Çarşamba, 18 Zilhicce 1442

GAYRI MEŞRU YOLLARLA ÇOCUK EDİNENLER

Nesep insanları birbirine bağlayan kan ve soy bağını ifade eder. Buna anne, baba, kardeş ve akrabalık bağıda diyebiliriz. Nesep insanın dayandığı en güçlü dayanaklardan biridir. Fertler arasında merhamet, şefkat, yardım bu bağla zirveye ulaşır. Bu ise Allah’ın insanlara büyük bir nimetidir. İnsanlar birbirine ana-baba tarafından akrabalık bağıyla, karı-koca tarafından ise hısımlık bağıyla bağlanırlar.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Ve O ki, insanı sudan yaratıp ona, akrabalık ve hısımlık bahşetmiştir. Rabbinin gücü her şeye yeter. (Furkan Suresi: 54) 

İslam, babalara çocukların nesebini inkâr etmeyi yasakladığı gibi, kadınlara da çocuğun nesebini gerçek babadan başkasına nispet etmeyi yasaklamıştır. 

 

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 

“Bir kadın, kendilerinden olmayan kimseyi bir aileye sokarsa, Allahtan bir şey bulamaz. Allah onu Cennetine sokmaz. Bir erkek de çocuğa bakar olduğu halde onun nesebini inkâr ederse, Allah onunla kendi arasına perde koyar ve onu kıyamete kadar öncekilerin ve sonrakilerin önünde rezil ve rüsvay eder” (Darimi, Ebu Davud, Nesai)

Yine İslam; Çocukların da kendi babalarından başkasına nesep iddia etmesini yasaklamıştır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 

“Bilerek, babasından başkasına nesep iddiasında bulunan kimseye Cennet haramdır” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

İslâm, başkasının çocuğunu evlatlık edinerek kendi nesebine dâhil etmeyi de yasaklamıştır. Başkasının çocuğunu evlat edinmek ister doğmuş bir çocuğun evlat edinilmesi şeklinde olsun, ister başka bir erkeğin spermini, başka bir kadının yumurtasını alarak çocuk edinilmesi şeklinde olsun fark etmez haramdır ve yasaktır. 

Cahiliye döneminde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in evlatlık edindiği Zeyd b. Harise’nin Peygamberin evladı olmadığını. “Muhammed içinizden hiç kimsenin babası değildir” Diye buyurarak insanları gerçek babalarına nispet ederek çağrılmalarını ve ona göre hukuki muamele edilmesi istenmiştir. “Onları kendi babalarına nispetle çağırın” diye buyurulmuştur.

Bir kimse başkasının çocuğunu evlatlık edinse bile bu çocuk onun gerçek çocuğu olmaz ve aralarında miras gibi hukuki şeyler cereyan etmez. Bu çocuk ergenlik çağına ulaştığında bu ailede yabancı biri hükmündedir. Bu çocuğun nesebi gerçek anne ve babasına nispet edilir. Anne ve babası bilinmiyorsa bu çocuk Müslümanların din kardeşi olarak kabul edilir ancak nesep iddiasında bulunulmaz. Çocuğun meşru veya gayri meşru ilişkiyle olması sonucu değiştirmez gerçek anne ve babasına nispet edilir. Eğer çocuk gayrimeşru yollarla olmuş ise zina-karlar cezalandırılır ve haklarından mahrum edilir. Ancak çocuk hor ve hakir görülmez çünkü ebeveynin günahı sebebiyle çocuk suçlanamaz. Bu çocuğa ümmet olarak sahip çıkılır,  eğitilir, okutulur, meslek sahibi yapılır, evlenmesine yardımcı olunur. Bunu yapan kimseler manevî anne ve babalık yapmış ve çocuğun sevgi ve saygısını hak etmiş olurlar.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 

