı veya bir borcu ikrar ederse, en zahir kavle göre alacaklılar hakkındaki ikrarı kabul edilir. Fakat kısıtlılık altına alındıktan sonra üzerinde bir akdin veya süresiz bir akdin bulunduğunu söylerse, hakkındaki bu ikrarı kabul edilmez.
Kısıtlılık altına alındıktan sonra bedeli mal olan bir cinayet işlediğini ikrar ederse, en sahih kavle göre bu ikrarı kabul edilir. Kısıtlılık altına alınmadan satm aldığı ayıplı malı geri vermesinde fayda varsa, geri verebilir. En sahih kavle göre kişi kısıtlılık altına alındıktan sonra; avlanmak, vasiyet veya satış akdi veya sahih olduğunu kabul etmemiz halinde satış yolu ile meydana gelen malına kısıtlılık sirayet eder.
Satıcının kısıtlı kimse ile yaptığı akdi feshetme hakkı yoktur. Müşterinin kısıtlı olduğunu bilirse hakkı bizzat mala taalluk eder. Kısıtlı olduğunu bilmese de hüküm böyledir. Satıcının hakkı mala taalluk etmesi mümkün değilse parayı diğer alacaklılardan önce alma hakkı olmaz.
1. Kısıtlılık Altına Alınan Mal
Kişi kısıtlılık altına alındıktan sonra, hakimin acele üzere kısıtlının malını satarak alacaklılara taksim etmesi sünnettir. Önce bozulacak malları, sonra sırası ile menkul ve akarları satar. Malları müflisin ve alacaklıların huzurunda, her malı kendi piyasasında rayiç bedelle ve bulunduğu beldenin parası ile peşin satmalıdır.
Borç nakid cinsinden değilse ve alacaklı hak ettiği malın aynısını istiyorsa, hakim aynı malı kendisine satın alır. Şayet alacaklı para almaya rıza gösterirse, mal yerine para vermek caizdir. Fakat selem akdinde mal yerine para vermek caiz olmaz. Hakim, karşılığını almadan malı müşteriye teslim etmez. Aldığı bedeli alacaklılar arasında taksim eder. Fakat az olur da taksim edemezse, tümü toplamncaya kadar bedeli bekletir. Hakim, alacaklılara kendilerinden başka alacaklının olmadığına dair şahit getirmeleri için teklifte bulunamaz. Para taksim edilirken bir başka alacaklı çıkarsa, alacağı oranda eldeki paraya ortak olur. Zayıf kavle göre ilk taksimat iptal edilir ve yeni bir taksimat yapılır.
Müflis, kısıtlılık altına alınmadan sattığı malın sahibi ortaya çıkar da malın bedeli telef olmuşsa bu, sonradan belli olan borç hükmündedir. Hakimin sattığı mal, bir başkasına ait olduğu ortaya çıkarsa, öncelikle bu mal sahibinin parası ödenir. Bir kavle göre ise; bu para alacaklıların hissesi oranında kendilerinden geri alınır.
Hakim, alacaklılara paylarını taksim edinceye kadar müflise nafakası vacib olanların nafakasını aynı paradan karşılar. Müflis çalışmakla kazanç elde edi-yorsa, nafakaları alacaklıların hissesinden karşılanmaz. En sahih kavle göre, borçları için müflisin meskeni ve hizmetlisi satılır. Hatta müflis müzmin hastalık veya bulunduğu makam itibarı ile hizmetçiye ihtiyaç duysa da bunlar satılır. Kendisine uygun bir takım elbise bırakılır. Bir takım elbise; gömlek, şalvar, sarık ve ayakkabıdan oluşur. Kış mevsiminde bu elbiselere bir palto ilâve edilir. Kendisine nafakası vacib olanlara taksim gününün nafakası bırakılır.
Kısıtlılık altındaki kişinin malları alacaklılar arasında taksim edildikten sonra geriye kalan borcu kapatmak için çalışması veya kendini kiralatması gerekmez. En sahih kavle göre, kendisine ait ümmü veledi ve kendisine vakfedilmiş araziyi icareye vermesi vacibtir.
