Cuma, 15 Cemaziyelevvel 1444

Çocuklarımıza akideyi, tevhidi nasıl öğretmeliyiz?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Hamd Allah’a olsun. Salat ve selam Allah Resulü’nün, ailesinin, sahabesinin ve onu dost edinenlerin üzerine olsun.

Çocuklarımıza öğretmemiz gereken yegâne şey nasıl ve neye ne şekilde inanacaklarıdır. Dinin özü esası budur. Akidemizi bilmeleri delilleri ile bilip ezberlemeleri gerekir.
Yaşadığımız dönem itibari ile bunları çocuklarına öğretecek olan anne babanın veya eğitimcilerin akidelerini en iyi şekilde bilmeleri gerekir. Birazdan özet halinde sunacağımız küçük risalede bazı konu başlıkları verilmektedir. İlgili ayetleri sadece sunup geçmemeleri ayetlerden elde edilen çıkarımları da çocuklarımıza iyice belletmeliyiz.

Günümüz çocukları özellikle küfür toplumlarında birçok tehlike ile beraber büyümekte müşrik çocuklarına ve müşrik ana babaların yaşantılarına özendirilmektedir. Öncelikle bunun önüne geçmek için onları bunlardan sakındırmak aynı zamanda sakındırırken, sakınma gerekçelerini de iyice öğretmek gerekir. Yoksa çocuğumuz kendisini kafir ve müşriklerin sahte ilahlarına kaptırır. Bunun sorumlusu da maalesef bizler oluruz.

Bugün gençlerimizin hedeflerinin maddiyat oluşu, para kazanmak ve zengin olma hayalleri, başkalarının hayallerinden oluşan film ve dizilerin onlara izlettirilmesi ile oluşur. Genç işin kurgu olduğunu anlamamış, rızkın tayinini kaderi yaratan Allah’ın belirlemiş olduğunu bilmemiş, çok çalışma ve dünyalığa yönelme ile kazancı elde edeceğini sanmıştır. Kader faktörünü görmezden gelerek varlıklı ve hep mutlu bir hayat süreceğini sanır. Gençler mutluluğun maddiyat temelli olduğunu zanneder. Bu aldanış ise başlı başına bir yanılgı, ahiret hayatını görememe ve gafletten ileri gelir. Çünkü intihar eden zenginler, ruhları ağlayan şöhret sahipleri hiçbir zaman tv dizilerinde konu edilmez. O şaşalı hayata toz kondurulmaz. Kim olursa olsun Allah’ın dininden uzak yaşayan, onun kurallarına onun istediği şekilde boyun eğmeyen herkes mutsuzdur. Çünkü kalpler Allah’ın elindedir ve Allah’ın evidir. Onsuz her kalp mutsuzdur, boşluktadır. İnsanlar bu yüzden bunalım yaşarlar. Buhrana girerler. İç sıkıntılarını atacak değişik yollara meylederler.  Allah’a muhtaç ve İslam’ın rüknüne aç olan kalbi susturmak için bebeğe verilen yalancı memeler gibi kalbe oyun ve eğlence sunmayla onu unutturup rahatlatmaya çalışırlar.  Rahatsız ve acı vicdanları rahatlatmak için çareler arayan insanların bu noktada kötü alışkanlıklar en büyük yardımcısıdır. Acılarını ve dertlerini unutturacak içkiden başlayan beyin uyuşturan maddeler burada devreye girer. Geçici çözümler kalbi uyutmaktan başka bir şeye yaramaz. Ruhların doyması ve huzur ise ancak yüce Allah’ı anmakla mümkündür. Bu anış sadece ve tek başına dille zikir değil Yüce Allah’ın hayatın her yerine konulup en yüce kabul edilmesi ile mümkündür. Bu da sağlam akideden başka bir şeyle mümkün değildir.

Ana babaların nerden kapıldı bizim çocuk bu fikre dememeleri gerekir. Çünkü çocuğun eline boş zamanda verilen internet baş başa bırakılan televizyonun mantığı tamamen dünyalıklar üzerine kuruludur. İnsanları dünyevileştirmek ve robotlaştırmak, sisteme entegre entegre etmek bu yayınlar sayesinde olur. Sapık fikirleri çocuklara empoze etmek adına batı ciddi çalışmalar tertiplemiş, eş cinsellik ve sapkınlıkları çizgi filmlerle çocuklara aşıladıkları artık aşikar olmuştur. Anne babaların kontrolsüz olarak çocukları film ve dizilerle baş başa bırakması ise evlada yapılacak ihanet, onu ateşe atmaktır.