“Çocuk yatak sahibi olan nikâhlı erkeğe aittir, Zina eden için ise mahrumiyet vardır” (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Ekini ve Nesli bozmaya çalışanların bir kısmı küfürlerini açıkça ifşa ettikleri gibi bir kısmı ise küfürlerini gizleyerek Müslümanlık taslarlar. Onlar Müslümanları saptırmak için her yola başvururlar. O inkârcılar Allah’ın, koyduğu ekonomik ve sosyal düzeni yok etmeye çalışırlar. O inkârcılar batılı süsleyip pazarlamaya çalışırlar. O inkârcılar toplumda fuhuş ve ahlaksızlığın yaygınlaşması için çalışırlar. O kâfirler aile mefhumunu yok edip çarpık ilişkileri ve eşcinselliği yaymaya çalışırlar. O inkârcılar birde güç ve iktidar sahibi oldukları zaman ekonomiyi bozup talan ederler, ahlakı bozup nesilleri karıştırırlar. 

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

İnsanlardan öylesi var ki, dünya hayatıyla ilgili sözleri senin hoşuna gider. Üstelik kalbinde taşıdığına dair Allah’ı şâhit tutar. Hâlbuki o, gerçekte en azılı düşmandır. (Bakara Suresi: 204) 

Ve dönüp gidince, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Oysa Allah, bozguncuları sevmez. (Bakara Suresi: 205)

Bu ifsad ediciler ekini yani ekonomiyi; yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, haksız kazanç, faiz gibi şeylerle bozup talan ettikleri gibi nesilleri de bozup karıştırırlar nasıl mı? 

Onlar nesilleri eğitimle bozarlar. Dinden, imandan, Kur’an’dan uzak tamamıyla materyalist bir eğitim sitemi oluşturarak nesillerin inancını bozarlar.

Onlar kız erkek karışık karma eğitimle, tesettür, hayâ, iffet ve namus anlayışlarını yok ederek nesillerin ahlakını bozarlar.

Onlar gençlerin evlenmelerini zorlaştırarak veya geciktirerek gayrimeşru yollara ve ilişkilere sapmalarını teşvik ederler. 

Onlar cinsiyet eşitliği, cinsel özgürlük gibi sapkın fikirlerle çarpık ilişkileri ve eşcinselliği yaymaya çalışırlar. 

Onlar Müslüman nesilleri savaşla, sürgünle ve terör ile yok etmeye çalışırlar.

Onlar insanları ilaç, aşı ve genetiği bozulmuş gıdalarla öldürmeye ve kısırlaştırmaya çalışırlar. 

Onlar ifsad edip yok etmek için sadece insanlarla uğraşmazlar. Onlar gıdaların doğal yapısını yani DNA’sını bozmaya çalışırlar.

Bugün meyve, sebze ve gıda ürünlerinin çoğunun DNA’sı bozulmuştur. Özellikle ABD. ve İsrail’in önderliğinde tarımda kullanılan birçok tohumun DNA’sı bozulmuştur. Doğal yapısı bozulan ve DNA’sı ile oynanan bu gıdalar sebebiyle erkeklerin sperm sayılarında büyük oranda düşüşler ve kadınlarda ise kısırlaşmanın arttığı görülmektedir. Evliliklerin azalması, evlilik yaşının yükselmesi ve gıdaların doğal yapısıyla oynanması sebebiyle çocuğu olmayan ailelerin sayısının hızla arttığı görülmektedir. İnsanlar bu defa çocuk sahibi olmak için helal haram demeden gayrimeşru yollardan çocuk edinmeye sürüklenmektedir.

Karı koca normal yollarla çocuk sahibi olamıyorsa helal ve meşru daire içinde kalmak şartıyla tıbbi yardım ve destekle çocuk sahibi olabilirler. Ancak bunun dışında her ne olursa olsun helal haram demeden gayrimeşru yollarla çocuk sahibi olmaya çalışanlar hem kendilerini hem de birçok insanı harama ve fitneye düşürmüş olurlar. Yabancı bir erkeğin siperimi ile çocuk sahibi olan bir kadın. Başka bir çiftin döllenmiş yumurtasını doğuran kiralık bir kadın. Bunlar gayrimeşru yollarla çocuk edinmeye örnektir. Gayrı meşru yollarla çocuk edinenler ve bunun olumsuz sonuçlarına birkaç örnek verelim.