Borçlu fakir olduğunu veya malını borçlular arasında taksim ettiğini eder ve başka malı olmadığını iddia eder de alacaklılar bu iddiasını reddederlerse, bu durumda mevcut borç, satış akdi veya ödünç verme gibi mali bir muamele için olan bir borç ise, müflisin fakir olduğuna veya başka malı olmadığına dair delil göstermesi gerekir. Borç mali bir muamele borcu değilse veya kendisine ait bir malın olduğu kimse tarafından bilinmiyorsa, en sahih kavle göre müflis yemin eder ve sözü doğrulanır. Fakir olduğunu iddia eden müflisin delili, durumu kesinleşinceye kadar beklemeden hemen kabul edilir.
Şahitler müflisin gizli durumlarım bilmelidir. Şahitlik ederken: "O fakirdir." diye söylemelidirler. Fakat: "Hiçbir şeye malik değildir." gibi kesin reddetmeleri gerekmez. Fakir olduğu böylece tespit edildikten sonra müflisin, artık hapsedilmesi veya gözaltına alınması caiz olmaz. Belki zengin oluncaya kadar kendisine süre verilir. Garip olup fakir olduğuna dair delil getirmekten aciz kalanın durumunu araştırmak üzere kadı bir vekil tayin eder. Vekil onun fakir olduğuna gâlib zanla kanaat getirirse, hapisten kurtulması için şahitlik eder.
2. Müflis İle Yapılan Akidden Dönmek
Bir kimse bir mal satar ve henüz bedelini almadan müşteri iflas sebebi ile kısıtlılık altına alınırsa, satıcı akdi feshedip malını geri alabilir. En sahih kavle göre satıcının muhayyerlik hakkı acele üzeredir.
Fesh işlemi cariye ile cinsel ilişkide bulunmak, köleyi azad etmek veya malı satmakla meydana gelmez. Satıcı, satış akdinde olduğu gibi karşılıklı bedel ödenen sair akidlerde de malını geri alabilir. Satıcının satış akdinden vazgeçmesinin şartları şunlardır:
1- Bedel peşin olmalıdır.
2- İflas sebebi ile bedeli elde etmek mazurlu olmalıdır. Müşteri zengin olduğu halde bedeli ödemekten imtina eder veya kaçarsa, en sahih kavle göre satıcı akdi feshedemez. Şayet diğer alacaklılar satıcıya: "Akdi feshetme, sana bedeli öderiz." derlerse, satıcının feshetme hakkı olur.
3- Mal, müşterinin mülkiyetinde baki olmalıdır. Mal, hîbe etme gibi herhangi bir sebeple müşterinin mülkünden çıkar veya köle ile kitabet akdi yaparsa, satıcının geri dönme hakkı olmaz.
Müşterinin cariyeyi evlendirmesi, satıcının akidden dönmesine mani değildir. Mal semavi bir afet ile ayıplı hale gelirse, satıcı malını eksik olarak alır veya diğer alacaklıların hakkına ortak olur. Mal bir başkası veya satıcı tarafından ayıplı hale getirilirse, satıcı malını geri alır ve noksanlık farkı nispetinde alacaklıların parasına ortak olur. Müşterinin mala karşı cinayet işlemesinin hükmü, en sahih kavle göre semavi afetin hükmü gibidir.
Satılan iki köleden biri telef olduktan sonra müşteri iflas ederse, satıcı mevcut malı alır ve telef olanın hissesi kadar müşterinin malına ortak olur. Şayet bedelin bir kısmım almış ise imam'ın son kavline göre malını geri alır. Her iki kölenin bedeli' eşit olur ve bedelin yarısını almış ise mevcut olanı da kalan borç karşılığında alır. Bir kavle göre, mevcut olan malın yarısını kalan bedelin yarısı karşılığında alır ve geriye kalan borcu için de müşterinin malına ortak olur.
