Salı, 22 Rebiülevvel 1441

“Senedine bakmaksızın bir kuralla uydurma hadisi tanımak mümkün müdür?”

Uydurma Hadisleri Tanıma Yolları - İbn Kayyım el-Cevzi

İmam İbn Kayyım’ın , bu kitabı “Senedine bakmaksızın bir kuralla uydurma hadisi tanımak mümkün müdür?” şeklinde soru soran kimseye cevap vermek için yazdığı kitapta ifade ediliyor.

Mevzu/Uydurma kavramı, Hz. Peygamber (s.a.v)’in ağzından uydurulan ve iftira edilerek ona nisbet edilen söz manasında kullanılmıştır.

Hadîs Uydurmanın Sebepleri:

İslâm Düşmanlığı
Fırka, Mezhep, Kabile, Dil Yada Beldeyi Veya Mezhep İmamlarını Savunma İsteği
İslâm Dini’ne Hizmet Etme Arzusu
Şahsî Menfaat Kaygısı
Halîfe ve Emirlere Yaklaşmak Arzusu
Milliyetçilik Duygusunun Etkileri
Kelâm Ve Fıkıh Mezhepleri Ve Hadîs Uydurmadaki Yerleri

Hadis Uydurmasına Karşı Alınan Tedbirler:

İsnad ve Sened Tenkidi
Metin tenkidi
Muhaddislerin Mücadelesi
Mevzu hadislerin teşhiri

UYDURMA HADİSLERE MALZEME TEŞKİL EDEN KAYNAKLAR

İsrâilîyât ve diğer Ehl-i kitabın Sözleri
Hakim ve tabiplerin sözleri
Acâîb Hikâyeler, Meşhur Sözler Ve Meseller
Güzel Görülen Bazı Sözler
Hadis uyduranların kendi sözleri

UYDURMA HADİSLERİ TANIMA YOLLARI

Hadis Uyduranların İtirafı
Haberin Lâfzında Veya Mânasında Bozukluk Bulunması
Elde Mevcut Güvenilir Hadîs Kitaplarında Bulunmaması
Birçok İnsanın Görmesi Gereken Bir Hâdiseyi Bir Kişinin Gördüğünü İddia Etmesi.
Kurana Ve Sahîh Sünnete Muhalif Olması
Akla, His Ve Müşahedeye Muhalif Olması
Târihî Vukuata Aykırı Düşmesi

-Amellerin Üstünlüğünün; Amellerin Çokluğuyla Ve Sayısıyla Değil, Ancak Onları Mükemmel Yapmakla, Tam Bir Şekilde Yapmakla Ve Rabbin Rızası İle Şeriatının Uygunluğuna Bağlıdır.

-“Kim çarşıya girip: Lâ ilahe illallâhu vahdehu iâ şerike leh. Lehu’l-Mülkü ve lehu’l-Hamdu yuhyî ve yumît. Ve Huve hayyun lâ yemût. Biyedihi’1-hayr. Ve Huve alâ külli şey’in kadîr’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O, ortağı olmayan tektir. Mülk, O’nundur. Hamd, O’nadır. O, diriltir ve öldürür. Diridir, ölmez. Hayr, elindedir. Ve O, her şeye gücü yetendir) derse, Allah, ona; bîr milyon sevab yazar, ondan bir milyon günah siler ve onu bir milyon derece yükseltir.”

İşte bu hadis, illetli (ma’lûl)dür. Bu hadisi, hadis imamları illetli saymıştır. (Ma’lûl (illetli): “Görünüşte sahih olan, ancak astında sıhhatine engel teşkil eden gizli bir kusur taşıyan hadis” diye tanımlayan varsa da, bunun yanında bu tanımı kabul etmeyen kimseler de vardır)

UYDURMA HADİSLERİ BİLMENİN GENEL KURALLARI

Hadiste; Resulullah (s.a.v)’in, bir benzerini söylemeyeceği türde bazı saçmalılara yer verilmesi.
Misal; “Kim Lâ ilahe illallah’ (Allah’dan başka ilah yoktur) derse, Allah o kimseye bu kelimeden ötürü yetmiş bin lisanı olan bir kuş yaratır. Kuşun her lisanı için yetmiş bin lügati/lehçesi var. Bu lügatlar/lehçeler, o kul için Allah’a istiğfarda bulunur.”