Örnek 1: Bay ve bayan evli ancak bayan sudan bahanelerle doğurmak istemiyor. Evli olan bu çiftin siperim ve yumurtası döllendirilerek kiralanan yabancı bir bayanın rahmine yerleştiriliyor. Kiralanan bu yabancı bayan bu evli çiftin çocuğunu doğuruyor. 

Örnek 2: Bay ve bayan evli ancak erkekte problem olduğu için çocukları olmuyor. Bu çift siperim bankasından yabancı bir adamın spermini alarak çocuk sahibi oluyor.

Örnek 3: Bir bayan evli olmadığı halde çocuk sahibi olmak istiyor. Sperm bankasından tanımadığı, görmediği ve bilmediği bir adamın spermini alıp, kendi rahmine enjekte ettirip döllendirerek çocuk sahibi oluyor.

Örnek 4: Bir bay evli olmadığı halde çocuk sahibi olmak istiyor. Kendi spermini evli olmadığı bir bayanın yumurtasıyla döllendirerek kiralanan bir kadının rahmine yerleştirip çocuk sahibi oluyor.

Bir an için kendinizi bu gayrimeşru yollarla dünyaya gelen çocukların yerine koyarak düşünün. Sizi doğuran kadına soruyorsunuz; “Anne benim babam kimdir” diye. Kadın cevap veriyor; “Evladım ben senin babanı tanımıyorum. Senin baban siperim bankasında yıllarca bekleyen ve kim olduğunu bilmediğim bir siperim”

Yâda sizi doğuran kadının gerçek anneniz olmadığını kiralık bir kadın olduğunu öğreniyorsunuz. Başka bir çiftten alınan döllenmiş yumurta başka bir kadının rahminde büyütülüyor ve dünyaya geliyorsunuz. Kendisini doğuran kadının bile gerçek annesi olup olmadığından emin olmayan bir nesil. Babanız kim, anneniz kim, kardeşleriniz kim, dedeleriniz ve torunlarınız kimler her şeyi karıştırılmış ve her şeyi ifsad edilmiş bir nesil. Bu neslin anne, baba, kardeş ve akraba ilişkilerinin nasıl olacağını kimlerle ve nasıl evleneceklerini bir düşünün.

Haram ve gayrı meşru yollardan çocuk sahibi olmaya çalışanlar bu gayrı meşru işleriyle sadece kendileri haram işlemiş olmazlar onlar aynı zamanda nesilleri de karıştırıp ifsad ederler. Annesi, babası, kardeşi, sütkardeşi ve akrabaları belli olmayan bu çocuklar. Üç ebeveynden meydana gelen çocuklar. Siperim bankasına bırakılmış ve senelerce beklemiş babası ve kardeşleri bilinmeyen çocuklar. Gerçek anne ve babasını bilmeyen ve belki onlarca kardeşi olduğu halde bunları bilmeyen ve tanımayan çocuklar. Gayrimeşru yollardan, haramla ve yalanlarla çocuk edinenler nesilleri karıştırarak gelecekte oluşacak daha büyük fitnelere kapı açarlar. Gayrimeşru yollarla çocuk edinen bu insanlara, bu işi normal bir şeymiş gibi gösteren medya, bu işe müdahale etmeyen yöneticiler ve bu işe ses çıkarmayan âlimler bu günahta ortaktırlar.

Annesi, babası, kardeşleri ve akrabaları belli olmayan bu çocuklar büyüdüğünde ne yapacaklar, nasıl ve kiminle evlenecekler. Gerçek kardeşlerini bilmedikleri için kardeş evliliği yapmaları durumunda bunun vebalini sizler düşünün. Bu çocukların evlendiği kişi kardeş mi? akraba mı? Dede mi torun mu bilinmeyecek. Bir insana bunu yaşatmak korkunç bir iş değil de nedir? Sırf kendi duygularını tatmin etmek için gayrimeşru yollardan çocuk sahibi olan bu insanlar nasıl büyük bir fitneye sebep olduklarını düşünmeliler. 