Çocuklarımız şu an yaşları küçük olduğundan bizler için herhangi bir tehlike arz etmemektedir. O yüzden bugün rahat günümüzdür. Ancak büyüdüklerinde tehlike çanları çalar. Ve küçüklükte ne kadar iyi çocuk yetiştirdiğinizi ancak büyüdüklerinde anlarsınız.

Çocuk buluğa ve ergenliğe yaklaştığında karşısına birçok engel ve tehditler çıkacak, şeytanın nefse uygun tuzakları ile karşı karşıya kalacaktır. Ateizm, deizm ve birçok sonu izm ile biten tehlikenin yanında, sapkınlık, cinsel dürtülerin baskısı, batıl din ve ideolojilerin kavramsal aldatmacası ile karşı karşıya kalacaktır. Zamanında edinilmemiş donanım, ihmal edilmiş akide ve dünyaya bakış açısının verilmeyişi ile çocuklarımız sosyolojinin genel geçer kuralı gereği “çoğunluğa” yenik düşecektir. İşte o zaman peygamber ağlatan imtihan başlayacaktır. Ektiğimizi biçeceğimiz günler gelmeden ne ektiğimize çok dikkat etmeliyiz. O gün geç olabilir geç kalınabilir. Bugün ne ekersek çocuklarımız, şeytanın hile ve tuzaklarına karşı evlatlarımız o kadar kuvvetli veya ihmalimiz oranında zayıf olacaktır.

Bazı kardeşler çocuklarını saldım çayıra mevlam kayıra mantığı ile yaklaşmaktadırlar. “Nuh’un oğlu bile sapmış” demektedirler. Oysaki Nuh oğlunu sizin yaptığınız gibi çayıra salmadı ve hatta ilgilendi. Ayette görülen açıktır ki, oğluna seslendiğinde, dağların sulara gömüldüğü bir anda ondan kafirlerle beraber kalmayarak gemiye binmesini istemiştir.“O (gemi), içindekilerle beraber, dağlar gibi (yüksek) dalgalar arasında yüzüyordu. Nuh, bir kenara çekilmiş oğluna seslendi: “Ey oğulcuğum! Bizimle beraber (gemiye) bin. Sakın kâfirlerle beraber olma!” (11/Hûd, 42) Yüce Allah’tan onun kendi ehlinden olduğunu ileri sürerek dua etmesine karşın Allah bu duayı onun bilmediği bir gerekçe ile geri çevirmiştir. O Nuh a.s sandığı gibi kendi ehlinden ve kurtulması gereken bir Müslüman değildi. Nitekim Yüce Allah  Nuh a.s’ın, oğlunun bilmediği gizli durumundan bahsetti ve  salih olmayan amelleri olduğuna işaretle  (  اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ ) o salih olmayan bir ameldir diyerek, hakkında kafirlere verdiği hükmü uygulamıştır. Ve bu hususta Nuh a.s’dan  “Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme! ” (Hud 46). diyerek uyarmıştır.  Dolayısı ilgili ayetlerde Nuh a.s’ın evladının gizli durumundan bilgisi olmadığı açıktır.  “Hakkında bilgim olmayan şeyi sormaktan sana sığınırım Rabbim! Şayet beni bağışlayıp bana merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi. (11/Hûd, 47) Nuh Aleyhisselam’ın konuya ilişkin bilgisi gizliliğin ortaya çıkması burada gerçekleşmiştir. Yoksa bunun arkasına sığınmaya çalışan ahmaklar gibi evladı gözünün önünde yok olurken, kendisi alakasız şeyler peşinde (haşa) olmamıştır.

O halde kardeşlerim, biz elimizden geleni yaptıktan sonra ancak bu vebalden kurtuluruz. Yoksa evladımız ellerimizden kayar. Geleceğimiz olan çocuklarımızı kaybederiz. Onun için İslami bilinci vermek öncelikle akide öğretilmesinden başlar. Oysa bir çoğumuz hiçbir işte usul gözetmedikleri gibi bunda da nebevi metot ve terbiyeyi dikkate almamıştır.  Böylelikle birçok şeye yanlış yerden başladıkları gibi buna da yanlış yerden başlıyor Kuran kursundan din öğretmeye başlayarak işi hocalara yıkıyoruz. Bu kesinlikle çocuğu heba etmektir. Allah’a sığınırız.