Hissin, (bu türde rivayet edilen) hadisi yalanlaması. Örnek:
“Patlıcan, (ne niyetle) yenilirse (yiyen kimseye) öyle (yarar sağlar).”
“Doğrusu Allah, gökleri ve yeri, Aşûrâ’ günü yaratmıştır.”
“İnsanların en yalancısı, boyacılar ile kuyumculardır.”

Hadisin, çirkin ve alaya alınılacak sözler içermesi.
“Sofranızda yeşil sebze bulundurun. Çünkü yeşil sebze, şeytanı (sofradan) uzaklaştırır.”
“Hiçbir nar yoktur ki, cennet narlarının tanesiyle aşılanmamış olsun.”
“Beyaz horoz edinen kimseye, şeytan ve sihir yaklaşamaz.”

Hadisin, sahih sünnetin ortaya koyduğu hükme açıkça muhalefet edip çelişkili olması.
Bu türden olarak: Adı ‘Muhammed’ yada ‘Ahmed’ olan kimseyi övücü ve bu adı alan herkesin cehenneme gitmeyeceği ile ilgili hadîsler.
Çünkü bu, Resulullah (s.a.v)’in dininde; “isimlerle ve lakaplarla cehennemden kurtulunmaz, cehennemden kurtuluş ancak iman ve salih amellerle gerçekleşir” şeklinde bilinene ters düşmektedir.

Peygamber (s.a.v)’in, bütün sahabilerinin huzurunda açık bir şey yaptığı halde sahabilerin, Peygamber (s.a.v)’in bu yaptığını gizlemede görüş birliği ettiklerinin ve bunu nakletmediklerinin iddia olunması.
Nitekim en yalancı grupların iddiası şu: Peygamber (s.a.v), Veda haccından dönerken, bütün sahabilerin huzurunda Hz. Ali’nin elinden tutup bütün sahabilerin onu tanıyacağı şekilde onların arasında durdurup daha sonra da şöyle buyurmuş:
“Bu (Ali); benim vasimdir, kardeşimdir ve benden sonraki halifemdir. Dolayısıyla onu dinleyin ve itaat edin.”
Daha sonra ise bütün sahabiler; bunu gizlemede, değiştirmede ve Peygamber (s.a.v)’e muhalefet etmede görüş birliğine varmış!
Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun.

Hadisin bizzat kendisinin batıl olması. Dolayısıyla hadisin batıl olması, onun, Resulullah (s.a.v)’in sözlerinden olmadığını gösterir.
Ey Humeyrâ! Güneşdeki suyla yıkanma. Çünkü güneşteki suyla yıkanmak, (kişi de) alaca (hastalığı) meydana getirir.”
“Gökyüzündeki saman yolu, arşın altındaki yılanın terinden/izinden meydana gelmiştir.”

Hadisde geçen sözlerin Resulullah(s.a.v)’in sözleri bir yana peygamberlerin sözüne benzememesi.
Üç şey gözü canlandırır:
1. Yeşilliğe bakmak,
2. Akan suya bakmak,
3. Güzel yüze bakmak.”

“Güzel yüze bakmak, ibadettir.”

Hadiste; şu ve şu tarihte şeklinde bîr ‘tarih’ verilmiş olması.
Ay, Muharrem (ayın)da tutulduğu zaman; pahalılık, savaş ve sultanın görev(ler)i ortaya çıkar. Safer (ayın)da tutulduğunda ise şöyle, şöyle (olaylar) olur.”

Hadîsin, doktorlar ile kırık çıkıkçıların vasıflarına daha çok benzemesi ve daha uygun olması.
Keşkek, sırtı kuvvetlendirir
“Mü’min tatlıdır, tatlıyı sever.”
Sizden birisinin kulağı çınladığı zaman, bana, salavât getirsin ve ‘Allah, Beni hayırla anan kimseyi zikretti’ desin.”(kulak çınlaması ile ilgili her hadis uydurmadır.)

Akıl ile ilgili bütün hadislerin uydurma olması.
“Her şeyin bir madeni var. Takvanın madeni de akıllı kimselerin kalpleridir.”
“Kişi, namaz ve cihad ehlinden olup (yaptığı bu amelleri,) aklının derecesine göre değer kazanır.”

İçerisinde Hızır ve Hızır’ın hayatı geçen bütün hadislerin uydurma olması.
Hızır ve İlyâs, her yıl buluşur.
Arafat’ta Cebrail, Mîkâîl ile Hızır bir araya gelir.