Amerika’da yılda 50 binden fazla çocuk bu şekilde gayrimeşru çocuk sahibi olma yoluyla dünyaya geliyor. Türkiye de ise her sene ortalama 2 bin kişi bu şekilde çocuk sahibi olduğu söyleniyor. Danimarka’da bulunan dünyanın en büyük sperm bankası “Cyrobank”ın kurucusu Oli Schou, bankasında sisteme kayıtlı 100 adet donörü olduğunu ve Cyrobank’tan alınan spermlerle bugüne kadar tam 14.000 bebeğin doğduğu resmi olarak bildiriliyor.

Bu ne demek biliyor musunuz anne, baba ve kardeşlerinin kim olduğunu bilmeyen binlerce çocuk yarın büyüdüklerinde bu insanlar kendi öz kardeşleriyle flört yapacak veya evlenecekler. İşte tüm bunları düşününce nesilleri karıştıran bu insanların nasıl büyük fitnelere kapı açtıklarını anlarsınız. Bu bağlamda İslam’ın neden evlatlık edinmeyi yasakladığını, çocukların öz anne ve babalarına nispet edilmesini emrettiğini daha iyi anlarsınız. İşte bu sebeptendir ki İslam cahiliye adetlerinden olan evlat edinmeyi yasaklamıştır. Sadece sahipsiz, öksüz ve yetim bir çocuğu kendi öz anne ve babalarına nispet etmek şartıyla ergenlik yaşına gelinceye kadar büyütürsünüz. Bu çocuklar ergen oldukları zaman o ailede diğer yabancı insanlar gibi olurlar. Bu çocukların miras, mahremiyet ve evlilik vs. gibi hususlarda diğer yabancı insanlardan hiçbir farkı yoktur. İslam evlatlığın öz evlat gibi olduğu anlayışının batıl olduğunu ve bu batıl anlayışı kaldırmak için şu ayeti indirmiştir. 

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Muhammed içinizden hiç kimsenin babası değildir fakat Allah’ın Rasulü ve Peygamberlerin sonuncusudur. Hiç kuşkusuz Allah, her şeyi bilmektedir. (Ahzab Suresi: 40)

Peygamber olmadan önce Zeyd’i evlatlık edinen Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Zeyd’in gerçek babası olmadığı ve Zeyd’in ise Peygamberin gerçek evladı olmadığı belirtilmektedir. Miras, mahremiyet ve nikâh gibi konularda peygamber, ailesi ile Zeyd’in arasındaki ilişki iki yabancının ilişkisi gibidir. Çünkü peygamber Zeyd’in gerçek babası olmadığı gibi, Zeyd’de peygamberin öz evladı değildir. 

Öyleyse; Zeyd  Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oğlu olmadığı gibi Zeyneb de gelini değildir. Dolayısıyla, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Zeyd’in boşadığı kadınla evlenmesi, kesinlikle haram değildir. Tam tersine, helâli haram kılan gelenekleri yıkmak üzere Allah’ın görevlendirdiği bir Peygamber olması hasebiyle, Allah’ın emri olan bu evliliği yapmak ona farzdır. O bunu yapmadığı takdirde, bu gelenek kıyamete kadar şöyle veya böyle sürüp gidecektir. Çünkü o Son Peygamberdir, kendisinden sonra yeni bir kitap, yeni bir Peygamber gelmeyecektir. 

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona aittir” Diye buyurarak çocuğun gerçek anne ve babasının biyolojik anne ve baba olduğunu vurgulamaktadır.