 

Elbette ki çocuklarımıza Kur’an okumayı öğretmeyi de ihmal etmeyeceğiz. Hatta bunun yanında Kuran’dan (kısa olan surelerden uzun olan surelere doğru) surelerin ve tilavet hükümlerinin de ezberletilmesi gerekir.    Yüce Allah’ın aziz kitabının değerini önemini kavramaları, öğrenmenin ve öğretilmesinin öneminin yanında terbiye ve eğitimdeki en doğru yol; dinin temelleriyle yani akide ile başlamaktır. Bununla eş zamanlı olarak Kur’an’ı Kerim’in ve tilavet esaslarının ezberletilmesi öncesi Fatiha suresiyle beraber kısa surelerin ezberletilmesi ve öğretilmesi gerekmektedir. 7 yaşında namaza alıştırılması ancak bu surelerin ezberleriyle mümkün olur.

Bu yol, Nebi’nin ve O’ndan sonra gelen sahabesinin de takip ettiği doğru yoldur. Cundub bin Abdullah El-Beceli’den şöyle dediği rivayet edilir ki : “Biz, ergenlik çağına yaklaşmış bir grup genç, Allah Resulü (s.a.v) ile beraberdik. Kur’an’ı öğrenmeden önce imanı öğrendik. Sonra da Kur’an’ı öğrendik. Kur’an sayesinde imanımız daha da arttı.” [Sahih Hadis, İbn-i Mace ve diğerleri rivayet etti].

Eğer çocuk akideyi, tevhidi ve dinin en önemli esaslarını öğrenmiş ve namazını eda edebilecek şekilde Kur’an surelerinden ezberlemiş ise, Kur’an’ı öğrenmeye ve ezberlemeye başlamasında bir beis yoktur. Nitekim Kuran’ın öğretilmesi ve öğrenebilmesi ilimlerin en şereflisi ve en yücesidir. Onu öğrenen ve öğreten ise insanların en hayırlısıdır. Bunun yanında sahabenin 5 ayeti hayatlarına geçirmeden 5 ayeti daha ezberlememeleri Kuran’ın okumadan da öte hayata geçirme kitabı olduğunu iyice belletmek gerekir.

Konuyla ilgili olarak İmam Muhammed bin Abdulvehhab’ın bu hususta yazmış olduğu risalesi gerçekten ana baba ve eğitimcilerin önünü açmaktadır.

Risalesinde çocukların, talebelerin hatta İslam’a yeni adım atanların başlangıç seviyede bilmeleri gerekenlerin altı çizilmektedir. Buradaki her şey özet halinde sunulmuş olup, bunları açıklamak, anlatmak, genişletmek eğitimcinin başarısı ve yeteneği ile bu hususta Allah’ın kendisine yardımı ve tevfiki ile mümkündür. Diğer yandan çocuklarımıza bu maddeler delilleri ile ezberletilmelidir. Anne babalar geç kaldım dememeli ve çocuklarına bunları öğreterek ahirette karşılarına çıkacak vebali bir nebze hafifletmelidirler.

İşte İmam’ın başlangıç döneminde öğrenilmesi gerekenleri özetlediği risale:

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a olsun. Salat ve selam gönderilmişlerin önderinin, ailesinin ve tüm sahabesinin üzerine olsun.

Bundan sonra;

Bu, bir insanın çocuğa kuranı öğretmeden önce öğretmesi gereken faydalı bir risaledir. Ta ki; İslam fıtratı üzerine olgun bir insan ve iman yolunda güzel bir muvahhid olsun. Bu risaleyi soru cevap şeklinde hazırladım:

Soru 1 – Sana Rabbin kimdir diye sorulursa?

Cevap: De ki: Benim Rabbim Allah’tır.

Soru 2 – Rabbin anlamı nedir?

Cevap: De ki: mülk sahibi olan, kendisine ibadet edilen ve yardım istenilendir. Allah, tüm yarattıkları üzerinde ulûhiyet ve ubudiyet sahibidir.

Soru 3 – Rabbini neyle tanırsın diye sorulursa?

Cevap:  De  ki;  O’nu  ayetleri ve mahlukatlarıyla tanırım. Gece, gündüz, güneş ve ay onun ayetlerindendir. Gökyüzü, yeryüzü ve bunların içinde bulunanlar ise onun mahlûkatlarındandır. Buna delil ise Allah’u Teâlâ’nın şu sözüdür:
“Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.” [Araf, 54]

Soru 4 – Allah seni niçin yarattı diye sana sorulursa?

