Perşembe, 15 Zilkade 1440

Kutlu bir bidat’ın tohumları nasıl atılır(!)

(“Siz sizden öncekilerin izlerini adım adım, karış karış takip edeceksiniz.”)

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed (s.a.v.)’in âlinin ve ashabının üzerine olsun.

Bid’at; Dinde sonradan ortaya çıkarılan ve herhangi bir delili bulunmayan şey demektir.

Malum olduğu üzere Gayrı İslami kesimler bazı günleri, geceleri, haftaları bir şeylere tahsis ederek kutlamalar yapmakta. Sevgililer günü, Anneler Günü, Dedeler haftası, Cadılar bayramı… Vs

İslami kişiliği oluşmamış, taklitçi, bidatçi, tevhidi özümseyememiş cahil bir kısım insanlar gayrı İslami kesimin günleri, geceleri, haftaları bir kısım şeylere tahsis ederek kutlama yapmaları karşısında eziklik hissine kapılmaktalar.

Peygamberinde bir haftası niçin olmasın, bizde bir şeyler kutlayalım… Diyerek 1980 li yıllarda Nisan ayının bir haftasını kutlu doğum haftası ilan edildi.

Bu kutlamalar önce küçük çapta yapılmaya başlandı. Sonra bu kutlamalar yaygınlaştı.  Daha sonra bu kutlamalar resmileşerek devlet protokolüyle yapılmaya başlandı. Son yıllarda ise bu kutlamalar uluslararası düzeyde kutlanmaya başlandı. Artık icad edilen kutlu bidat uluslararası bir mesele haline geldi.

Bu haftaya mahsus birçok şeyler yapılmaya, kutsiyetler izafe edilmeye başlandı. Allah ve Resulünün bir değer, bir kutsiyet izafe etmediği bir geceye, bir haftaya din adına bir kısım değerler, bir kısım kutsiyetler verilmenin yolu açıldı.

Kitap ve sünnet de Peygamber’in doğum gününün veya ölüm yıldönümünün kutlanmasına dair en ufak bir işaret olmadığı gibi sahabe zamanında da bu tür kutlamalar kesinlikle yapılmamıştır.  Bu ümmetin en hayırlı nesli olan sahabe Rasullah’ın ne doğumunu nede ölümünü kesinlikle kutlamamıştır.

Bu kutlamalarda Hıristiyanlara benzeme vardır. Çünkü Hıristiyanlar, her yıl Hz. İsa (as.)’ın doğum yıldönümünü kutlamaktalar. Hıristiyanlara benzemek dinimizce haram kılınmıştır.

Rasulullah (sav.) şöyle buyurmuştur;

Benim sünnetimi ve benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid halîfelerimin sünnetini alın ve onlara, azı dişlerinizle ısırırcasına sımsıkı sarılın. (Dinde aslı olmayıp) sonradan çıkarılan yeniliklerden sakının. Çünkü (dînde) sonradan çıkarılan her yenilik, bid’attir. Her bid’at, dalâlettir (sapıklıktır).Her dalâlet (in sahibi) de, ateştedir. “(İmam Ahmed; hadis no: 4/126. Tirmizî; hadis no: 2676)

 Aradan yıllar geçtikten sonra kutlu doğum haftası hakkında muhtemelen hadisler uydurulacak, Bu haftaya mahsus ibadetler ihdas edilecek, Bu haftaya mahsus faziletler ihdas edilecektir. Bunun alametleri şimdiden gözükmeye başladı.

İnşa Allah olmaz diyoruz ancak tarihten ibret alınıp, tedbir almayınca tarih tekerrür edecektir. Bidat olan Mevlit Kandilinin dinden zannedilmesi tıpkı Kutlu Doğum haftasının ortaya çıkması gibidir. Her iki bidat de benzer niyet, şekil ve şartlarda dine sokulmuştur. Bu bidatler zamanla yaygınlaşarak dinden zannedilmiştir.

Bu bidatleri ihdas eden sözde âlim kişiler çoğunlukla İslam’ın en önemli temel meselelerini gizleyip hasıraltı eden bu meseleleri konuşmayan din adamlarıdır. Bu din adamları tevhid, şirk, tağut, ilah, cihad, rab, şeriat…  Gibi İslam’ın temel meselelerini hasıraltı edip konuşmazlar, konuşsalar da gerçek mana ve mahiyetinden saptırarak konuşurlar.

Bu din adamları çoğunlukla suya sabuna dokunmayan belam vasıflı din adamlarıdır. Bunlar İslami şahsiyetleri oluşmamış, menfaatçi, taklitçi, bidatçi din adamlarıdır. Bu din adamları İslam ümmetini uyutan, avutan ve saptıran saptırıcı din adamlarıdır…

Her kim, Allah ve Rasulü’nün emretmediği bir şeyi Allah’ın rızasını umarak yapsa dahi onun bu ameli bidat olduğu için kabul edilmez reddedilir. Kitap da ve sünnet te olmayan ve sahabenin yapmadığı bu tür kutlamalar ile Allah a kulluk yapılmaz.

Allah’ın Rasulü ümmetinin diğer ümmetler gibi bidat ve hurafeler ihdas edeceğini şöyle haber vermektedir.

Rasullah (sav.) şöyle buyurmuştur:

“Sizden öncekilerin izlerini adım adım, karış karış takip edeceksiniz. Öyle ki bir kertenkele deliğine girseler, siz de gireceksiniz. “Ey Allah’ın Rasulü, bunlar Yahudi ve Hıristiyanlar mı? Dediler. “Ya kim olacak? Buyurdu. (Sahih-i Buhari 3456,  Müslim 2669.)

Yahudi ve Hıristiyanlar dinlerini tahrif edip birçok bidat ve hurafe uydurdular, Dinde olan birçok şeyi görmezden geldiler yok saydılar veya hasıraltı ettiler. Kendi Peygamberlerini Peygamberlik vasfından çıkarıp ilahlık vasfına sokarak küfre düştükleri gibi.

Muhammed Ümmetinden bazı taifeler de dinin bir kısmını hasıraltı etti, bir kısmını tahrif etti, Hz. Muhammed (sav.)’i Peygamberlik vasfından çıkararak ilahlık vasfına sokarak küfre düştüler.

Yine Kutlu doğum haftası, Mevlid Kandili Gayri İslami kesimin taklit edilmesi hastalığından zuhur etmiş bir kutlamadır.

Rasullah (sav.) şöyle buyurmuştur:

“Her kim, bu işimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi ona ihdâs ederse, o ihdâs ettiği şey kendisine iade olunur. (Buhari, Müslim)

Rasullah (sav.) şöyle buyurmuştur:

“Sizden her kim benden sonra yaşarsa, (dinde) çok ihtilaflar görecektir. Bu sebeple benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid halifelerimin sünnetine sarılın.(Ebu Davut, Tirmizi)

Cenabı Hak Buyuruyor ki:

İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. (En-am Suresi: 153)

 

Müsennif VELİOĞLU

—–131—–

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.