Sahih bir şahidin, hadisin, batıl olduğunu ortaya koyması.
“Allah, Adem’i; gökteki uzunluğu aitmiş zira’ olarak yarattı. İnsanlar, Adem’den bu ana kadar kısalarak geldi.”
“Dünya bir kayanın üzerindedir. Kaya da öküzün boynuzu üzerindedir. Öküz boynunu hareket ettirdiğinde, kaya da harekete geçer. (Böylece) dünya da harekete geçip deprem meydana gelir.”

Hadisin, Kur’an’ın sarih/açık ifadesine aykırı olması.
Dünyanın ne kadar ömrü olduğu ile ilgili hadis gibi:
“Dünyanın ömrü, yedi bin yıldır. Biz (şimdi) yedinci bin (yıl)dayız.”

Pazar günü, Pazar gecesi, Pazartesi günü, Pazartesi gecesi ile haftanın diğer günleri ile gecelerinde Namaz Kılma ilgili hadisler.
Gün ve gecelere ait namazlarla ilgili bütün hadisler, uydurmadır.
Yine Receb ayının ilk Cum’a gecesi kılınan “Reğâib namazı” ile ilgili hadisler de uydurmadır. Bu konu ile ilgili bütün hadisler, yalan olup Resulullah (s.a.v)’e karşı yapılmış bir iftiradır.

Şa’ban (ayın)ın ortasında gece namazları kılma ile ilgili hadisler.
“Kim Şa’ban (ayın)ın yarısındaki gecede on iki rekat namaz kılıp her rekatta otuz defa ‘Kul huvallahu Ehad’ (İhlâs suresini)i okursa, ev halkından cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat olunur.”

İşitildiğinde kulağın iğrendiği, (insan) tabiatının) kabul etmediği ve manası da zeki kimseye çirkin geldiği şeklindeki hadisin lafızlarının yetersiz ve tiksindirici olması.
Dört şey, dört şeye doymaz:
1. Kadın erkeğe,
2. Toprak yağmura,
3. Göz bakmaya,
4. Kulak da haber (dinlemey)e

Habeşlileri ve Sudanlıları kötüleme ile ilgili hadisler.
Bununla ilgili bütün hadisler uydurmadır.
“Zenci, karnı doyduğunda zina eder. Acıktığında ise hırsızlık eder.”

Türkleri, Hadımları ve Köleleri kötüleme ile ilgili hadisler.

Güvercin ile ilgili hadisler. Bununla ilgili hadislerden hiçbirisi sahih değildir.

Tavuk besleme ile ilgili hadisler. Tavuk besleme hususunda sahih bir hadis yoktur.

Çocukları kötüleme ile ilgili hadisler. Çocukları kötüleme ile ilgili hadislerin hepsi, başından sonuna kadar yalandır.

Geleceğe ait tarih belirten hadisler.

Âşûrâ’ günü sürme çekmek, süslenmek, iyilik etmek, namaz kılmak ve bunun dışında bazı faziletli şeyler yapmak ile ilgili hadisler.

Kur’an’ın başından sonuna kadar “Surelerin faziletini ve şu sureyi okuyan kimsenin sevabının şu kadar mükafat olduğunu belirtme” ile ilgili hadislerdir.

Hz. Ali’nin fazileti hakkında hadis uydurmalarına gelince, bunlar, sayılamayacak kadar çoktur.

Muaviye’nin faziletleri ile ilgili hadisler uydurmadır.

Muâviye’yi kötüleme hakkında gelen her hadis, yalandır.

Uydurmalardan biri de; yalancıların, isimlerini bizzat söylemek suretiyle İmam Ebu Hanîfe ile İmam Şafiî’nin menkıbeleri hakkında uydurdukları hadislerdir.

Bağdad’ı, Basra’yı, Kûfe’yi, Merv’i, Askalân’ı, İskenderiyye’yi, Nusaybin’i ile Antakya’yı övme ve kötüleme ile ilgili her hadis, yalandır.

İçerisinde “İman, artmaz ve eksilmez” ifadesi yer alan her hadis, yalan ve uydurmadır.
“İman artar ve eksilir” şeklinde buyurduğu ile ilgili hadisler de uydurmadır.

Abdestten sonra herhangi bir şeyle kurulanma ile ilgili her hadis. Bu tür hadisler, sahih değildir.

