Kısa Cevap
Evet, kılınabilir. Râcih olan görüşe göre Cuma günü, güneşin tam tepede olduğu istivâ (zeval) vaktinde nafile namaz kılmak mekruh değildir. Dolayısıyla Cuma’ya 45 dakika kala kuşluk namazı kılmakta hiçbir sakınca yoktur; hatta bu, mescide erken gelip imam minbere çıkana kadar nafile ile meşgul olmanın faziletine dâhildir.
Aşağıda meseleyi kerahat vakitleri, Cuma gününün istisnası ve mezheplerin görüşleri açısından delilleriyle ele alıyoruz.
1. Kerahat (Mekruh) Vakitleri Nelerdir?
Nafile namaz kılmanın nehyedildiği vakitler, sahih hadislerle sabittir. Ukbe b. Âmir (r.a.) şöyle der:
ثَلَاثُ سَاعَاتٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ يَنْهَانَا أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِنَّ، أَوْ أَنْ نَقْبُرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا: حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ بَازِغَةً حَتَّى تَرْتَفِعَ، وَحِينَ يَقُومُ قَائِمُ الظَّهِيرَةِ حَتَّى تَمِيلَ الشَّمْسُ، وَحِينَ تَضَيَّفُ الشَّمْسُ لِلْغُرُوبِ حَتَّى تَغْرُبَ
“Üç vakit vardır ki Rasûlullah ﷺ bizi o vakitlerde namaz kılmaktan ve ölülerimizi defnetmekten nehyederdi: (1) Güneş doğarken yükselene kadar, (2) güneş tam tepe noktasında dikildiği (istivâ) andan batıya meyledene kadar, (3) güneş batmaya yaklaştığından batana kadar.”
Tahriç: Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn 831. Görüldüğü üzere kerahat vakitleri üçtür ve bunlardan biri de istivâ (gün ortası) vaktidir. İşte Cuma günü tartışması bu üçüncü — istivâ — vaktine dâirdir.
2. Cuma Gününün İstivâ Vaktindeki İstisnası
Meselenin özü şudur: Cuma günü, istivâ vaktindeki bu genel kerahatten istisna edilmiş midir? Bu hususta iki temel delil öne çıkar.
2.1. Ebû Katâde Hadisi
عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ كَرِهَ الصَّلَاةَ نِصْفَ النَّهَارِ إِلَّا يَوْمَ الْجُمُعَةِ، وَقَالَ: «إِنَّ جَهَنَّمَ تُسْجَرُ إِلَّا يَوْمَ الْجُمُعَةِ»
“Ebû Katâde’den: Nebî ﷺ, gün ortasında (istivâ vaktinde) namaz kılmayı mekruh gördü; Cuma günü hariç. Ve şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz cehennem (o vakitte) kızıştırılır; Cuma günü hariç.'”
Tahriç ve isnad değerlendirmesi: Ebû Dâvûd, Salât 1083; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ. Hadisin isnadında Ebu’l-Hattâb’ın meçhul oluşu ve Ebû Katâde ile arasındaki muhtemel inkıta (kopukluk) sebebiyle zayıf addedilmiştir. Ancak İbn Hacer ve başka muhakkikler, bu hadisin şâhidleri ve seleften gelen fiilî amel ile hasen li-gayrihî derecesine yükseldiğini belirtmişlerdir. Yani tek başına delil olamasa da, aşağıdaki sahih umumî delille birlikte hüccet değeri kazanır.
2.2. Selmân el-Fârisî Hadisi (Sahih)
لَا يَغْتَسِلُ رَجُلٌ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَيَتَطَهَّرُ مَا اسْتَطَاعَ مِنْ طُهْرٍ، وَيَدَّهِنُ مِنْ دُهْنِهِ، أَوْ يَمَسُّ مِنْ طِيبِ بَيْتِهِ، ثُمَّ يَخْرُجُ فَلَا يُفَرِّقُ بَيْنَ اثْنَيْنِ، ثُمَّ يُصَلِّي مَا كُتِبَ لَهُ، ثُمَّ يُنْصِتُ إِذَا تَكَلَّمَ الْإِمَامُ، إِلَّا غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ الْأُخْرَى
“Bir kimse Cuma günü gusleder, gücünün yettiğince temizlenir, yağından sürünür yahut evindeki güzel kokudan sürünür, sonra (mescide) çıkar, iki kişinin arasını ayırmaz, sonra kendisine takdir edildiği kadar namaz kılar, sonra imam konuşmaya başlayınca susarsa; o Cuma ile diğer Cuma arasındaki (küçük) günahları bağışlanır.”
