Kısa Cevap
Evet, caizdir. Akşam zikirlerinin (ezkâru’l-mesâ) meşru vakti, dil ve fıkıh açısından zevalden (öğle vaktinin girişinden) itibaren başlar; ikindi namazının fiilen edası şart değildir. Yasaklanmış veya mekruh bir şey söz konusu değildir. Ancak üzerinde durulması gereken asıl nokta şudur: En faziletli olan, farz namazı önce eda edip zikri ondan sonra yapmaktır.
Delil ve Âlimlerin İzahı
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ
“Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et.” (Kâf, 50/39)
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
“Sabah akşam O’nu tesbih edin.” (Ahzâb, 33/42)
İmam İbnü’l-Kayyim (rahimehullah), el-Vâbilü’s-Sayyib adlı eserinde, hocası Şeyhülislam İbn Teymiyye’nin de el-Kelimü’t-Tayyib‘te işaret ettiği üzere, aşağıdaki hadiste geçen “hîne yusbihu ve hîne yümsî” (sabaha ve akşama girdiğinde) lafzının, güneş doğmadan önceki ve batmadan önceki vakti kastettiğini belirtmiştir:
مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ وَحِينَ يُمْسِي…
“Kim sabaha girdiğinde ve akşama girdiğinde şöyle derse…”
Bu vaktin, sabah namazı ile güneşin doğuşu arası, ikindi namazı ile güneşin batışı arası olduğunu belirtmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyim’in “بعد صلاة العصر” (ba’de salâti’l-asr / ikindi namazından sonra) ifadesi, iki farklı düzlemde okunmalıdır:
- Vaktin başlangıcı (cevaz açısından): Dil âlimlerinin çoğunluğuna göre “mesâ” (akşam) kelimesi, zevalden itibaren başlayan bir zaman dilimini ifade eder. Bu itibarla akşam zikrinin vakti, ikindi namazından çok daha önce, öğleden hemen sonra dahi girmiş olur.
- Vaktin en faziletlisi (efdaliyet açısından): “İkindi namazından sonra” ifadesi, namazın edasını şart koşmaktan ziyade günün o vaktine işaret eder. Nitekim İbn Useymîn (rahimehullah) de akşam zikri vaktinin ikindi namazından işâya kadar geniş olduğunu, zikrin bu vaktin başında veya sonunda söylenmesinin fark etmediğini belirtmiştir.
Asıl Vurgulanması Gereken: Namazı Önce Kılmanın Fazileti
Vakit açısından bir yasak bulunmasa da, mesele sadece “caiz mi, değil mi” sorusundan ibaret değildir. Zikrin asıl gayesi Allah katında ecir ve sevap kazanmaktır. Bir amelin ecri, o amelin en faziletli şekilde, en faziletli vakitte ve en güzel tertiple yapılmasıyla artar.
Farz namazı geciktirip zikri öne almak, kişiyi hem vaktin fazilet mertebesinden mahrum bırakır hem de öncelik-sonralık bakımından tersine bir sıra izlemiş olur. Oysa sahâbe ve selefin uygulaması, önce farzı eda etmek, sonra Allah’ı zikretmek şeklindeydi. Nitekim Kur’an’da namazdan sonra zikre teşvik eden âyet de bu tertibe işaret etmektedir:
فَإِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلَاةَ فَاذْكُرُوا اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِكُمْ
“Namazı bitirince de gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarken Allah’ı anın.” (Nisâ, 4/103)
Dolayısıyla mesele şu şekilde özetlenebilir: Yasaklanan bir şey yoktur, ama zikir zaten ecir maksadıyla yapılan bir ibadettir; en güzel ve en kâmil ecir de ancak farz namaz eda edildikten sonra yapılan zikirle elde edilir. Kişi vaktin darlığından veya bir mazeretten dolayı ikindiden önce zikre başlamış olsa, bunda günah yoktur; fakat bilerek ve imkân varken namazı geciktirip zikri öne almak, faziletten mahrumiyettir.
Sonuç ve Fetva
- Vakit açısından herhangi bir mahzur yoktur; kişi ikindi namazını henüz kılmamış olsa dahi, ikindi vakti girdiyse (hatta zeval sonrası dahi) akşam zikirlerine başlayabilir.
- Tertip açısından ise evlâ olan, önce farz namazı vaktinde eda edip sonra zikre geçmektir; zikirler namazın önüne geçirilip namaz geciktirilmemelidir.
- Zikrin gayesi ecirdir; ecrin en kâmili ise namaz-zikir tertibine riayetle elde edilir.
Ve’l-ilmü indallah.
Kaynakça
- İbnü’l-Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü’s-Sayyib mine’l-Kelimi’t-Tayyib, s. 186.
- Şeyhülislam İbn Teymiyye, el-Kelimü’t-Tayyib.
- İmam Nevevî, el-Ezkâr.
- Muhammed b. Salih el-Useymîn, akşam zikirlerinin vakti hakkındaki fetvası.
- Kur’an-ı Kerim: Kâf 50/39, Ahzâb 33/42, Nisâ 4/103.
İslami Okul Okulların En Önemlisi