Yine abdest alırken boynu mesh etme ile ilgili hadis de, batıldır.

Yine üzerinde namaz (borcu) olan kimsenin namazı olmaz” şeklindeki hadis de böyle uydurmadır.

Cariyeler edinme ile ilgili hadisler (de) bu (uydurmalardandır.

Bu uydurmalardan birisi de; bekarlığı öven hadislerdir.Bu (tür) hadislerin hepsi, batıldır.

Uydurma olan bir kısım sözler:mercimeği, pirinci, baklayı, patlıcanı, narı, üzümü, hindibayı, pırasayı, karpuzu, havucu, peyniri ve keşkeki öven hadislerdir.

Bu uydurmalardan birisi de; nergiz, gül, mercanköşk menekşe, Mısır söğüdü/sorkun ağacı gibi çiçeklerin fazileti ile ilgili hadislerdir. Bu tür hadislerin hepsi, yalandır.

Bu uydurmalardan birisi de; horozun fazileti ile ilgili hadislerdir.
Şu hadis hariç, bu konuda gelen hadislerin hepsi yalandır.”Horozun sesini işittiğiniz zaman, Allah’ın fazl-u keremini isteyin…”

Uydurma olan bir kısım hadisler

“Zina (sonucu doğan) çocuk, cennete giremez.” Hadisi uydurmadır.
“Fasıkın gıybeti caizdir.”
Pirelere sövmeyi yasaklama ile ilgili hadislerdir.
Satranç oynamanın mubah yada haram olması ile ilgili hadisler uydurmadır.
“Kadın dinden döndüğünde öldürülmez.”
“Yanında bir topluluk olduğu halde kendisine bir hediye verilen kimseye, (yanındaki) kimseler de ona ortak olur.”
“Abdurrahman İbn Avf, cennete, sürünerek girecektir.”
Bu (uydurmalardan birisi de;) Ebdâl, Aktâb Kutblar Gavslar, Nukebâ’, Nucebâ’ ve Evtâd ile ilgili hadislerdir.

Bu (uydurmalardan birisi de;) namazda rükuya giderken ve rükudan doğrulurken elleri kaldırmayı men etme ile ilgili hadislerdir.Bu (tür) hadislerin hepsi, Resulullah (s.a.v)’e karşı söylenmiş batıl sözlerdir. Bu hadislerden hiçbirisi sahih değildir.

“İnsanlar kıyamet günü babalarıyla değil anneleriyle çağırılırlar.”
Bu hadis, batıldır. Çünkü konuyla ilgili sahih hadisler, bunun aksini ifade etmektedir.

HADİS TERİMLERİ

Ahberanâ: Sözlükte “Bize haber verdi” anlamındadır. Hadis rivayet metotlarından birisiyle alınan hadislerin, başkalarına rivayeti sırasında isnada kullanılan eda lafızlarından biridir. Bu lafız; ravinin, hadisi, hangi rivayet metoduyla aldığını göstermekte ve onu şeyhine nispet etmekte kullanılır. Bu lafız, daha çok, hadis rivayet metotlarının en sağlamı olan ve şeyh ile tâlib (hadisi alan kimsen)in bir araya gelmesiyle rivayeti ifade eden semâ’ yoluyla rivayette kullanılan üçüncü lafızdır.

Batıl: Hadis terminolojisinde, uydurma hadis anlamında kullanılmaktadır.

Cerh: Sağlam ve hafız olan bir alimin, bir ravinin rivayetini, kendisinde veya rivayetinde bulunan yaralayıcı illet sebebiyle reddetmesine denir.

Ceyyid: Bazı alimlere göre, “sahih” hadisin karşılığı olarak kullanılmıştır. Bazı hadis alimlerine göre ise “hasen li zatini” ifadesinin karşılığıdır.

Garîb: Genelde hangi tabakadan olursa olsun, bir ravinin tek başına rivayet ettiği hadis olarak tarif edilmiştir. Bu manada, “ferd-i nisbî”nin diğer adıdır. Sadece bir ravi tarafından rivayet edilen hadis, bir benzeri başka raviler tarafından rivayet edilmediği yada diğer rivayetler ona aykırı olduğu için tek kalan hadistir.

Hasen: Sahih hadis ile zayıf hadis arasında yer alan, ancak sahihe daha yakın olan bir hadis çeşididir.