Cevap: De ki: Tek ve ortağı olmayan Allah’a ibadet, emrettiklerini yerine getirmede ve nehyettiklerini de terk etmede ona itaat etmek için. Nitekim Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” [Zariyat, 56]
Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir.” [Maide, 72]

Şirk: Allah’ın dışında başka birine dua etmek, istekte bulunmak, ondan korkmak, ona tevekkül etmek, sevgi beslemek ve bunun dışındaki diğer ibadetlerde O’na denk tutmaya denir.

İbadet: Allah’ın sevdiği ve razı olduğu, açıktan ve gizliden yapılan sözlerin ve amellerin tümünü içine alan isimdir.

Bunlardan biri de duadır. Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu: “Mescidler şüphesiz Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye dua etmeyin.” [Cin, 18]

Allah’ın dışında başka birine dua etmenin küfür olduğu ile ilgili delil şudur:
Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilaha dua ederse, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.” [Mü’minun, 117]

Allah’u Teâlâ’nın buyurduğu gibi dua, ibadet çeşitlerinin en büyüklerindendir.
“Rabbiniz şöyle dedi: Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeye tenezzül   etmeyenler,   aşağılık           olarak cehenneme gireceklerdir.” [Mü’min, 60] Sünen’de Enes’ten (r.a) merfu olarak şöyle rivayet edilmiştir: “Dua ibadetin özüdür.”

Allah’u Teâlâ’nın kullarına ilk farz kıldığı şey; tağuta küfretme ve Allah’a imandır.
Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:

“Andolsun ki; biz, ‘Allah’a kulluk edin ve Tâğut’tan sakının’ diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik.”
[Nahl, 36]


Tağut:
Allah’ın dışında ibadet edilene, şeytana, kâhine, müneccime, Allah’ın indirdiğinin dışında başka şeylerle hükmedene ve hakkın dışında tabi olunan ve itaat edilen her şeye denir.
Allame İbn-i Kayyım (r.h)  şöyle dedi: Tağut, kulun haddini aşmasına vesile olan her ibadet edilen, tabi olunan veya itaat olunan şeydir.

Soru 5 – Dinin nedir diye sana sorulursa?

Cevap: De ki: Dinim İslam’dır.

İslam’ın Anlamı: Tevhidle Allah’a teslim olmak, ona itaatle boyun eğmek, Müslümanları dost ve kâfirleri ise düşman edinmek demektir.
Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır.” [Ali İmran, 19] Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecektir.” [Ali İmran, 85] Sahih olarak Nebi’den (s.a.v) şöyle dediği rivayet edildi: “Allah’tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve eğer gücün yeterse hac etmendir.”

Lailaheillallah’ın Manası: Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen hiçbir hak mabud yoktur. Nitekim Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: ‘Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben yalnız beni yaratana kulluk ederim. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir.’ İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.” [Zuhruf, 26-27-28]

Namaz ve zekât ile ilgili delil ise şudur:
Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Hâlbuki onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve Hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte bu dosdoğru dindir.” [Beyyine, 5] Bu ayet, tevhid ve şirkten beri olmakla başladı; emredilen en büyük şey tevhiddir ve nehyedilen en büyük şey ise şirktir. Ve namaz kılmayı ve zekât vermeyi emretti ki bunlar dinin yüceleridir. Onlardan sonra gelen diğer şiarlar ise bunlara tabidirler.

Orucun farz olduğu ile ilgili delil şudur: Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” [Bakara, 183] Bu ayetin ardından gelen bir diğer ayette ise Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.” [Bakara, 185]

Haccın farz olduğu ile ilgili delil şudur: Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Haccetmek,  Allah’ın    insanlar    üzerinde    bir hakkıdır.” [Ali İmran, 97]

