Cumartesi, 21 Şaban 1445

Şeyhu’l İslâm Ebû Suud Efendi’nin Şia Fetvası

Şi’a yetmiş üç fırkanın hâlis birinden değildir. Her birinden bir miktar şer ve fesad alıp, kendiler hevâlarınca ihtiyar ettikleri küfr ü bid’atlere ilhak edip, bir mezhebi küfr ü dalâlet ihtira eylemişlerdir.

Dahi durup gün günden artırmak üzerinedirler. Ol zâlimler Kur’an’ı ve İslâmı istihfaf eylemekte ve kütüb-i şer’iyyeyi tahkir edip oda yakmak ile ve ‘ulemâ-i dîni ilimleri için ihanet edip kırmak ile ve re’isleri olan fâcir me’lûnu ma’bud yerine koyup ana secde eylemektedirler.

Ebî Bekr ile Ömer’e la’n eylemekle kâfir olduklarından sonra Âişe-i sıddîkanın berâati hakkında bunca âyât-i ‘azîme nazile olmuş iken, anlara itâle-i lisan eylemekle Kur’an-i kerîmi tekzîb edip kâfir olmaktadırlar.

Cumhûr-i ‘ulemâ-i a’sâr ve ernsâr icmâı ile katilleri mubah olup, küfürlerinde şek edenler kâfir olurlar. İmâm-ı Azam ve İmam Süfyân-i Sevrî ve İmam Evzâgî katlarında sıhhat üzere tevbe edip İslama gelicek afv olunup katilden necat bulurlar.

Amma İmam Mâlik, İmam Şâfi’î ve İmam Ahmed bin Hanbel ve İmam Leys bin Sa’d ve İmam İshak bin Râhûye ve şâir ‘uzemâ-i ‘ule mâ-i dinden cem’-i kesîr katlarında asla tevbeleri makbul ve İslâmları mu’teber değildir.

Ebû Suud Efendi | Fetvalar

2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.