Tahriç: Buhârî, Cuma 883. Bu hadis istidlâl açısından anahtardır: Rasûlullah ﷺ, kişinin mescide gelişinden imam çıkana kadar geçen sürede “takdir edildiği kadar” nafile kılmasını mutlak olarak teşvik etmiş, bu süre içindeki istivâ vaktini istisna etmemiştir. Cuma günü güneşin tepeye geldiği vakit, çoğu zaman tam da bu “imam çıkmadan önceki” zaman dilimine denk gelir. Nehyin bu vakti kapsamaması, Cuma gününün istisna edildiğine delâlet eder.
2.3. Seleften Gelen Amel
Ashâb ve tâbiînden birçoğunun, Cuma günü güneş tepeye geldiğinde dahi namazı kesmeyip imam çıkana kadar kılmaya devam ettikleri rivayet edilmiştir. İmam Şâfiî bunu ashâbın ameli olarak nakleder. Bu fiilî icmâya yakın uygulama, yukarıdaki nassların anlaşılış biçimini destekler.
3. Mezheplerin Görüşleri
- Şâfiî mezhebi: Cuma günü istivâ vaktinde nafile kılmak mekruh değildir. Bu, mezhebin mutemet (sahih) görüşüdür. Delil, Ebû Katâde hadisi ve Selmân hadisinin umumudur.
- Hanbelî mezhebi: İki rivayet vardır. Meşhur olan görüşe göre Cuma günü istivâ vaktinde nafile kılmak câizdir; İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyim bu istisnayı tercih etmişlerdir.
- Hanefî mezhebi: Kerahat vakitlerinde umumî nehyi esas alır ve Cuma gününü istivâ vaktinde istisna etmez. Onlara göre Ebû Katâde hadisi zayıf olduğundan, sahih olan umumî nehiy hükmü bâki kalır.
- Mâlikî mezhebi: İstivâ vaktinde nafileyi mekruh görmezler; bu görüşleri sebebiyle Cuma günü meselesinde de bir sıkıntı doğmaz.
4. İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyim’in Tahkiki
Şeyhülislâm İbn Teymiyye (Mecmûu’l-Fetâvâ, 23/222 vd.) bu meseleyi tahlil ederken, Cuma günü mescide erken gelen kimsenin imam çıkana kadar nafile ile meşgul olmasının müstehab olduğunu, istivâ vaktinin bu genel teşvikten hariç tutulmadığını belirtir. Ona göre bu istisnanın hikmeti, Cuma gününün ve o gün mescidde ibadete yönelmenin husûsî fazileti ile ilgilidir.
İbnü’l-Kayyim el-Cevziyye ise Zâdü’l-Meâd‘da (1/378 vd.) Cuma gününün hasâisini (özelliklerini) sayarken, bu günde istivâ vaktinde namazın nehyedilmediğini açıkça zikreder ve bunu Cuma gününün müstakil hükümlerinden biri olarak kaydeder.
5. Kuşluk Namazı ile İlişkisi
Sorudaki asıl mesele, kuşluk (duhâ) namazının kerahat vaktine girip girmediğidir. Burada iki önemli incelik vardır:
- Kuşluk vakti zaten istivâdan öncedir: Duhâ namazının vakti, güneşin bir mızrak boyu yükselmesinden başlar ve istivâdan az önce sona erer. “Cuma’ya 45 dakika kala” ifadesi, çoğu mevsimde henüz istivâ kerahatinin dahi başlamadığı bir zamana denk gelir. Bu durumda kerahat tartışması pratikte hiç devreye girmez; namaz zaten temiz vakitte kılınmış olur.
- İstivâya bitişik olsa dahi: Farz edelim ki kılınacak vakit tam istivâya denk geldi. Bu durumda dahi — yukarıda geçtiği üzere — Cuma günü istisnası devreye girer ve namaz sahih olup mekruh olmaz.
Sonuç
Cuma günü, ister istivâdan önce ister istivâ vaktinde olsun, kuşluk namazınızı gönül rahatlığıyla kılabilirsiniz. İki yönden de meşrûiyeti sabittir: Kerahat vakti çoğunlukla henüz girmemiş olur; girmiş olsa bile Cuma günü bu kerahatten istisna edilmiştir.
Bu görüş, Ebû Katâde hadisi, Selmân hadisinin umumu ve seleften gelen amel ile desteklenen; İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyim’in de tercih ettiği râcih görüştür. Cemaate bu farkı anlatırken, meselenin ictihadî olduğunu ve Hanefî çizgisinde farklı uygulandığını hatırlatmak, ilmî edebe daha uygun olur.
İlgili Yazılar
- Namaz ve Kılmayanın Hükmü — İbnü’l-Kayyim el-Cevziyye
- Hâcet Namazı Nasıl Kılınır?
- Teravih Namazı 8 Rekât Kılınır mı?
- Hiçbir Sebep Yokken Namazları Cem Etmek Câiz mi?
İslami Okul Okulların En Önemlisi