İmanın Şartları Altıdır: Allah’a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, kıyamet gününe, kaderin hayrına ve şerrine inanmak.
Bunun delili ise Ömer Bin Hattab’dan (r.a) rivayet edilen hadistir.
Hz. Ömer (ra) anlatıyor: Biz Allah’ın Resulü (asv) ile birlikte oturuyorduk. Derken, üzerinde bembeyaz elbiseleri bulunan, simsiyah saçları olan bir kimse çıkageldi. Fakat üzerinde yolculuk izleri hiç yoktu, bununla beraber bizden hiç kimse onu tanımıyordu.  Nihayet gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’in yanına oturdu, dizini dizine dayandırdı, ellerini de kendi dizlerine koydu ve
 “Ya Muhammed! Bana İslam’dan haber verir misin?” dedi: Bunun üzerine Hz. Peygamber(a.s.m):
– “İslam: Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna iman etmen, dosdoğru namaz kılman, zekât vermen, oruç tutman, gücün yettiğinde hacca gitmendir.” diye cevap verdi. Soru soran:
– “Doğru söyledin.” dedi. Durumu bizi şaşırttı, hem soru soruyor hem de verilen cevabın doğruluğunu tasdik ediyor. Sonra:
– “Bana imandan bahseder misiniz?” dedi. Hz. Peygamber (a.s.m):
– “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine, kıyamet gününe, kadere: hayrına ve şerrine iman etmendir.” diye buyurdu. Soru soran:
– “Doğru söyledin.” dedi. Bu kez:
 “Bana ihsandan söz eder misiniz?” dedi. . Hz. Peygamber (a.s.m):
– “İhsan; Allah’ı görür gibi ona kulluk etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür.” diye cevap verdi. Sonra;
– “Bana kıyametten haber veriri misiniz?” dediğinde, Hz. Peygamber (a.s.m):
“Bunun, kendisine soru sorulan, soruyu sorandan daha iyi bilmez.” dedi…
Soru soran kişi kalkıp gittikten sonra, onun Hz. Cebrail (as) olduğunu, Müslümanlara dinlerini öğretmek için böyle yaptığını söyledi.“ (bk. Müslim,  İman, 1).

Soru 6 – Resulün kimdir diye sana sorulursa?

Cevap: De ki; Nebimiz Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abdi Menaf’tır.
(Çeviren notu: Türkçede Abdül Menaf dense de doğrusu Abdü Menaf’dır. Tamlamadan dolayı Abdi Menaf şeklinde okunur. Arapçası: هاشم بن عبد مناف‎)

Allah, O’nu Kureyş’ten seçti. Onlar da İsmail’in seçkin soyundandır. Allah, O’nu siyaha ve kırmızıya gönderdi. Onun üzerine kitabı ve hikmeti indirdi. O da insanları halis ibadete ve Allah’ın dışında ibadet ettikleri putlar, taşlar, ağaçlar, nebiler, salihler, melekler ve bunların dışında ibadet ettikleri diğer şeyleri terk etmeye davet etti. Ayrıca insanları şirki terk etmeye ve terk etmeleri için müşriklerle savaşmaya ve ibadeti yalnızca Allah’a halis kılmaya davet etti.
Nitekim Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“De ki: Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.” [Cin, 20] Ve yine Allah’u Teâlâ buyurdu:
“De ki: Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.” [Zümer, 14] Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“De ki: ‘Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.’ “
Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“De ki: ‘Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?’ Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: ‘Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.’ Hayır, yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol.” [Zümer, 64-65-66]

İnsanı küfürden kurtaran imanın temellerinden birisi de; dirilme, hesap yerine gitme, ceza, hesap, cennet ve cehenneme iman etmektir.

Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“(Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.” [Taha, 55] Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
“Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, ‘Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?’ demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” [Rad, 5] Bu ayet kıyamette tekrar dirilmeyi inkâr etmenin ebedi cehennemi gerektiren bir küfür olduğuna delildir. Allah bizi küfürden ve küfür amellerinden korusun.
Bu ayetler, Allah Resulü‘nün de kendisiyle gönderilmiş olduğu; ibadetin halisane bir şekilde sadece Allah için olduğunun, Allah’tan başkasına ibadetin nehyedildiğinin ve ibadetin sadece Allah’a yapılacağının beyanını içermektedir.

Bu, insanları ona çağırdığı ve bunun için onlarla cihad ettiği dinidir.
Nitekim Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Fitne (şirk) ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” [Enfal, 39]

Allah’u Teâlâ onu 40 yaşındayken nebi olarak gönderdi. 10 seneye yakın, insanları ihlasa ve Allah’ın dışında başkalarına ibadeti terk etmeye davet etti. Sonra Allah b O’nu göğe yükseltti ve Allah ile arasında herhangi bir vasıta olmadan O’na 5 vakit namaz farz kılındı.