Haddesenâ: “Bize tahdis etti” sözlük manasıyla eda lafızlarındandır. Ravinin, şeyhinden rivayet ettiği hadisleri talibe ( hadisi alan kimse)ye rivayet ederken kullanılır. Haddesenâ lafzının, hadis rivayet yollarından özellikle hangisiyle rivayet edilen hadislerin naklinde kullanılacağına dair hadisçiler arasında birlik yoktur. Bu lafzın sadece semâ’ yoluyla alınan hadislerin edası sırasında kullanılması gerektiği görüşünde olanlarla birlikte arz, münâvele, icazet ve kitabet yollarıyla alınan hadislerin rivayetinde de kullanılmasını uygun görenler olmuştur. Ne var ki, semâdan başka yolla rivayette rivayet şeklinin belirtilmesi gerekir.

İ’tibâr: “Ferd” zannedilen bir hadisin başka bir geliş yolu yada geliş yollarından rivayet edilip edilmediğinin, bir diğer ifadeyle ‘ ravisinin gerçekten tek olup olmadığının araştırılmasına denir.

Lâ asle lehu: “Aslı yoktur” anlamında gelen bir ifade olup uydurma hadisler hakkında verilen hükümlerdendir. Bu ifadeyle nitelenen hadisin, nakledildiği bir herhangi bir isnadı yoktur.

Leyse bi şey’in: “Lâ yusâvî şey’en” ile aynı manaya gelen cerh lafızlarındandır. Cerhin dördüncü derecesine delalet eden bu iki lafız, “bir para etmez, bir şeye değmez” manasına gelir. Bu itibarla hakkında “Leyse bi şey’in” yada aynı manada gelen aynı derecede bulunan “Lâ yusâvî şey’en” denilerek cerh hükmü verilen ravinin hadisleri terk edilir. Hiçbir şekilde itibar edilmez.

Mahfuz: Hadis usûlünde Şâzın karşılığına denir. Şaz ise; sika ravinin, zabt ve rivayet çokluğu yönünden kendisinden daha üstün ravilerin rivayetine aykırı olarak rivayet ettiği hadise denir. Daha üstün ravinin rivayetine ise mahfuz adı verilir. Mahfuz hadis, şaz hadise nispetle üstün ve tercihe layık kabul edilmiştir.

Maktu’: Sahabeden sonraki tabiîlerin sözleri ve fiillerine denir.

Ma’lûl (îlletli): “Görünüşte sahih olan, ancak aslında sıhhatine engel teşkil eden gizli bir kusur taşıyan hadis” diye tanımlayan varsa da, bunun yanında bunu tanımı kabul etmeyen kimseler de vardır.

Merfu’: Hz. Peygamber (s.a.v)’e nispet edilen söz, fiil ve takrirlere denir.

Mevkuf: Sahabilerden rivayet edilen sözlere ve fiillere denir.

Meçhul: Hadis terminolojisinde iki anlamı vardır. Birincisi: Gerek kimli ve gerekse de adalet durumu bilinmeyen ravilere denir. İkincisi: Zahiren adalet sahibi oldukları halde batinen adaleti meçhul olan ravilerdir.

Mutâbaât: Ravisi rivayette tek başına kaldığından ferd olduğu sanılan bir hadis, başka yol veya yollardan rivayet edilip edilmediğini anlamak üzere çeşitli hadis kitaplarından araştırılır. İtibar adı verilen bu araştırma sonunda o hadisin bir başka ravi tarafından rivayetinde tek kalan ravinin şeyhi veya şeyhinin şeyhiden rivayet edildiği anlaşılırsa, mutabaat meydana gelmiş olur.

Munkatı’: Genellikle ne şekilde olursa olsun, senedinde ittisal bulunmayan hadislere denir. Senede ittisalin olmayışı, ya ravinin düşmesiyle veya müphem şekilde ifade edilmesiyle meydana gelir.

Munker: Ravinin muhalefetinden doğan bir zayıf hadis çeşididir.

Munkeru’l-hadis: Ravinin rivayet ettiği hadislerin, münker olmasıdır. Cerh lafızlarındandır. Hakkında “munkeru’l-hadis” cerh hükmü verilen ravinin hadisleri, dinî konularda delil sayılmaz. Ancak tamamıyla reddedilmez, itibar için yazılır.

Mürsel: Sahabiden hadis rivayet etmiş bulunan tabiînin isnadında sahabiyi atlayıp doğrudan doğruya Hz. Peygamber (s.a.v)’den rivayet ettiği hadislerdir.