Türkiye’de siperim bankası veya taşıyıcı anne olayı yasak olsa da bu ahlaksız ve gayrimeşru işler kaçak yollarla yapılmaya çalışılıyor. Toplumu ifsad etmeye çalışan bazı kesimler Müslüman bir toplumda direk “Sperm Bankası” açamayacaklarını bildikleri için evvela “Süt Bankası” açmayı denediler. Ancak toplumdan gelen tepkiler sebebiyle bunu yapamadılar. Emin olun o gün süt bankasını açabilseydiler, bugün ülkemizde sperm bankaları da açılmış olacaktı. Süt bankası projesi, sperm bankalarının kapısını açacaktı ancak başaramadılar.

Ahlakı bozup nesilleri karıştıran bu ifsad ediciler sperm bankası yoluyla çocuk sahibi olmayı organ nakline benzetecek kadar ahlaktan nasip almamış fıtratı bozulmuş türemelerdir. Spermini, yumurtasını, rahmini pazarlayan veya kiraya verenler sadece kendi ar ve namuslarını pazarlamış olmuyorlar onlar aynı zamanda nesillerin karışmasına ve bu sebeple ortaya çıkacak haramlara da kapı açmış olurlar. Kardeş kardeşe veya baba kız veya anne oğul gibi gayrı ahlaki ilişkilere de sebep olurlar. Düşünün; Dedelerin siperim bankasına verdiği siperimi yıllar sonra torunların satın alıp çocuk yaptıklarını düşünün. Bu çocuğun kardeşleri, annesi, babası, dedesi, ninesi ve akrabaları hepsi karıştırılmış olacaktır. Bu çocuklar büyüyünce kimlerle evlenecek, nesebi, soyu nerden geliyor, nereye gidiyor hepsi karanlık muamma ve bilinmez olacaktır. İşte nesillerin karıştırılması ve toplumların ifsad edilmesi böyle olur. 

İslam’ın hayat nizamını helal ve haramlarını tanımayan insanların ne hale düştüklerini ibretle müşahede etmekteyiz. Bir eşya gibi satın alınan ve sahiplenilmeye çalışılan bu çocukların anne, baba ve kardeşlerinin kim olduğu hepsi bir muammadır. Bu gün harama giden şeylere sessiz kalanlar yarın kendilerini haramın ortasında bulmaları muhakkaktır. Bizlere kabul ettirilmeye çalışılan şeyin helal mı haram mı olduğuna dikkat etmezsek haram zadeler bizleri harama sürükleyeceklerdir. Bizler bu haramlara tepki vermezsek en sonunda “anormal olanı, normalmiş” gibi algılamaya başlarız. Normal bir durummuş gibi dayatılan “taşıyıcı annelik, siperim bankası” mevzusu da bunlardan bazılarıdır. 

Allah’ın insanlar için belirlediği yasaları değiştirmeye çalışan,  fıtratı bozan ve helal ve haram tanımayan ifsad ediciler insanları saptırmaya çalışırlar. Kadını erkeğe, erkeği kadına benzetmeye çalışırlar. Doğal olan kadın erkek ilişkilerini saptırarak çarpık ilişkileri ve eşcinselliği yaymaya çalışırlar. Hatta onlar her şeyin yaratılış gayesini ve fıtratını bozmaya çalışırlar. 

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

İblis şöyle der; “Onları saptıracak, boş ümitlerle oyalayıp duracağım. Onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını kesecekler; onlara emredeceğim, Allah’ın yaratıklarını değiştirmeye çalışacaklar.” 

Kim Allah’ı bırakır da kendisine şeytanı dost edinecek olursa, apaçık zarara uğramış demektir! (Nisa Suresi: 119)

 

Müsennif VELİOĞLU

Haziran 2020

 

Bu Yazılar da var

Kurtubi salat-ı tefriciye diye bir dua tavsiye etmiş midir?

Rasulüllah  (sallallahü aleyhi ve sellem)’in  zaman-ı saadetinden uzaklaştıkça sünnetler örtülmekte, yalanlar çoğaldığı için bid’at yayılmaktadır. …

SUİZAN HASTALIKTIR

[Not: Bu çalışma sohbet notudur. Okuduğunuz bu yazı hayatınıza geçirmedikçe gündeminize almadıkça gün be gün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.