Sonra hicret etmekle emrolundu ve O da Medine’ye hicret etti. Cihad etmekle emrolundu ve O da insanlar Allah’ın dinine bölük bölük girene kadar 10 seneye yakın Allah yolunda cihad etti.

63 sene bittikten sonra –Allah’a hamdolsun- din tamamlandı ve Allah, Resulü’nü yanına almasıyla Resulü’ne gönderdiği vahiy tamamına erdi
–Allah’ın Salat ve Selamı üzerine olsun.–.

Resullerin ilki Nuh’tur . Sonuncusu ise Muhammed’dir .

Nitekim Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Biz, Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik.” [Nisa, 163]

Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Muhammed, ancak bir Resuldür.” [Ali İmran, 144] Ve yine Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” [Ahzab, 40]

Resullerin en faziletlisi nebimiz Muhammed’dir. Nebilerden sonra insanların en faziletlisi Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali’dir.

Asırların en hayırlısı ise benim asrımdır (Allah Resulü’nün) sonra ondan sonra gelenler ve sonra da ondan sonra gelenlerdir.

İsa (a.s) gökten inecek ve Deccalı öldürecek. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

 

Muhammed bin Abdulvehhab’ın ( r.h) sözü bitti.

 

Çocuk eğitiminde önemli olan her eğitimde önemli olan gibidir. Eğitimde emir ve yasaklar önem taşır. O halde çocuğu sakındıracağımız şeylere (yukarıda kısaca değindik) dikkat etmemiz gerekir. Bunun gibi ahlaken ve İslam’a aykırı gelebilecek her tür ortam ve kişiden çocuklarımızı uzak tutmak gerekir.  Arkadaş seçiminde de dikkatli olmak, kiminle ne oynadığına çok dikkat etmek gerekmektedir. Nasıl hayvanlar bile yavrularını, zararlı hayvanlardan ve tehlikelerden koruyorsa biz de ahirette kendilerinden sorumlu olduğumuz evlatlarımızı manevi tehdit ve tehlikelerden korumak için bütün gücümüzü ortaya koymalıyız.

Ayrıca çocuklarımızı yetiştirmede Allah Resulünün (s.a.v) hayatını, sahabelerinin hayatlarını, peygamberlerin hayatlarını iyice anlatmalıyız. Çocuklarımızın gözünde sahabenin değeri Süpermen ve Spiderman dan dah üstün olsun. Uydurma masallar yerine onların gerçek yaşantılarından ve kahramanlıklarından onlara öğretmeliyiz. Onları darlığa ve zorluğa alıştırmalı yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında bir yaşantı sürdürmemeliyiz. Aynı zamanda çocukları zor koşullar yaşatmak ve ölçmek için suni ortamlar ve yapay krizler hazırlamalıyız. Allah evlatlarımızı İslam’a uygun bireyler ve cennet sermayemiz olarak yetiştirmemizi nasip etsin. Konumuzu Hz. İbrahim’in şu duası ile tamamlıyoruz:
“Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler ver ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl! (Furkan 74)

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

 

Anne ve babalara tavsiye edilen Akaid öğretiminde kendilerine yarar sağlayacak eserler:
1) Muhammed B. Abdulvahhab 3 ESAS, 6 Kural, 4 Kaide risaleleri
2) Kuran’da Dört Temel Terim / Mevdudi
3) Gençlerle Tevhid Dersleri / Mehmet GÖKTAŞ
4) Allah Erinin Kültür ve Ahlakı / Said Havva
5) Dua ve YAŞAM / İbni Kayyım Rahimehullah
6) Vela ve Bera (Ed-delail el-vela Ve’l Bera Süleyman B.Abdullah ) 3 lü kitap
7) El Vela Ve’l Bera – İslam’a Göre Dostluk ve Düşmanlık – Eymen El Zevahiri
8) Peygamberimizin Hayatı ve Daveti / S. Mubarek Furi

 

Bu Yazılar da var

Adem (Aleyhisselam) hata işlediği zaman: “Allah’ım senden Muhammed’in hakkı için bağışlanmamı istiyorum” duası tevessüle delil olur mu?

Tevessül haktır yazısına cevap… Bismillahirrahmanirrrahim. Akide konusunda bir hadisin delil alınabilinmesi için mutlaka sahih olması …

İsa Mesih Tartışması

Mesih Tartışması /Abdurrahman Konyalı   8 Aralık 2000 akşamı Kanal 7’de İskele-Sancak programına katılan konuklar, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.