Malda semiz olma veya sanat öğrenme gibi bitişik bir artış olmuşsa, satıcı bu artışla birlikte malını geri alır. Cariyenin çocuk doğurması ve meyve gibi ayrı olan artışlar müşteriye ait olur, satıcı ise asıl malı alır.
Cariyenin çocuğu küçük olur da satıcı çocuğun bedelini müşteriye öderse, çocuğu annesiyle birlikte alır. Aksi halde cariye çocukla birlikte satılır ve satıcı yalnız cariyenin bedelini alır. Zayıf kavle göre satıcı çocuğun bedelini bağışlamazsa malını geri alamaz. Bilakis borcu nispetinde diğer alacaklılara ortak olur.
Satılan mal bir hayvan olur ve satış esnasında değil de geri alma esnasında gebe ise veya satış esnasında gebe olur da geri alma esnasında gebe değilse, en sahih kavle göre malı geri alma hükmü yavruyu kapsar. Meyvenin kendi tomurcuğunda gizli kalması ve olgunlaşma ile zuhur etmesi, ceninin gizli olması ve doğumla annesinden ayrılmasından daha açıktır. Bu itibarla, malı geri almanın hükmü, meyveyi kapsaması, cenini kapsamasından daha evladır.
Müşteri satın aldığı tarlaya ağaç dikmiş veya bina yapmışsa ve alacaklılar ile müflis tarlayı tahliye etme hususunda ittifak ederlerse, anlaştıkları şarta bağlı kalırlar ve satıcı tarlasını geri alır. Tarlayı tahliye etmekten kaçınırlarsa, tahliye işi için icbar edilmezler. Belki satıcı tarlasını geri alır, ağaç ve binayı da bedel karşılığında mülkiyetine geçirir. Satıcı tarlayı tahliye ederse sadece meydana gelebilecek noksanlık farkım tazmin eder. En zahir kavle göre, satıcı tarlayı geri alıp tarladaki ağaç ve binayı müflise bırakma hakkına sahip değildir.
Müşteri satın aldığı buğdayı benzeri veya daha düşük kaliteli buğday ile karıştırmışsa, satıcı verdiği malın miktarı kadar karışık olan buğdaydan geri alır. Daha kaliteli buğdayla karıştırmışsa, en zahir kavle göre karışık olanı almayabilir.
Müflis, buğdayı un yapar veya elbiseyi boyar da değeri yüksel-mezse, satıcı malını geri alır. Müflisin ise alacağı bir şey olmaz. Şayet buğday un olmakla ve elbise boyanmakla değerleri yükselmişse, en zahir kavle göre satılır ve müflis bedelden artış farkını alır. Müşteri elbiseyi boyadıktan sonra değerinde boyanın değeri kadar bir artış olmuşsa, satıcı elbiseyi geri alır, müflis ise boyaya ortak olur. Artış boyanın değeri kadar değilse, aradaki noksanlık farkı müflise etki eder. Artış boyanın değerinden fazla ise, en sahih kavle göre müflis artışın tümünü alır.
Müşteri hem boyayı hem de elbiseyi bir kişiden satın alır ve elbiseyi boyadıktan sonra kısıtlılık altına alınırsa, satıcı boya ve elbiseyi geri alır. Şayet ikisinin (boya ve kumaşın) değeri asıl kumaşın değeri kadar olmazsa, noksan kısım boyaya ait olur. Müşteri elbiseyi ve boyayı farklı kişilerden satın alır da boyalı kumaşın değeri asıl kumaşın değeri kadar olmazsa, boya sahibi bir hak iddia edemez. Artış boyanın değeri kadar olmuşsa, elbise ve boya sahibi malı geri istemekte ortaktır. Artış her ikisinin değerinden fazla olmuşsa, en sahih kavle göre müflis her iki artışa ortak olur.
H. MÜŞTEREK KULLANILAN YERLERDE İZDİHAM YARATMAK
R. KIRAD - MUDAREBE (SERMAYE EMEK ORTAKLIĞI)
S. MÜSÂKÂT (AĞAÇLARIN BAKIMI VE SULAMA İŞİ)
İslami Okul Okulların En Önemlisi