Mütevâtir: Her tabakada Hz. Peygamber (s.a.v) üzerine yalan söylemeleri aklen mümkün olmayan çok sayıda ravi tarafından görerek yada işiterek rivayet edilen hadise yada habere denir.

Mutâbî: Ravisine hadisi rivayet edilmeye elverişli bir başka ravinin muvafakat ettiği ve bu ikinci ravinin o hadisi şeyhinden yada daha yukarıdaki bir raviden benzer sözlerle rivayet ettiği hadistir.

Muzdarib: Aynı hadisi, değişik şekillerde rivayet eden (r.a.)-vilerin hepsinin, adalet ve zabt bakımından birbirlerine yakın olduklarından bu rivayetlerden herhangi birini tercih etme imkanının olmaması haline denir. Muzadriblik, hadisin metninde yada senedinden olur. Senedinden daha çok olur.

Muzdarib hadisler, ravinin vehmi yada zabt kusuru yüzünden hadisi iyi zabt edememesi sonucu kendi durumundaki ravilere muhalefetinden doğar. Bununla birlikte senedinde muzdariblik bulunan bazı hadislerin metni sahih olabilir.

Ravî: Hz. Peygamber (s.a.v)’in hadislerini rivayet eden kimseye denir.

Sahih: Adalet ve zabt sahibi ravilerin kesiksiz isnadla birbirlerinden rivayet ettikleri şaz ve illetli olmaktan uzak olan hadistir.

Sadûk: Adaletine hükmedilen ravinin rivayet ettiği hadislerin gözden geçirilmesi.

Seyyiu’1-hıfz: Bu cerh hükmü verilmiş ravi, adalet vasfını kaybetmiş sayılır. Hadisleri atılmaz. İ’tibar için yazılır. Sika: Adalet ve zabt vasfı taşıyan ravilere denir.

Seyyiu’1-hıfz: Bu cerh hükmü verilmiş ravi, adalet vasfını kaybetmiş sayılır. Hadisleri atılmaz. İ’tibar için yazılır.

Sika: Adalet ve zabt vasfı taşıyan ravilere denir.

Şâhid: Bir hadise lafız veya mana yönünden yada sadece mana itibariyle benzeyen lafızlarla bir diğer sahabiden rivayet edilen ve bu rivayetle ötekine muvafakat eden hadistir

Şazz: Genellikle umumi hükümlerden veya külli kurallardan hariç ve tek başına kalana denir.

Tedlîs: Bir ravinin, çağdaşı olup görüşmediği veya görüştüğü halde hadis almadığı bir şeyhten işitmişçesine rivayette bulunmasıdır. Yine ravinin, hadis işittiği şeyhten gerçekte işitmemiş olduğu hadisi rivayet etmesi de tedlîstir.

Terekûhû: Hakkında bu cerh hükmü verilmiş olan ravi, artık adalet vasfını yitirmiştir. Bu itibarla ravi ve ravinin naklettiği hadisler terk edilir. Yani bu tür hadisler, ne yazılır, ne de i’tibar için dikkate alınır ve ne de şahid olarak göz önünde bulundurulur.

Uydurma: Çeşitli maksatlarla uydurulup Hz. Peygamber (s.a.v)’e iftira ve nispet edilerek rivayet edilen sözlere denir.

Zayıf: Sahih ve hasen dışında kalan hadislerdir. Yani sıhhat şartlarını yaşıdığı için sahih denilen hadisler ile sahihlik şartlarını taşımakla birlikte ravileri zabt yönünden sahih derecesine çıkamayan ravilerin rivayet ettikleri hasen hadis hariç diğer hadislerdir.

Uydurma Hadisleri Tanıma Yolları
İbn Kayyım el-Cevzi

Kitaba dair notlarını bizimle paylaşan Ferhat Özbadem’e teşekkür ederiz.Ferhat Özbadem – 26.05.2011

Bu Yazılar da var

Kocanın Karısı ve Karının Kocası Üzerindeki Hakkı [Rudani / Cem’ul Fevaid]

Kocanın Karısı Ve Karının Kocası Üzerindeki Hakkı Not: Arapça metin ile hadis numaraları durumu -2 …

Sünnet konusunda iki sapkın fırka

***** Her konuda olduğu gibi Sünnet konusunda da ifrat ve tefrite sapan fırkalar vardır. Bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.